Gizle

Yalnız ölüm

Bundan yedi sene önceydi. Aylardan şubat.

İnsan çoğu şeyi yalnız göğüsleyebilir fakat insanın yalnız göğüslemek zorunda kaldığı en acı şey nedir bilir misiniz?

Baharın taze yağmuru ve güneşi insanı ağlatır mı? Ölümü yalnız taşımak zorundaysa ağlatır. Ölümü yalnız taşımak yani tek üzülen olmak orada, o odada, o mekanda ortamda. Gökyüzüne bakıyor binlerce karga sürüsünün çemberini izliyor hüzünle. Bir şey koptu içinden cız etti. Küçük henüz beş yaşına yaklaşmış daha bir tanımış ölümü mezarı. Toprak kokusu ona yalnız onu hatırlatmış.

Göğsünde cenk coşkusu. Ellerinde kırmızı güller. Yolunu gözlediği geçiyor tezahürat yapıyor eller. Ay gibi parlak bembeyaz takımından daha beyaz yüzü. Niye seviyor bu kadar? Dedesi gibi niye seviyor böyle kalpten bunca çok?

Sonra yıllar sonra ağlıyorsa hüngür hüngür, gidişine işte vaktinde onu kalbinde böyle sıkı taşıdığından. Kalbinde sımsıkı taşıdığından.

İsterdi onun torunu olsun ya da şeyh olsun o, kendisi de onun yolunda derviş. İnsan en iyi öyle unutur sancıyı. Dünya yalansa niye üzülelim. Niye bağıralım niye çırpınalım. Boğazda düğüm kan demir leblebi. Dünya ve nefes onda saklı.

Ölmüş diyorlar. Ölmüş olabilir mi? Âşıklar ölmez ölmüş olabilir mi? Ölünce tesiri çoğalır çünkü ten hapishanesinden kurtulur saf ruh kalır. Tesiri çoğalır bunu iyi bil unutma zihninde bir çivi harita hatırlatıcı. Unutma.

Onu çok seviyorken hüznünü yalnız taşıdığı okul koridorları şahit ki yalnızlığın en ağırı ölümü yalnız taşımaktır.

Şubat, soğuk.

Nefis ve seyri sülûk meselelerine gelebilmek için önce bunu anlamalı. Saygı neden? Çünkü yaratılmış. Yaratılmış yani yaratıcının eseri esere sahibi dolayısıyla saygı. Hürmet Allah’a, onun eserine. Nefsi yenmek? Nefsi yenmeye gelmeden tasavvufun ne olduğunu bildiğini sanmak yanıltıcı. Nefsi yenip yenmediğinin en basit yolu senden üstün olana bakman. Ne hissediyorsun? Kin öfke nefret mi? Onu neden sevmedin? Kin nefret öfke mi?

Seyri sülûkunu tamamlamış muhteşem birini tanımıştım. İsmail dedemi. Ne kızar ne öfkelenirdi. Ölümünü önceden görmüştü seyrinde. Onun sevdiği olmak kıymet için yeter artardı insana.

Aynı coşkuyu çocukluğumda sürdüren de böyle mükemmel bir ermişti.

Onların hatırına dünya güzeldi.

Ölmüştü. Ölmüş olabilir miydi? Âşıklar ölmez. Birkaç gün sonraydı. Okula gidecektim. Yola çıktım. Selâlar veriliyordu. Sağdan soldan yukarıdan ve aşağıdan tüm yönlerden koca bir şehirde selalar veriliyordu. Nefesimi tuttum otobüse bindim. Durağa gittim. Beklerken sakallı bir amca koştu telaşlıydı Ahmet dedeme benziyordu. Bir başka amca koştu yine sakallı o da İsmail dedeme benziyordu. Otobüse bindiler. Otobüs ona gidiyordu. Selalar onun içindi. Ben zihnimle o otobüse binerken bedenimle okula gidene binmiştim. İndim. Yürüdüm. Nolmuş? Dediler, her yerde sela var, niye ki? Ne var ki? Ünlü biri mi öldü? Nolmuş? Dediler. Ağladım.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Hatice Çay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?