Gizle

Dersin mekân ve zamanı yoktur

Kusursuz örnek ve önderlerimiz, Rabbimizin Kur’an-ı Kerim’inde isimlerini bildirdiği ve bize örnek olacak yönlerini haber verdiği peygamberlerdir.

Bütün peygamberler, kendilerine gelen Allah kelamını, tek harf ilave etmeden ve tek harf eksiltmeden ümmetine tebliğ ediyordu.

Biz, bu günün olaylarına çözüm ararken kendi görüşümüzü değil, bu konuda Rabbimizin ne buyurduğunu ve onun elçisi Hazreti Muhammed’in neler söylediğini ve yaptığını insanlığa duyurmaktır.

Şahsi görüşlerimiz, yedi milyarın içinde, ses tellerimiz, parmak çizgilerimiz gibi ayrı olabilir.

Bunların hiçbirinin diğerine üstünlüğü de yoktur.

Senin doğru dediğin sana göre doğrudur, benim doğru dediğim bana göre doğrudur.

Ama bizi yaratan, kendi vücudumuzun içini biz bilmediğimiz halde bizim bütün hücrelerimize kadar yönetip gıdasını verenin Kur’an’da söyledikleri yedi milyar insanın görüşünün üstündedir, çünkü onların aklını, fikrini yaratan da o Allah cellecelalühtür.

O kusursuz örnek ve önderlerimiz olan peygamberler, kendi yanına gelenlere tebliğ ederdi, evleri eğitim yerleri olarak kullanırlardı. Dağ başlarında, ağaç altlarında, deniz kenarlarında, bu günkü ifadeyle parklarda, özetle yeryüzünün her santimetre karesinin yaratıcısının kelamını her yerde tebliğe devam ederlerdi.

Sevgili Peygamberimiz yeryüzünün mescit kılındığını haber verir:

“Yeryüzü temiz ve temizleyici olarak bana mescit kılındı” buyurmuş” (Buhari, Sahih, K. Teyemmüm, bab 1).

Burada dikkat edilecek husus, kimseyi rahatsız etmeden, bıktırmadan, Müslüman’ca yaşamanın en güzel tebliğ olduğunu aklımızdan çıkarmayalım.

Dünyanın en başarısız davetçileri Yahova şahitleri gibi çalışan Hıristiyan misyonerleridir.

O usul, Hazreti İsa’nın da diğer peygamberlerin de metodu değildir.

Rabbimiz bütün peygamberlerin özelliklerinden birini de şöyle haber verir:

“Senden önce gönderdiğimiz Resuller de yemek yer, çarşılarda yürürdü. Bazınızı bazınıza imtihan kıldık. Sabreder misiniz? Rabbin çok iyi görendir” (Furkan Suresi, ayet: 25/20).

“Onlar çarşıda yürürlerdi.”

Evet, bütün peygamberler, çarşılarda, pazarlarda, fuarlarda gezerlerdi.

Hazreti Musa aleyhisselamın Tur Dağı’nda kırk gün, Sevgili Peygamberimizin Ramazan ayının yirminci gününden bayramın birinci günün sabah namazına kadar itikâfa çekildiği on gün, Hazreti Yunus aleyhisselamın, Rabbinden izinsiz şehri terk etmesinin dışında hiçbir peygamber halktan kopuk yaşamamıştır.

Sevgili Peygamberimizin siretini/hayatını okurken UkazPanayırı’na katılanlara tebliğde bulunduğunu anlatırlar siret yazarları.

Türkçeye terceme edildiği günlerde “panayır” kelimesi meşhurdu.

Bu günlerde geçici olarak kurulan alışveriş mekânlarına “fuar” deniliyor.

Ukaz Fuarı’na Şam’dan Yemen’e kadar birçok ülkeden pazarlamacılar gelirdi.

Ve Sevgili Peygamberimiz fuara katılanlara birebir görüşür ve tebliğini yapardı.

Birebir, küçük topluluklar, cami cemaati, konferans salonları gibi yüz yüze eğitimden sakın vazgeçmeyelim.

Sarhoş bile meyhanede canlı müzik istiyor.

Aynı sanatçının, stüdyoda çekilmiş pürüzsüz şarkısını dinlemek istemiyor.

Dostlukları devam ettirmede en kestirme yol yüz yüze görüşmektir.

Telefonda yalnız sesin olması, mektuptan iyidir.

Görüntülü konuşmak da sesliden iyidir.

Yüz yüze konuşmak ise tarifi imkânsız alışverişler sağlar iki kişi veya daha fazla kişiler arasında.

Kur’an, sünnet ve fıkıh eğitimine sözlü ve tatbikatlı eğitime her yerde, dükkân komşularımızla, daire veya fabrikada arkadaşlarımızla, tarlada komşumuzla bildiklerimizi paylaşarak derslere başlayıverelim. Rabbimiz yardımcımız olsun.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?