Merhaba Dava

Makam sahibi insanlardan duyunca insanın güleceği gelen bazı kelimeler vardır. Dava kelimesi bunlardan biri. Özel işyeri ya da devlet kurumlarının en tepesindekiler dava diyor. Aynı kurumlarda hiçbir sıkıntısı olmayanlar dava diyor. Bu tür insanlar dava dediğinde insana bir gülmek geliyor. Neden acaba hiç düşündünüz mü?

Karnını kebapla bir güzel doyuruyor. Üstüne ayranını da güzelce içiyor. Yetmiyor künefenin en güzelini de midesine indiriyor. Çayı beğenmiyor kolaya vuruyor bardak bardak. Sonra başlıyor bunları bulamayan insanlara dava anlatmaya. Bu manzara karşısında insanın gülesi gelmez mi!

Ultra lüks arabasına biniyor. Trilyonluk dairede oturuyor. Maaşı on bin liradan az değil. Oradan buradan götürdüğü ihale yüzdeliklerini de hesaba katarsanız sekiz kere onbini buluyor maaşı. Asgari ücretle ya da asgari ücretten biraz fazlaya çalışanların karşısına geçip başlıyor dava anlatmaya. İnsan bu dava denilen şey nasıl bir şey ki seksen bin lira geliri olan sekiz bin lira geliri olmayana dava anlatıyor deyip kahkaha atası geliyor!

Çalıştığı kurumda kime ne yalakalık yapılacağını çok iyi biliyor yapıyor. Terfileri üçer beşer geçerek en yukarı makama ya da en yukarıya yakın makama varıyor. İşi gücü yanardönerlik, düzenbazlık. Kimlerin kul hakkını yediğini kimlerin ahını aldığını hiç hesaba katmıyor. Yüksek makamda olayım da ne olursa olsun diyor. Yüksek makamda olayım gelsin de paracıklar nasıl gelirse gelsin diyor. Paracıklar cebine doluyor mutlu oluyor. Mutlu mutlu başlıyor dava anlatmaya. Anlatılan dava o kadar komik duruyor ki bırakın insanları kargalar bile yukarıda gülmekten dört dönüyor!

Torpille memur, öğretmen, imam, polis, komiser, danışman, müsteşar, müdür oluyor. Özellikle de torpille öğretmen olanlar. Yine özellikle torpille imam olanlar. Torpille öğretmen olmuş öğretmenler öğretmen öğretmen başlıyor dava anlatmaya. Torpille imam olmuş imamlar imam imam başlıyor dava anlatmaya. Diğer memurlar da bunlardan farklı değil. Torpille geldikleri makamlara gelirken kimlerin hakkını yediklerini hiç düşünmüyor torpilli öğretmen ve imamlar. İnsan buna gülmez de neye güler!

Her seçim döneminde her parti ülkeyi kurtarıyor. Ülkemiz de hep seçim döneminde zorda oluyor. Seçim öncesi partiler birbirlerine demediklerini bırakmıyorlar. Biz iktidara gelince şunu, şu konunun hesabını sormazsam bilmem neyim diyerek, onlar vatan haini, onlar hortumcu, onlar şucu, onlar bucu diyerek veryansın ediyorlar birbirlerine. Seçim zamanı geldi miydi birlikte hareket edelim, birleşelim, şöyle yapalım böyle yapalım diyorlar başlıyorlar dava anlatmaya. Şu karikatürize davacılara gülmeyelim de ölelim mi!

Her şey bulunduğu makamdaki koltuğuna bağlıyken kendini dünyayı kurtaran adam zannederek dünyayı ben kurtarıyorum havasına giriyor. Her şey çıkarına ters gelinceye kadar doğru güzelken ve çıkarına ters geldiğinde kötülemeyeceği hiç kimse yokken en dava sahibi benim triplerinde dolaşıyor. Maaş vermeseler bir dakika durmayacağı kurumda dava için çalıştığını söylüyor. Koltuk sevdası olmasa yakınından bile geçmeyeceği partide en dava sahibi kendisi olduğunu göstermeye çalışıyor. İnsan böyle yanardönerlere gülmesin de marsa mı taşınsın!

Öyle bir dava ki davacılar kul hakkı yiyor, adam kayırıyor, torpil geçiyor, hukuksuz davranıyor, adaletsizlik yapıyor, kendi gelirini haksız bir şekilde artırıyor, dünyanın en pahalı en güzel yiyeceklerini yiyor, içeceklerini içiyor, arabasına uçağına biniyor, lüks dairelerde oturuyor, kısacası yiyor içiyor mutluluktan havalara uçuyor. Davacılar dava diye bir morfin icat etmiş olmasınlar!

Bize de böyle acı acı gülmek kalıyor!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?