Erbakan ‘Toplumsal Barış’ın öncüsü

Bismillahirrahmanirrahim;

Erbakan Hoca ulvi amaçlar uğruna siyaset yaptı. Onun vizyonu Türkiye öncülüğünde dünyayı kuşatıyordu. İnsanlığın huzur, barış ve saadetini amaçladı. “Toplumsal barış”ı, “uzlaşma”yı önemsedi. Ufku geniş, kapsam alanı yüksekti. Ömrünü toplumsal barış ve uzlaşının sağlanmasına adadı.

Erbakan Hoca daha MNP ve MSP dönemlerinde kendileriyle birlikte çalışmayı kabul eden İslami grupları, mensuplarını bünyesine aldı. Sağ-sol kutuplaşmasının zirve yaptığı bir dönemdeki sorumluluğunun farkındaydı. Kamplaşmalar, küresel güçlerin Türkiye’nin kalkınmasını önlemek için kullandıkları tuzaktan başka bir şey değildi. O, mücadelesini hak-batıl eksenine oturttu. Hep hakkı üstün tuttu.

1973 seçimlerinde Ecevit’in CHP’si 1. parti; Demirel’in AP’ı 2. parti; Erbakan liderliğindeki MSP 3. parti olmuştu. Ecevit, Demirel’le “sağcı” diye; Demirel, Ecevit’le “solcu” diye hükümet kurmak istemiyordu. Erbakan’ın partisi “anahtar” durumundaydı. Türkiye hükümetsiz bırakılamazdı. Uzun görüşmeler sonrası CHP-MSP koalisyon hükümeti kuruldu.

Bu koalisyon “sağ-sol kamplaşması”nın etkisini büyük oranda kırdı. Çünkü o günlerde anarşi hâkimdi. Sağcılar, “solcu” diye, solcuların; solcular, “sağcı” diye sağcıların ev, iş yeri ve kahvelerini silahla tarıyorlardı. Yaşanan boykot olayları sebebiyle üniversitelerde ders yapılamıyordu.

Kardeşin kardeşe, köy ve mahallede yaşayanların birbirine düşman edildiği bir dönemde kurulan CHP-MSP Hükümeti kamplaşmaları hafifletti. Erbakan Hoca liderlere ülke menfaati söz konusu olunca bir araya gelinebileceğini öğretti.

UZLAŞTIRICI OLDU

ERBAKAN Hoca, 1973 seçimleri sonrası partisine en zıt görünen CHP ile koalisyon hükümeti kurdu. “Toplumsal barış”ın yolunu açtı. CHP’liler, MSP’yi tanıdıkça, Ecevit’in tabiriyle, “Biz tarihi yanılgı içindeymişiz” demeye başladılar. MSP’lilerin çalışkanlık ve güvenilirliği karşısında CHP’liler, “Bunlar bizim namaz kılan kardeşlerimiz” ifadelerini kullandılar. Uzlaşmanın etkisiyle 7 ay güzel hizmetler yapıldı. Kıbrıs Barış Harekâtı gibi önemli bir karar bu dönemin ürünüdür.

CHP-MSP Hükümeti döneminde sol kesimin İslam’a karşı tutumunda yumuşamalar oldu. Uzlaşma, sanayi alanında büyük atılımlar sağladı. Sanayinin hemen her dalında üretim yapacak fabrikalar kuruldu. Bu görüntü, Türkiye’yi cesaretlendirdi. Hatta İslam dünyasını da ümitlendirdi. Uyanışlarına vesile oldu.

Erbakan Hoca; AP, MHP, CGP, DYP gibi partilerle de koalisyon hükümetleri kurdu. Halkın seçtiği bütün siyasi partilerle çalışabileceğini gösterdi. O; bilgeliği, güler yüzü ve esprileriyle gergin ortamı yumuşatır; toplumsal barış ortamını hazırlardı. Müzakereye açık, “uzlaşmacı” bir tavır ortaya koyardı.

1992’de TRT, “Liderler Zirvesi” programıyla siyasi parti genel başkanlarını bir araya getirdi. Liderlerin stüdyo öncesindeki kamera arkası görüntüleri yayınlandı. Her lider gergin bir şekilde geliyor; bir yere oturuyor; kimseyle konuşmuyor; soğuk rüzgârlar esiyordu. Erbakan Hoca son gelenler arasındaydı. Selamı, güler yüzü, esprileriyle içeri girdi. Ortam hareketlendi. Yüzler gülmeye başladı. O zamana kadar susan liderler birbiriyle iletişime geçti.

MÜZAKEREYE AÇIKTI

İNSANLAR konuşarak anlaşırdı. Sağlıklı iletişim şarttı. Konuşulmadıkça yanlışlar düzeltilemez, toplumda kutuplaşmalar yaşanırdı. Konuşulacak ki, hatalar hatırlatılsın; yanlış zihniyetliler uyarılsın! Erbakan Hoca siyasi üslup olarak bilgilendirme, ispat etme, izah ve ikna yöntemini benimsedi. Hem Türkiye’de, hem de dış siyasette.

İslam dünyası ve bütün dünya liderleriyle iyi ilişkiler geliştirmeye çalıştı. Hac ve umre ziyaretleri münasebetiyle Müslüman ülke liderleriyle dünya meselelerini ve çözüm yollarını görüşürdü. İletişimi koparmazdı.

Erbakan, toplumsal barış için gerekli olan uzlaşmacı tutumuyla Türkiye ve dünyada büyük hizmetler yaptı. Sanayi hamleleri, kaynak paketleri, denk bütçe, havuz sistemi, büyük Kıbrıs zaferi, D-8’lerin kuruluşu bunlar arasında. “Savaş değil; barış” parolasıyla nüfusu en yüksek 8 İslam ülkesini bir araya getirdi.

Erbakan Hoca, milli ve yerli olanı savundu. Hak ve adalet merkezli bir anlayışı benimsedi. Irkçı Emperyalizm, ABD, İsrail gibi bizi yok etmek isteyen ülkelere karşı uyardı. Gücümüzü kıran gruplaşma ve kamplaşmaya izin vermedi. Ülke olarak güç birliği yapılmasını savundu.

Bugün de Erbakan’ın talebeleri aynı yolu izliyorlar. Birlikte yaşadıkları insanlarla konuşarak, anlaşarak problemlerin çözülmesinden yanalar. Kimseyi dışlamıyorlar. Ülke insanının birbiriyle çatışmasının felaket olduğunun şuurundalar.

1. Dünya Savaşı’nın konuşulduğu günümüzde “toplumsal barış” o kadar önemli ki! 12 Eylül, 28 Şubat gibi süreçler liderlerin kavgacı tutumları yüzünden yaşandı. Milli Görüşçüler ülkenin yeni sıkıntılarla karşılaşmaması için çalışıyorlar.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?