Gizle

Erbakan, fabrikalar, ihanetler; Kur’an ve ilim…

“ERBAKAN’IN SON FABRİKALARI DA SATILIYOR!” ara başlıklı ve içerikli, “Erbakan’ı anmak; Erbakan yapar, bunlar satar!” başlıklı yazımımın yayımlandığı gün; Prof. Dr. Ahmet Maranki’nin “Türk tarımında ihanetler devam mı ediyor? Kenevir, tütün, şekerpancarı, hayvancılık...!?(1)” başlıklı yazısı (Yeni Akit’te) yayımlandı...

Yazımın bir bölümünün özü şöyleydi: Türkiye’nin millî ve stratejik 14 şeker fabrikasının satışına yönelik çalışmalar hızlı bir şekilde yürütülürken, bu satışla birlikte Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dan kalan son fabrikalar da satılmış olacak...

Bu yazı, Prof. Maranki’nin bu konudaki birinci yazısı; yazısın sonunda şu uyarıları yapıyor: “Şeker pancarındaki oyun! / Şeker fabrikaları kapatılıyor! / Gelecek yazımızda şeker fabrikalarının kapatılması sebebini, Türkiye’deki holdinglerinin, gıda ve medya patronlarının hükümetle olan işbirliği, mısır şurubu, nişasta bazlı şekerle ilgili gerçekleri aklı gözüne inenlere de anlatacağız inşallah! Aynı oyunun şeker pancarında oynanıp, bu necip milletin tarımının yok edilmesini, köylerimizin boşaltılmasına…” Prof. Maranki gelecek yazıda bunları yazacak…

Prof. Dr. Ahmet Maranki’nin şu uyarıları da çok önemli: “Mısır şurubu firmaları ülkeyi yok ediyor, tabii bunların neticesinde hayvancılık da bitecek. Türkiye’de tarım yok edilmek isteniyor bu dönemde. / Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu şekerle ilgili zehir gibi bir rapor hazırladı. / Şeker fabrikaları birer birer AKP döneminde kapatılıyor! / Bu konuda ulusal medyada haberler yorumlar yapılıyor ama kimse duymuyor. Sıradaki en büyük ihanet Anadolu’da şeker fabrikalarını kapatmaktır. / Türkiye’de yapılan en yanlış işlerden birisi sanayiye yönelik olan tarım ürünlerini yok etmektir.”

Erbakan’ın “GÜMÜŞ MOTOR FABRİKASI” bu iktidar döneminde tamamen kapandı!

Hadi, bu vesileyle -birçok kişinin bildiği- bir sırrımı vereyim: Geçen yıl, birkaç ay, hasbelkader, içinde Türkiye’nin “ALTAY TANKI MOTORU” projesi de olan yoğun bir çalışma içinde oldum... Sanayicilerden siyasilere, sivil bürokrasiden askeri bürokrasiye kadar, en üst düzeyde görüşmelerimiz oldu… Tek kelimeyle, içinde “İHANETLER” de olan durumlarla karşılaştık; bence, bu kelimeden ötesi veya berisi teferruat… Dikkat ettiyseniz, Prof. Dr. Ahmet Maranki’nin bugünkü yazısının başlığında da “İHANETLER” kelimesi var; bu vesileyle hatırlatayım dedim…

Bu yazılanlar can sıkıcı; bu yüzden bu konuda bugünlük yazacaklarım bu kadar!

KUR’AN VE İLİM çalışmalarımıza sığınmak en iyisi olacaktır, diyeyim… Ve… 952’inci yani geçen haftaki KUR’AN VE İLİM çalışmamızdan aktaracaklarıma geçeyim…

***

‘Batılılar medresenin hiçbir usulünü tam anlamadıkları gibi cübbesini almışlar, kitaplarını almışlar ama bir türlü tedris usulünü alamamışlar. Türkiye’yi geri bırakmak için de medreseleri kapattırmışlardır. Medreseler maalesef hâlâ açılmış değildir.

Mescitler birer medresedir. Bir kimse bir kitabı yazar veya yazanlardan birinin kitabını alır. Mescitte bir rahle edinir. Aynı saatlerde isteyenler gelip dersi dinlerler. Bunlar sadece dinleyenlerdir. İsteyen ders halkasına gelip ders almaya başlar. Hoca baştan başlatır. Dersi öğrenciye anlattırır. Gerekli gördüğü yerleri sorar. ‘Geç’ derse yeni derse geçilir.

İşte, medresenin bu usulü Suffe Ashabı’nın usulüdür.

Kur’an’da da “ders” kelimesinin yorumu böyle olur.’

***

‘Zarar da etseniz, verdiğiniz sözde duracaksınız.

Başladığınız hayırlı bir iş Allah’a verilen sözdür. Sözünüzde duracaksınız. Hatta karşınızdaki insan sözünde durmasa bile siz sözünüzde duracaksınız.

Hukukta, karşılıklı taahhütler yapıldıktan sonra, karşı taraf sözünde durmazsa, siz sözünüzde durursanız, o zaman talep hakkınız doğar.’

***

Ve’s-SELAM mea’d-DUA…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?