Bir gazetecinin serencamı - 6

Arşivler gazetelerin hafızasıdır. Paha biçilemez bir hazinedirler değerini bilenlere. Milli Gazete’nin arşivi de bu anlamda eşsiz parçaları bünyesinde barındıran saklı bir hazineydi benim için.

Staja besmeleyi çekip başladıktan sonra ilk işimiz fotoğrafların tasnif edilmesi işine dört elle sarılmak olmuştu. Ben, staj arkadaşlarım Yusuf Özşahin ve Sabri Karatepe binlerce fotoğrafın nasıl olacak da bu kadar kısa sürede tasnif edileceğini kara kara düşündük. Zira şahısların bazılarını önceden biliyor bazılarının ise ilk defa fotoğrafını görüyorduk. (Bu arada Yusuf’un kendi pastanesinden getirdiği acıbademleri ve kuru pastaları da anmamak olmaz doğrusu. Bu durum bizim için staja ayrı bir renk katmıştı.)

Bir numaralı dosyayı rahmetli Erbakan’a vermiştik. O kadar çoktu ki Erbakan’a ait fotoğraflar. Zamanla Erbakan ve beraberindeki kişilere de ayrı ayrı dosya açmak zarureti hâsıl oldu. İki numaralı dosya Oğuzhan Asiltürk, üç numara Şevket Kazan, dört numara rahmetli Ali Oğuz… Diye başladık tasnife. Yabancı şahıslar için de ayrı bir numaralama yapmıştık. O da birden başlamıştı.

Fotoğraf arşivi sadece şahıslardan oluşmuyordu elbette. Konular da bulunuyordu. Konuları Dewey Onlu Tasnif sisteminden esinlenerek Milli Gazeteye göre bir konu tasnif sistemi oluşturmuştuk. Fotoğraf geldikçe önceden belirlenmiş numaralara göre sınıflandırıyor ya da yeni bir konu başlığı açarak numaralandırıyorduk.

Fotoğrafların yanında ayrıca geniş bir dergi ve gazete koleksiyonu da bizi bekliyordu. El Wasat’tan el Mecelle’ye, Time’den Newsweek’e, Stern’denMiddleEast’a değin onlarca yabancı dergi düzenli olarak alınıyor ve arşivleniyordu. Yerli olarak çıkan haftalık, aylık, üç aylık dergiler de takip ediliyordu elbette. Dergilerin yanında ulusal çapta yayın yapan tüm gazeteler de satın alınıp arşivleniyordu. Üstelik gazeteler bir takımı ciltlenmek üzere saklanıyor diğer nüshalar ise kullanıma sunulduktan sonra toplanarak gelecekte oluşturulması planlanan bilgi bankasına kupür arşivi noktasında kaynak olsun diye biriktiriliyordu. (Bilgi bankası projesi ne yazık ki gerçekleşemedi.)

İşte 1991 yılı Aralık ayında başlayan staj maceramız 2000 Ağustos ile 2006 Nisan ayları istisna olmak üzere bugüne değin sürdü pek muhterem okuyucularım. Aradan geçen bunca yılda kendimi hep stajyer olarak hissettim. O ilk günkü heyecanı korumaya çalıştım. Neticede ben Milli Görüşlü biriydim ve rahmetli Erbakan’ın deyimiyle Milli Gazete davanın topçu kuvvetiydi. Ve acizane bendeniz bu kuvvetin içerisinde bir parçacık da olsa katkı sağlayabildimse kendimi bahtiyar addedeceğim.

Milli Gazetede sadece arşivde görev yapmadım elbette. Tashih servisinde geçirdiğim günleri unutmadığımı ve müsahhih olmaktan gurur duyduğumu da ayrıca ifade etmeliyim. Gece amirliği yaptığım dönemlerde paketleme servisi elemanlarının eksik kaldığı noktalarda paketleme de yaptım, vazife bendenize deruhte edildiğinde sorumlu yazıişleri müdürlüğü de yaptım bu süre zarfında. Yeri geldi gece değişiklik yapılması gerektiğinde elemanın olmayışı nedeniyle renk ayrımı da yaptım, operatörlük de. Elime fotoğraf makinasını alıp bir adayın peşine düşmüşlüğüm de var gazeteyi temsilen toplantılara katılmışlığım da.

Bu süre zarfında üzüldüğüm anlar da oldu, çok mesut olduğum anlar da. Kendimi yapayalnız hissettiğim de oldu kocaman bir ailenin içinde olmaktan gurur duyduğum da. Bazen hor görülüp üvey evlatmışçasına davranıldığı da oldu, rahmetli Erbakan’la sohbet etme imkânı bulunca öz evlat olduğumu hissettiğim de. Çeşitli sebeplerden dolayı gözyaşlarımı içime akıttığım anlar da oldu, dişlerimi sıkıp yutkunduğum anlar da. Partide hasbelkader üst düzey vazife almış ama eline bir broşür bile almamış olanlardan teşkilatçılık dersi (!) aldığım da oldu, parti toplantısında Milli Gazetedeki ufak aksaklıklardan dolayı sitemkâr sözler işittiğim de. Çok güzel insanlarla tanıştığım da oldu, bir daha adını duymak dahi istemeyeceğim insanlarla muhatap olduğumuz da.

Çok şey yaşadım Milli Gazetede. Bunların bir kısmını zaman zaman siz değerli okuyucularımla paylaştım, bazılarını kendime sakladım bazılarını ise (Allah nasip ederse) yazmayı düşündüğüm anılarımda paylaşacağım. Her gün daha iyiye, daha güzele ulaşmaya gayret gösterdim. Elimden geldiğince verilen görevi layık-ı veçhile yerine getirmeye çalıştım. Müessese benim için şahıslardan önemliydi. Şahısların yaptığı yanlışlardan dolayı kuruma küsmedim. Hiçbir zaman duruşumu ve yürüyüşümü değiştirmedim. Elbette ben de günahkâr bir kulum neticede ve benim de yanlışlarım, hatalarım, yapmamam gereken işler olmuştur. Bilerek bir hatanın içerisine düşmemeye çalıştım. Bilmeden yapılan hatalarım için ise Allah’tan affımı niyaz ederim.

Bu yazı ile birlikte Milli Gazete’nin 40. yılı münasebetiyle âcizane kaleme aldığım “Ömrümün yarısı ömrünün yarısı” başlıklı yazı ile başladığım köşe yazarlığına bir virgül koyuyorum. Rabbim ilerleyen zamanda neler gösterir bilemediğimden siz değerli okurlarımdan haklarınızı helal etmenizi istirham ediyorum. Bu satırların yazarı âcizin de varsa bir hakkı helal olsun. Allah’a emanet olun…

Selam ve dua ile…

Minik bir tebessüm

Şart midur?

Bir gün Temelle Dursun otururlarken Temel Dursun’a;

- Ula uşağum ben politikaci olacağum. Der

Dursun, Temel’e dönüp:

- Sen deli misun ki politikaci olacaksun…

Temel, Dursun’a şaşkın bir şekilde bakarak:

- Neden deliluk şart midur? Der.

İlgilisine notlar:

* “And olsun ki, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık; onların kalpleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha sapıktırlar. İşte bunlar gafillerdir.” Araf suresi - 179

* “Doğruyu gördüğü halde düşüncelerini değiştirmeyenler cahillikleriyle mutluymuş gibi yaşarlar.” Albert Einstein

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Soğan fiyatlarının yükselmesindeki sebep sizce nedir?