Gizle

Erbakan Hocamızı anlamak

Bir hakkı teslim etmek, O’nu anmak, anlamak, tanıtmak görev ve sorumluluğumuz var. Çünkü şahitliğimiz var... Şahitlerdeniz... O’nun savunduğu, ahlâk, adalet ve barışa, adil düzene herkesin ihtiyacı var. Şunu hemen ifade etmemiz gerekir: O’nu anlamak için İslam’ı, sünneti ve Siyonizm’i bilmek yetmez; anlamak da gerekir. Hak da bilinecek, batıl da. Biz O’na “biatta” tam vefalı/sadık olamasak da, sevmemizin bile bizim ahiretimiz için önemli olduğuna inananlardanız. Çünkü O’nun “kendilerine nimet verilen güzel arkadaşlardan...” (Fatiha, 7-Nisa, 69) olduğuna inanıyoruz. Öyle ya: “Seven sevdiğiyle beraberdir” ve “seven sevdiğinin yolundadır...” İşte Müslüman böyle olmalı! dediklerimizden.

İşte merhum Hocamızı anlamaya/tanıtmaya yardımcı olabilecek “yıldız”lı cümlelerden bir demet sunuyoruz. Görülecek ki, bu özellikleri örnek mümin/muttaki özelliklerindendir. İslam’ın aynı zamanda bir dünya düzeni/hak yol/hayat tarzı olduğunu, İslamsız saadetin, adalet ve barışın mümkün olmadığını delillerle ortaya koydu. Çağımızda İslam’ın yorumunu, doğru tanımlamasını yaptı. Sağcılıkla, solculukla, muhafazakârlıkla İslam’ın ilgisi bulunmadığını vurguladı.

