Gizle

Okumanın Canına Okudular!

İslâm’ın ilk emri, “Oku!”dur. Resûl-i Ekrem Efendimize (asm) nâzil olan bu ilk âyet üzerinde tefekkür etsek, bunun nasıl bir mu’cize olduğunu anlarız. “Oku!” emri ile başlayan Kur’ân-ı Kerim’in kendisi de kâinat kitabını okumaktadır. Şu kâinat, gerçekte büyük bir Kur’an gibidir. Cenab-ı Hakkın birliğini, azâmetini, kudretini anlatmaktadır. Ancak, bu muhteşem kitabı okuyabilmemiz için bir rehbere ihtiyacımız vardır. O da Kur’ân-ı Kerim’dir. Kur’an-ı Kerim’in mesajlarını layıkıyla anlayabilmemiz için de bir “Muallime” ihtiyaç vardır. Rabbimiz (cc) onu da göndermiştir. O da Peygamber Efendimizdir (asm). Kur’ân insanın başındaki akıl gibidir. Resûlullah’ın (asm) ortaya koyduğu Sünnet-i Seniyye ise kalb gibidir. Nasıl akıl gidince insan deli olur, kalb durursa ölürse; Kur’ân-ı Kerim âlemden gitse şu kâinat deli gibi olur, kıyamet kopar. Sünnet-i Seniyye kaybolsa yine bu dünya ve insanlık âlemi ölür. Bu hakikatlere ancak okumakla ulaşılır. Okuyan insan istikametini kaybetmez. İstikamet, yani sırat-ı müstakim ise insanı “Dârü’s-selâm”a yani Cennete kavuşturur. Okuyan insan hem bu dünyada, hem de ahirette mes’ud olur. Tarihe baktığımızda, bu “okuma” sırrını kavrayanların dünyada izzetle yaşadıklarını görürüz. Muhteşem İslâm devletlerinin ortak vasıfları, okumaya ehemmiyet vermeleridir. O devletin idarecileri, cihad için sefere çıktıklarında da yanlarında develere yüklenen kitapları götürmekte ve onları okumaktaydı.

İslâmın düşmanları, bu gerçekleri bildiklerinden Müslümanları okumaktan uzaklaştırmak için ellerindeki bütün imkânları kullandılar. Müslümanlar, “İkra’” emrini işitince, bu emrin gereğini yerine getirmiş ve yine âyet-i kerimedeki emr-i İlâhî mucibince “Allah’ın ismiyle” okumaya başlamışlardı. Mekke Müşrikleri, Mü’minlerin bu okuma azmi karşısında öfkeden deliye dönüyorlardı. İlk önce, okumayı engellemek için, “şamata çıkarın!” dediler. Sahabeler Kur’an okumaya başladığında bağırıp çağırmaya, davul, dümbelek çalmaya başladılar. Baktılar, gülünç oluyorlar. Bu bakımdan, “alternatif okuma projesi” geliştirdiler. İran’dan develer dolusu hikâye ve masal kitapları getirdiler. Bu projeleri de tutmadı. Müslümanlar okudular, okudular…

İslâm’ın düşmanları, Müslümanları okumadan uzaklaştırınca zafer elde edeceklerine inanıyorlardı. Müslümanlar okumadığı zaman, onların canlarına okuyacaklardı. Onun için ilk önce okumanın canına okumak için proje geliştirdiler. Ve an itibariyle itiraf edelim ki bunda muvaffak oldular. Gidin evlere bakın, nice evde kütüphane yok, kitap yok. Kitap olan evlerde de okuyan yok. Toplu taşıma vasıtalarına binip bakın, okuyan yok. Okullara gidip bakın, okuyan yok. Varsa yoksa akıllı telefon ve sosyal medya hesapları, internet, televizyon… 1400 sene boyunca Müslümanları okumaktan uzaklaştırmak için çırpınanlar, neticede emellerine kavuştular, zafer elde ettiler.

Okuma ölünce ne oldu? Cehalet kıyama kalktı. Müslüman Müslümanın kuyusunu kazar oldu. Tekbir getirerek kardeşini öldürür oldu. Bunun neticesinde de İslâm yurtlarına düşmanlar doldu. Müslümanlar birbirini öldüredursun, onlar keselerini doldurdu. Dünyevî saltanatlarını ilan ettiler. Gün onların günü oldu. Keyiften dört köşe oldular.

Her nereye gitmişsek, aynı suâle muhatap oluyoruz: Ne olacak halimiz? Çâre mi arıyorsunuz, Kur’ân’a bakın, Hadis-i şeriflere bakın. Hıra Mağarasında çınlayan “İkra!” emrini hatırlayın. Besmeleyle birlikte meâlen okuyalım: “Yaratan Rabbinin adıyla (Besmele ile) oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku ve öğren! İnsana bilmediklerini öğreten ve kalemle yazdıran Rabbin ekremdir (en cömerttir).” (El- AlakSûresi, a. 1-5)

Şimdi insanlar “beşik uleması” olmuş. Daha kelimeyi doğru yazmasını bilmiyor, ama her gün on defa yazıyor. Bir de beğenildi mi değmeyin keyfine. İşte size yazar! Diğer mesajları da okuyor. İşte size okur-yazar bir vatandaş! Eline kitap almayan bir yazar!

İşte böyle dostlar! Okumanın canına okudular. Ve… Böylelikle hepimizin canına okudular.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Ahmet - kimse kusura bakmasın da bugün müslümanların bu kadar cahil ve pespaye olmasının sebebi bu toplulukların başındaki sözde liderler ve hükümetlerdir, adam gibi eğitim ve iktisat sistemleri kursalardı böyle olmazdı hepsinin suçlusu hükümetlerdir rejimlerdir...

Yanıtla . 0Beğen 05 Mart 10:43

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?