Kapitalizm, Müslümanlar ve Kadın

Çağrı filmini çoğumuz izlemiştir. Filmin önemli sahnelerinden biri Habeşistan Kralı Necaşi önünde Cafer-i Tayyar ile o zamanlar henüz müşrik olan Amr b. As arasındaki veciz tartışmadır. Sahnede «İslam’ın kadına bakış açısının nasıl olduğu» Cafer-i Tayyar tarafından güzel biçimde özetlenmiştir. Cafer-i Tayyar: “Allah kadını erkeğe eş olsun diye yaratmıştır.Erkekten farklıdır ama onunla eşittir.” Amr: “Eşit mi!? Satın alırız kadınları; yedirir, giydirir, kullanır, sonra da başımızdan atarız. Hiç kadın erkekle eşit olabilir mi?”

Cafer-i Tayyar: “Allah insanı bir kadın ve bir erkekten yarattı. Amr, seni karnında taşıyan anaya saygın bütün kadınlara yansımalı!”

İslam’ın cahiliye toplumundan nasıl bir medeniyet oluşturabildiğini bu örnek cümlelerde aramalıyız. Gelin görün ki asırlar önce deklare edilmiş bütün eşitlikçi ve hakkaniyete dayalı söylemler bir kenara bırakılmıştır. Nüfusunun büyük çoğunun Müslüman olduğu ülkemizde kadınlara yapılan eziyet dünya standartlarını(!) geçmiştir. 409 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 387 çocuk istismara uğradı. 332 kadına şiddet uygulandı. Bu veriler 2017 yılına ait. Önceki yıllar da bu rakamlardan farklı değil.

Bu rezalet ve ayıp hayli fazla!

***

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü birkaç buket çiçek ile geçiştirilmek istenmesi de işin vahametini ortadan kaldırmıyor. Bugün en fazla istismar kadınlar konusunda yaşanmaktadır.

Sanayi devrimiyle güç kazanan kapitalist sistem, sömürüsüyle ve özgürlük yalanıyla en şaşırtıcı etkisini kadınlar üzerinde oluşturmuştur.

Fabrikalarda canlarından bezdirilinceye kadar çalıştırılan kadınlar, kendi biyolojik ve duygusal yapılarının zarar gördüğü birçok işte çalıştırılmış, reklâm sektörünün metası durumuna düşürülerek aşağılanmışlardır. Sözüm ona feminist örgütler de buna çanak tutmuşlardır.

Özgürleştirilen(!) kadınlar, annelikten uzaklaştırılmış ve bu da süt tozu, kreş, bakıcı, ana-babalı öksüz ve yetim çocuklar vb. gibi yeni nesillerin yetiştirilmesinde birçok sorun ortaya çıkarmıştır. Temel vasfı annelik olan kadın bu vasfından soyutlanarak kapitalizm çarkına dişli olmamalıydı.

Cinsiyetçilikten uzak bir şekilde eşref-i mahlûk olarak yaratılan kadınlarımız “özgür/birey” yalanıyla ezilmeye devam etmektedir.

Günün idrak edilmesine sebep olan trajik olay 8 Mart 1857’de yükselen kapitalizmin getirdiği insan sömürüsüne karşı, insanca çalışabilme, insanca yaşayabilme hakkını müdafaa etmek isteyen 40 bin işçinin ayaklanmasıyla başlamıştır. New York polisinin sert müdahalesi ve işçileri fabrikaya hapsetmesiyle devam eden olaylar esnasında çıkan yangında çoğunluğu kadınlardan oluşan 129 işçi hayatını kaybetmiştir. Bu kadınların yaşadığı ne ilk ne de son hazin hadisedir.

Fıtratına aykırı olarak fabrikalarda olumsuz koşullarda çalıştığı için hastalanan, doğurganlığını kaybeden, patronunun veya amirinin tacizine maruz kalıp susan ve bunalıma giren… örnekler saymakla bitmez.

Çalışma mecburiyetinde bırakılmaması ve/ya çalışma şartlarının annelik gibi kutsal bir vazifeyi icra eden kadınlarımıza uygun hale getirilmesi Müslümanlar olarak görevimizdir.

***

Özgürlükler deyince meseleyi yalnızca “başörtüsü” üzerinden değerlendirmenin kimseye faydası olmadığını öğrenmiş durumdayız. Bu konu üzerinden kutuplaştırılan toplumun sığ tartışmalara kurban edildiği vakidir. Son dönemlerde Müslümanların, «kadın ve aile» ile ilgili konularda tartışmaları cinsellik üzerinden yürütülüyor olması da ayrı bir facia olarak önümüzde durmaktadır. Kişilikler ve ahlak üzerinden değerlendirilmesi gereken konular; cennetteki huri sayısı, cariyelerin hukuku, evliliklerin dörtle sınırlanması, kadın ve erkek deyince sırf şehevi duygular üzerinden konuşulması İslam›a hiç hizmet etmiyor.

Tarihimizde kadın; davasında kocasına destek olan Hz. Hatice, ilim insanı Hz. Ayşe, ev hanımı Hz. Fatıma iken, Akabe biatında peygamberimize destek olan, Kurtuluş Savaşı’nda cepheye mermi taşıyan, oğlunu kınalayıp askere gönderen şahsiyettir. Dinimizde kadın, adını sureye veren (Nisa Suresi), Peygambere (S.A.V.) isteğini çekinmeden dile getiren ve Allah indinde haklı gösterilen adına ve bu nedenle adına ayetler inen (Mücadele Suresi), iftiraya maruz kaldığı için (Nur suresi-İfk Hadisesi) Allah tarafından kollanan korunandır.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Dr. Necmettin Çalışkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

İhsan Taş - Sn.Necmettin kardeş...size tek bir istatik ile cevap vereceğim;

2010-2015 arası işlenen "KADIN CİNAYETİ" sayısı 1134 yani ortalaması 190 KADIN CİNAYETİ.

Sizin verdiğiniz 2017 rakamı ise 409 KADIN CİNAYETİ.

Bu demek ki geçen 2010-2015 istatiğine göre 120% artış demek.

Yani hepimiz bir yerde hata yapıyoruz elbirliği ile;

Ya İSLAMI sizler anlatamıyorsunuz,ya İSLAM adına siyaset yapanlar uygun söylem kullanmıyor yada biz MÜSLÜMANLAR geri zekâsıyız.

Yada en azından 17 senelik muhafazakar iktidar KADIN CİNAYET'lerini azaltmak için katkı sunamamış....maalesef.

ALLAH C.C'u...hepimizi hidayetine mazhar eylesin.

Yanıtla . 1Beğen 11 Mart 12:52

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?