*Ana adı Kamer(ay), oğlu Necmettin (Dinin yıldızı) ile bir bayrak olup semada dalgalanıyor. (Ay-yıldız). Adıyla da soyadıyla da müsemma. Dinde yıldız, siyasette bakan “Erbakan”. Hem ana tarafından hem de baba tarafından saygın ailelerden. (Ana tarafından; Şeyh Şamil’e çıkan seyyid/Baba tarafından; Kozanoğullarından, saraylı) *Üstün zekalıydı,dahiydi,”akl-ı selim” sahibiydi. Tüm eğitim hayatı üstün başarılarla dolu. *Seçilenlerdendi, sıra dışıydı. Rabbi O’nu hem seçti, hem de seçtirdi... *Ümmete, insanlığa bir nimetti. Ümmetin, insanlığın hizmeti için cehdediyordu.(Eli, gözü, kulağı Bosna’daydı, Çeçenya’daydı, Afganistan’daydı, Ortadoğu’da... Tüm dünyadaydı...) *Fikir adamıydı. Sağcı, solcu görüşlere karşı Milli Görüşçüydü. *Ufku genişti, ufuk açanlardandı. Geleceği öngörebiliyor, sağlıklı değerlendirmeler yapıyordu. *İlim adamıydı. 27 yaşında en genç doçentti. Almanya’nın, reddedilemeyecek maddi teklifini reddediyordu. *Projeleri (Siyonizm) deşifre eden, proje üretendi. (İslam Birliği, D-8, Havuz Sistemi). *Dava adamıydı, derdi büyüktü, ümmetti. Davası “ila-i kelimetullah” kadar yüce,derdi ümmet kadar büyüktü. *Siyaset adamıydı. Siyaseti tüm insanlara hizmet aracı olarak görüyordu. Rant, ikbal devşirme aracı olarak görmüyordu. Kendi geleceği için değil. Hakkın egemenliği için siyaset yaptı. Şiddete, kamplaşmaya izin vermedi. İkna yöntemini benimsedi. *Islahatçıydı, müceddiddi. İslam’ın ekmel bir nizam sunduğunu, cihatsız ve siyasetsiz İslam’ın olmayacağını, “Din-devlet/siyaset ayrılığının” yanlışlığını, zararlarını vurguladı. Fatihti (Kıbrıs). Mücadele, mücahede adamıydı, büyük mazlumlardandı da. Yılgınlık, pes etmek yoktu... *Basiret ve feraset sahibiydi. (Ortadoğu sorunuyla ilgili öngörüleri) *Bilge bir insandı. *Müteşebbisti: İlk motoru üretip, şirketini yönetendi. *Hem iyi bir öğretmen, hem de iyi bir eğitmendi. Milli Görüş üniversitesini kurdu, ders verdi, yönetti. *İbni vakt idi. Boş vakti var mıydı? Zamanını iyi değerlendirirdi. *Hem mürit, hem de mürşitti. Keramet sahibiydi. *Ahlakı hamide (güzel ahlak) sahibiydi. Hem ailesine, hem arkadaşlarına, muarızlarına, herkese karşı nezaket timsaliydi. *İnkılapçıydı. Egemen küresel kapitalist düzene itirazla, bunun “adil” bir düzenle değiştirilmesini hedefliyordu. *Şecaat sahibiydi. İç ve dış egemenlere karşı eğilmedi, izzetini korudu. *Adalet ve fazilet sahibiydi. Kimseye zulmetmedi. Kendisine kötülük yapanlara da iyilik yaptı. *Vatanseverdi, “milli”ydi, bağımsızlık ilkelerindendi. *Adaktı. Tuzaklarla döşenmiş mayınlı arazide, her türlü engellemelere aldırmadan, her şeyi göze alarak, yoluna devam etti. *Komutandı. (Kıbrıs, Bosna, Çeçenistan, Afganistan...) Hem ülkemizde, hem de Müslüman coğrafyalardaki hak mücadeleyi destekliyor, yönetiyordu. *Önderdi, imamdı. Kızgınlığı Allah içindi. Zulme karşıydı. Rehberdi, pusulaydı. Ümmete, gençliğe, Müslüman liderlere yol gösteriyordu. Üstün bir münazaracıydı. Söylemleriyle eylemleri uyumluydu. Onunla tartışan sonunda “pes” ederdi. *Rabbimizin hediyelerindendi. *Güçlü bir hatipti. Konuşmak için konuşmazdı. Hikmetle davetçiydi. *İzzetliydi. Egemenlerle işbirliğine tenezzül etmedi. Hak ile halk ile işbirliğini tercih etti. *Dürüsttü. Hakka eğilir, batıla dik dururdu. *Aldatmadı da, aldanmadı da. *Herkese vefalıydı yola, arkadaşlarına. *İyi bir teşkilatçıydı; partiler, STK’lar, sendikalar... (AGD, MGV, HAK-İŞ, MEMUR-SEN, MÜSİAD, İHH, IGMG, İKEV...) *Mayınlar, tuzaklar ve engellere karşı azimli, sebatlı, sabırlıydı. Siyaseti, mayınlı sahada özenle, sabırla, bilgisiyle hikmetle, yılmadan, her türlü engellemelere rağmen yürüttü. Yaralandıysa da pes etmedi, teslim olmadı. Çok mümtaz hasletleri nedeniyle dış güçlerin düşmanlığını üzerine çektiği gibi, birçok Müslüman cemaat önderlerinin de “hasedine” maruz kalıyordu...

Elbette beşerdi/insandı. Meleklerden değildi. Zaafları, günahları, kusurları olacaktı. Ve bu dünyadan göçecekti. 27 Şubat günü -“28 Şubat”ın arefesinde “iman ve cihadına” milyonları şahit tutarak, son nefesinde de şehadet parmağını- ilk partisi MNP’nin amblemi üzere semaya kaldırarak Rabbine hicret etti, döndü… Ardında on binlerce çiçek bırakarak… Son partisi Saadet Partisi’ni ve AGD’yi MGV’yi manevi mirasçı olarak…

O’nu tanıyanlardan, anlayanlardan, sevenlerden, Hak yolunda mücadele edenlerden, böylece ahdine sadık olanlardan, bu yolda can ve mal verenlerden eylemesini Rabbülaleminin kereminden niyaz ediyoruz. Mekânı cennet olsun...

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Abdullah Başaran - Bu kadar çok içerik böylesine veciz bir şekilde özetlenebilir. Elinize ve yüreğinize sağlık. Dualarınıza amin diyorum. Allah razı olsun.

Yanıtla . 0Beğen 16 Mart 23:06

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?