Din eğitimi ama nasıl?

DİN eğitimi nedir ve nasıl verilir?

Bunun üzerinde düşünen çok kişi olduğunu sanmıyorum.

Ne de olsa kalıplarımız ve alışkanlıklarımız var. Belli kaideleri öğretmek, belli duaları ezberletmek yetiyor çocuklara dini eğitim vermek için.

Hâlbuki davranışlara sirayet edecek, hayata katılabilecek şeyler lazım.

Çocuklarımız ve gençlerimiz tam da bunların yoksunu.

Bu kadar çok din ve ahlâk programının yapılıp dersinin verildiği bir toplumda gençlerimizin artarak devam eden buhranlarını anlamak kolay değil.

Kalplere nüfuz edilmiyor.

Din anlatıcıları dini anlatmaktan o denli yorgun ve bitap düşmüşler ki onları dinleyen hiç kimse inandırıcı bulmuyor.

Sevgi, merhamet, adalet ve insaf eksikliği hissediliyor konuşmalarında.

Fıtratla barışık bir din eğitimi müfredatına ihtiyaç var. Bu müfredatı tabiattan aynen kopya alabiliriz. Su gibi, hava gibi, toprak gibi doğal ve tamamlayıcı.

Gençlere teklif ettiğimiz şey her ne olursa olsun önce kendi üzerimizde deneyelim, bize uyarsa, ondan sonra onlara da teklif götürelim. Kendi hayatımızda hiçbir emaresi olmayan düsturları gençlere öğütlemek akıl kârı değildir. Önce sen yaşa sonra yaşantını ete kemiğe bürünerek şahsiyetinle teklife dönüştür. Yoksa gerisi zevahiri kurtarmaktan öteye geçmeyecektir.

TASAVVUF TEDBİRLERİ

İslam’ın özü züht ve takvadır. Zira din samimiyet ve samimi niyettir. Niyetin seni doğru bir istikamete taşısın istiyorsan ilim, hikmet ve marifetle tanışmalısın. Kâl değil hâldir asıl olan. Oktay Akbal, “Önce ekmekler bozuldu” diyordu bir kitabında. Köprünün altından çok sular aktı, şimdilerde geldiğimiz nokta ‘önce niyetler bozuldu’ noktası. Ruhu besleyecek gıdaları alarak nefs-i emmareyi tedip ve terbiye etmek gerekirken, bunun tam tersini birer umde gibi sistemleştirip, kurumsallaştıran tasavvuf erbabına bakıp hüzünlenmemek elde değil. Şirket ve holdinglerle taşınır taşınmaz mallar edinerek ciddi ciddi Allah’a ulaşmayı hedefleyen tarikatların durumu bu konuda ek tedbirler almayı gerekli kılmaktadır.

Bir; ticarete bulaşan tarikat kârı eksen alacağından en fazla kârını muhafaza eden bir muhafazakâr olabilir. Bu yüzden mesafeli durmalı ticarete, ticaretini Kur’an’da ifade edildiği şekliyle Allah’la yapmalıdır.

İki; siyasete yaklaşan bir tarikat, yolunu çatallaştırıp zorlaştırmış olur. Hakikatle rabıtası kaybolur. Bir müddet sonra siyasetin kapsam alanına dâhil olur.

Üç; verasete tamah etmemeli. Mirasa konmak, manevi mirasını babadan oğla, dededen toruna sürdürmek huyundan vazgeçmelidir.

OKUMA-YAZMA SEFERBERLİĞİ

Ülke çapında başlatılan okuma-yazma seferberliği son derece güzel ve etkili bir hamle. Cumhurbaşkanımızın bu seferberliğe öncülük etmesi meselenin bir başka önemli boyutu. Okuma-yazmayı öğretme usulleri düne göre bugün daha bir kolaylaşmış durumda.

Bu kampanya hayırlısı ile başarılı bir şekilde neticelendikten sonra yapılması gereken ikinci seferberlik şu olmalı: Okuma-yazma seferberliği! Yapılan şey bundan başka ne ki? diye çıkışabilirsiniz. Fakat yine de sakin olun. Benim söyleyeceğim şey okuma-yazmayı sökmek değil, gerçek, aktif okuryazar olmaktır. İnsanımız okumuyor, toplumumuzun yazmayla başı hoş değil. Sadece okuma-yazmayı bilen değil, aynı zamanda bunu uygulamaya geçirebilen insanlara ihtiyacımız var. Kitapevlerine, sahaflara, kütüphanelere doğru daha hızlı yürüyebiliriz pekâlâ.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Ismail Sabaz - Yolunuz açik olsun!

...

Beni daha sonra hatirlarsiniz!

( Daha dogruyu; ' Animsayacaksiniz!)

Sevgi Ile dolunuz ki size Yol gösterir!

...

Ismail Sabaz

Yanıtla . 0Beğen 27 Şubat 20:52

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?