Düşünce ve davranış arasındaki ilişki

Olaylar hakkındaki düşüncelerimiz duygularımızı duygularımız ise davranışlarımızı doğrudan etkiler. O nedenle bir davranışı değiştirmek istiyorsak önce o davranışı tetikleyen düşünceyi değiştirmek zorundayız. Mesela iş görüşmesine giderken “ya işe kabul edilmezsem” deyip olayı felaketleştirirseniz, görüşme esnasında panik yapmanız kaçınılmaz olacaktır. Ortaya çıkan kaygıyı sağaltmak için bunun bir ölüm kalım meselesi olmadığını, aksine sizin için bir deneyim olabileceğini düşünmeniz yeterli olacaktır.

Eğer verdiğimiz sözü yerine getirmiyor ve bu davranışı kalıcı hale getiriyorsak, sözünde durmanın bir sorumluluk olduğunu göz ardı ediyor ve bu konuda hassasiyet taşımıyoruz demektir. Bu davranışı tetikleyen düşüncemizi değiştirmedikçe, davranışlarımız üzerinde etkili olamayız. Yani önce, değiştirmek istediğimiz davranışın kökenine inmeli ve bu konudaki çarpık düşüncemizi değiştirmeliyiz. Eğer verilen sözde durmamanın inandığımız değerlerle örtüşmediğine kuvvetle inanır ve bu inancı düşüncelerimize yerleştirebilirsek davranışlarımız kendiliğinden değişecektir.

İnsani ilişkilerimizde yaşadığımız sorunlardan biri de düşünce ve davranışlarımız arasındaki çelişkidir. Bu çelişki sadece karşımızdaki kişiyi değil, ruh halimizi ve moral durumumuzu da doğrudan etkiler. İnandığımız şeyle davranışlarımız arasındaki çelişki zihnimizi yorar, böyle durumlarda kendimizi kötü hisseder ve geriliriz.

Ne yazık ki toplumumuzda özgün irademizle hareket etmemize izin verilmez sonucu ne olursa olsun çevrenin dayattığı normlara uyum sağlamamız istenir. Bu durum düşüncemizle duygularımız arasındaki uyumu ortadan kaldırır ve gerginliğe sebebiyet verir. Peki, ne yapabiliriz? İlk evvela tutum ve davranışlarımızla düşüncelerimiz arasındaki çelişkiyi ortadan kaldırmak ve tutarlı bir yol bulmak zorundayız. Yani inandığımız gibi yaşamalı ve bunu kalıcı hale getirmeliyiz. Ve değişime giderken kendimize şu soruları mutlaka sormalıyız:

Biz gerçekten olmak istediğimiz gibi miyiz yoksa taktığımız maskelerin esiri miyiz?

Kendimiz olabildik mi yoksak olmak istediğimiz kişinin rolünü mü oynuyoruz? Kendimizle yüzleşmekten kaçınmamalı ve yaşadığımız bilişsel çelişkiyi özgün irademizle ortadan kaldırmalıyız.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

03

Ahmed Uzun - değerli yazılarınızdan dolayı teşekkür ederim.

Yanıtla . 0Beğen 07 Mart 22:16
02

Resülü Küçük - Fatma hanım, insan davranışları ile düşüncesi arasındaki farkı kişinin değer yargısı belirler değer yargısına bağlılığı veya gevşekliği tavrından belli olur. Özellikle ülkemizde 28 Şubat'tan sonra değer yargısı çok büyük saldırıya uğramış içinde bulunduğumuz sonucu doğurmuştur. Eskiden müslümanların örtü ve hoş görme kavramına ciddi bağlılığı vardı, şu anda ise bu kavramlar zarar gördü ve tamamı hoş görme kavramına yüklendi bu hoşgörüyü herkesin göstermesini istiyor kabul etmeyenede beklenmedik tepki gösteriyor. Müslümanların bu durumdan kurtulması için tekrar değerlerine sıkı sıkı bağlanmalı ve referansı İslam olmayan her akıma karşı sağlam durmalıdır. Ve en önemlisi de bunun için mücadele edenlere köstek değil destek olmalılar. Allah'ım içimizdeki beyinsizler yüzünden bizide helak etme.

Yanıtla . 2Beğen 24 Şubat 08:33
01

Rüstem Engin - "Makul bir yol.." diyorsunuz. Yani fikirlerinizle toplum içerisinde yaşıyamıyorsanız birazda kendinizi onlara göre ayarlayın mı demek istiyorsunuz?

Yanıtla . 0Beğen 23 Şubat 23:30

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?