Gizle

Abbas Emmi diyor ki…

Ara ara Sıhhiye’deki müzisyenler kıraathanesine uğrarım. Farklı kişilikler var orda. Sohbetlerine kulak açar, kimileriyle de birebir konuşurum.

Hayat dershanesi gibi, müzisyenler kıraathanesi.

Abbas emmi de, oraya devamlı gelenlerden… Ferdi Tayfur’dan tutun da Müslüm Gürses’e kadar, hepsinin arkasında saz çalmış biri. Güngörmüş biri.

O gün vardım… Selam verdim. İçeride beş on kişi vardı. Hepsi geceden kalmaydı. Hâlâ, geceleri orda burada çalışıyorlardı. Ara ara düğünlere de gidiyorlarmış.

Hoşbeşten sonra, dedim ki, nasıl görüyorsun gidişatı?

Yaşı yetmişi aşkın… Bıyıklarının üstü boyalı, altı kırlaşmış… Boyanın ömrü bitmiş. Saçları da öyle… Seyrekleşmiş ve dipleri beyazlaşmış. Dedi ki;

Ben, Demirel’i yakından tanıdım. Konserlere götürürlerdi bizleri… Sahneye çıkar, konuşur, milleti güldürürdü. Herkesin ismini cismini bilirdi. Kendisini yerden yere vuranlara güler geçerdi… Ecevit de öyleydi. Türkeş de… Hatta Erbakan’a bazıları hakaret ederlerdi… Söylenmedik söz bırakmazlardı muhalefet olsun diye. O kimseyi mahkemeye bile vermedi. Siyasetin cilvesi dedi, geçti gitti.

Ya şimdi… Şimdi, dedim, şimdiki siyasetçiler ne yapıyor?

Sen, yazarsın, gazetecisin... Siyasetçiydin değil mi? Eh, dedim, biraz var. Etrafa bakıyorum, dedi. Tuhaflık geziniyor sanki… İnsanlar birbirine güvenmiyor. Hafiften bir korku var sanki… Niye tam bilemedim. Herhalde bu sahtekâr Amerikacılar darbe yaptılar ya…

15 Temmuz FETÖ darbesi mi?

He, he, o dedi. Ondan sonra biraz daha loş oldu sokaklarımız… Eskiden herkes herkesi eleştirirdi, atardı, tutardı, kimse dönüp şöylesin böylesin, hainsin, falansın demezdi. Şimdi neden oldu böyle bilmiyorum?

Çaylar geldi, çaylar gitti.

Virtüöz lakaplı Cemil atladı lafa… Dedi ki, sen CHP’lisin onun için böyle şeyler söylüyorsun… Ne var memlekette, şükürler olsun, her şey güllük gülistanlık… Kimse bize hava atmıyor eskisi gibi… Şimdi Tayyip baba var. Vurdu mu, yıkıyor şükürler olsun.

Karşılıklı atışmaya başladılar.

Biri, Tayyip beyi kahraman ilan ediyordu, diğeri, otoriter.

Virtüöz Cemil, reis, vurdu Esad’a... Vurdu PKK’ya… Afrin de düştü şükürler olsun… İçerde karnımız tok, başımız dik... Daha ne istiyorsunuz?

Hiç beklemediğim bir cevap verdi virtüöz… İnsanlık, dedi, sustu.

Virtüöz, başladı nutuk atmaya… Sanki önünde binlerce insan vardı. Miting yapan siyasetçi gibiydi.

Abbas, dedi, Abbas kendine gel… Eskiden aldığın paraya bak, şimdi aldığın paraya… Eskiden evin var mıydı, hanın var mıydı, halin var mıydı?

Vardı, dedi Abbas… Virtüöz, daha beter öfkelendi. Ne varı be, yalan atma... Acından ölüyordun bilmiyor muyum?

Açtım, ama yine de insanca yaşama umudum vardı…

Şimdi hem toksun, hem insansın Abbas, dedi virtüöz… Şükret Allah’a… İnkârcılardan olma.

Kıraathane ikiye bölündü… Birileri Abbas’ın yanında durdu, birileri virtüözün… Sözün bir yerinde Abbas emminin haykırışı herkesi suspus etti.

Şerefli toklardan olmak istiyorum… Çok mu? Beni Allah şerefli yaratmış, şerefimizi, dünyalık şeylerle takas etmeyeceğim… Bu kadar.

Curcunaya dönüşmüştü sohbet… Çıktım. Duymuyordum onları… Yağmur yağıyordu Ankara sokaklarında.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Remzi Çayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?