Gizle

Ömrünü Davasına Adamış Adam, Erbakan

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.

Her nefis ölümü tadacaktır ve ölüm belirlenmiş bir vakit olarak değişmez ilahi bir kanundur. ALİ İMRAN 145: “Allah’ın izni olmadıkça hiçbir kimse ölmez. Ölüm, vakti tayin edilmiş bir yazıdır. Kim, dünya nimetini (servet ve iktidarını) isterse, kendisine ondan veririz ve kim de ahiret mükâfatını (saadet ve iktidarını) isterse, ona da bundan veririz. Biz şükredenleri yakında mükâfatlandıracağız.” Her fani gibi Erbakan Hocamız da kendisi için tayin edilmiş ecel geldiğinde, bir imtihandan ibaret dünya âleminden, mükâfat ve ceza hayatı olan ahiret âlemine hicret etmiştir. 29 Ekim 1926 da başlayan dünya hayatı, 27 Şubat 2011 tarihinde 85 yıllık ömür ile son bulmuştur.

ERBAKAN

Erbakan Hocamızı bu yıl, vefatının 7. Senesinde “Ahlak, Adalet, Barış” teması ile anıyoruz. Hocamıza, “ne olarak anılmak istersiniz?” diye sormuşlar. O da: “Malıyla canıyla cihad eden bir Müslüman olarak anılmak isterim” cevabini vermiş. Gerçekten de hocamız, istediği gibi anılıyor. Hocamız; kınayıcıların kınamasına aldırmadan ömrünü inandığı hak davaya adamış şuurlu bir Müslüman idi. İnönü: “Bir adam çıkmış, mekteplerde Gazali’yi okutacağız diyormuş…” sözleriyle onu tanımlarken, cumhuriyet tarihinde bir adam yetişti, oda dinci çıktı diyerek bir hakkı teslim ediyordu. Ecevit, onunla tanıştıktan sonra ona olan mahcubiyetini “tarihi yanılgı” sözüyle ifade ediyordu. 28 Şubat sürecinde Demirel ondan, inancı için “gemi azıya almış adam olarak” söz ediyordu. Siyonistler, Amerikalılar, Siyonist Haçlılar onu “zeki ve tehlikeli” olarak kodlamışlardı. Erbakan Hocamız her zaman kendi ifadesi ile davasına bağlılıkta “hedefine kilitlenmiş bir tank” gibi olmuştur.

DERDİ DAVASI OLAN ADAM

Çocukluk döneminde bile, bütün insanlığın saadeti için yeni bir saadet dünyasını kurmanın hayallerini kuruyordu. İslam savunma dini değildir, taarruz dinidir inancıyla hep aksiyon ve eylem adamı olmuştu. Şükreden bir kul olmanın, cihad eden bir Müslüman olmaktan geçtiğinin şuuruyla “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya”nın kurulması içindi bütün çabalar… Erbakan Hocamız “Önce Ahlak ve Maneviyat” esasını mücadelesinin önde yürüyen bayrağı edinmişti. Anne ve babasından ilmihalini öğrenmiş, İstanbul’a taşındıktan sora lise yıllarında Fatih Camii müderrislerinden Hüsrev Aydınlar (1953) hocadan birçok ünlü insanla birlikte akaid, tefsir, hadis, fıkıh derslerini görmüştü. Ayrıca Gümüşhanevi dergâhının önemli meşayihlerinden Serez’li Hasib efendinin, Kazan’lı Abdülaziz (Bekkine) efendinin, Mehmet Zahit Kotku efendinin ders halkasına dâhil olmuştu. Bu himmet ehlinin terbiyesinden geçmiş olan Erbakan Hocamız, elde ettiği bu birikimini, İslamsızlıktan dolayı harap olmuş bütün gönülleri İslam ile tamir etmek için kullanacaktı. Hayatı “iman ve cihad” olarak okuyan Erbakan hocamız, malını ve canını inandığı davası için vakfetmişti. Ve Erbakan Hocamız bizlere öğrettiği gibi ömrünü “takatinin sonuna kadar cihad ederek” noktalayacaktı. O, bir kimsenin davası için yapacağı maddi ve manevi fedakârlığın, İslam’ca duruşun, samimiyetin, sadakat ve teslimiyetin örneği olarak bizlere hep rehberlik etmiştir. Erbakan demek “dava delisi” adam demektir.

ZORU BAŞARMANIN ADAMI

İftiraya uğramıştır, hapse atılmış, horlanmış, yok sayılmış ancak O, zor da olsa yolu yürümeye devam etmiştir. O bütün çalışmalarında “Zor bir yolda yürümek mecburiyetinde olan insanlar, yolda yürümeye başlamadan önce, gönüllerinde ve zihinlerinde yürümek ve yol almak zorundadırlar. Evvela, bu yolu ben nasıl aşarım, korkusundan kurtularak yola çıktıklarında görürler ki, yol zor da olsa bir müddet sonra aşılmış yürünmüş ve hedeflenen yere gidilmiştir. İşte o zaman, insanların yüreklerinde, aslında yolun zannedildiği kadar zahmetli olmadığına ve bütün sıkıntılı yolların aşılabileceğine dair bir iman doğar” inancıyla, aşkını ve heyecanını canlı tutmuştur. Erbakan Hocamız, bizim fikir dünyamızı yeniden tecdit etmiştir. İslami şuurun gelişmesinde müessir önder olmuştur. Onun şu sözü istikametini arayanlar için önemlidir: “Ben de AKP’de hakka hizmet ediyorum” diyorsan kendini aldatırsın. Sen orada ancak şerre hizmet edersin. Niçin? Çünkü hakkın yolu tektir, ona da ancak Saadet’le hizmet edilir, …Saadet Partili olacaksın başka çaresi yok.” Erbakan Hocamızın çığır açan önemli sözlerinden bazıları şunlardır. “Hakk›ı üstün tutmak her zaman saadet getirir. Milli Görüş; bu milletin inancıdır, tarihidir, kimliğidir, ruh köküdür. İman varsa imkân da vardır. Cihad: Kur’an nizamını kurmak ve yürütmek için var gücümüzle çalışmaktır. Namaz dinin direği, cihat ise zirvesidir. Müslüman; hakkın hâkimiyeti için motor, şerrin yok olması için fren olma görevlisidir. Cennete girmek için, mutlaka Müslüman olmak gereklidir, ancak bu dünyada, adil bir düzenin himayesinde, huzur ve emniyet içinde yaşamak için, sadece insan olmak yeterlidir. Bizim davamızda kimse kendi için yaşamaz, herkes kardeşi için yaşar, menfaati öldürmenin en kolay yolu budur. Bir milletin asıl gücü; topu, tüfeği, tankı değildir, imanlı ve inançlı evlatlarıdır. Allah’ın en sevdiği insan, sorumluluğunu bilen ve kendi görevini en iyi şekilde yerine getiren insandır. İmanla küfür bir kalpte birleşmez ve barışmaz. Her gece kıldığımız vitir namazında okuduğumuz kunut duasında Allah’a: “Ey Rabbimiz, facir ve fasık kimselerle bütün bağlarımızı kestik ve senin dinini yıkmak isteyenleri terk ettik” sözünü vererek başımızı yastığa koyarız. Acaba biz Müslümanlar, Allah’a verdiğimiz bu sözü tutuyor muyuz?” Facir; itikadı bozuk, görüşü batıl olan kimsedir. Fasık: ameli bozuk, ahlâkı berbat kimsedir. Allah’tan, Erbakan Hocamıza, geçmişlerimize ve bütün dava büyüklerimize bir kez daha rahmet diliyoruz. Selam hidayete tabi olanlara…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?