Gizle

Karşıdaki Burası

Bana inandığın kadar ilgi alanıma girersin bana inanmadığında ilgi alanımdan çıkarsın. Sana inandığım kadar ilgi alanına girerim sana inanmadığım zaman ilgi alanından çıkarım. Her insan için geçerlidir bu. Önemsemeyip önemsiyor gibi görmek de önemseyip önemsemiyor gibi görmek de aynı kapının iki koludur. İkisi de hem içeriden görüşü hem dışarıdan görüşü temsil eder. İçtenliğin hafifliği arttıkça dozajındaki ağırlık da eksilmeye başlar. Hafifliği hafife alanların kendine karşı bir ağırlığı yoktur. Kendi merhalesini kundaklayanların düzey kantarına bakacak yüzü olamaz. Dahası merhale gibi bir ölçü birimi zaten onun kıyısından geçmemiştir. İçindekilerle dışındakilerin tutarsızlığı tutmak fiilini iptal ettirecek kadar güçlü yapıda. Hangi tepeden baksak kesif bir boşluk var.

Hafiflik revaçta ya bütün ağırlık birimleri kovulma pozisyonunda. Nerede bir köklü ağaç var yapraklarının sararması için ellerinden gelen ellerinden geri konulmuyor. Ağaç mutlaka kemirilecek. Hiç olmazsa kabukları yüceltilecek. Yapraklarının yeşilliği mi onunla ilgilenen ara ki bulasın. Kökünün sağlamlığı? Sağlamlık neydi yahu! Taş mı yoksa. Taş olsaydık da görmeseydik mi denilecek yoksa taş olmaya hücum mu edilecek. Toprağı tutmuş rüyaların dağılma durumu mu. Sürekli uyku halinden toprak bile sıkılabilir. Bu kadar nadasa bırakılmış yürek toprağa değmeyecek mi. Sağlamlık ruhun derinliklerinde. Kim inanıyorsa o, o kadar var. Her insana içler dışlar toplamı lazım.

Buradan baktığımızda buradan bakmış olmuyoruz; baktığımız yerden bakmış oluyoruz. Baktığımız yer önemli. Nereye bakıyoruz. İç mi dış mı? Gerçekten iç mi dış mı? İkisi birlikte olamaz mı? İkisi birlikte olması gerekmez mi! Kendi içtenliğini kaybeden kendi düzeyini de kaybetmiş olmaz mı. Havanın neminden mi faydalanmak gerek. Yoksa havanın güneşinden mi. Puslu havayı sevenlerin ruh karanlığı hangi sokağı aydınlatabilir. Havanın nemiyle havanın güneşi aynı kapıya çıkmaz mı. Kötülüğün popülizmi kimi ferahlatabilir. Ya da çıkarların birleşik krallığı hangi gönlü ısıtabilir.

Nereye baktığımızın önemi bakmadığımız yeri de belirlemez mi. Nereye bakmıyorum. Neden sorulmayan sorudur bu. Verilmiş cevaptır çünkü. Bakacak bir ağırlık yoksa bakmıyoruzdur. Hafifliği legalleştirmenin hiçbir ağırlık devletine katkısı olamaz. Hangi günü anıyorsan o günün yüzeysel ruhunu içinde duyuyorsun demektir. Kimsenin kimseyi ışık oyunlarıyla kandırmaya hakkı olamaz. Anlık parlaklıkla kesintisiz ışık aynı değil. Ruhun kesintisiz ışığa ihtiyacı vardır. İhtiyaç duyulmayan, ruhta varlık kazanamaz. İhtiyacın rengi önemli.

Kimliği çirkinliğe düşmüşlerden güzellik rengi sadır olmaz. Bataklığı kendi mevkisi için artırdıkça artırır. Ne kadar bataklık varsa o kadar sinek de vardır etrafında. Sinekler sürekli över bataklığı. Bataklıktan sadır olanlar bataklığı aydınlık sanırlar. Başka bir derinlik görmemiş çünkü. Göreceği de yok. Oysa ufka baksa. Kendi küresini görse. Belki içi dışına tamamlansa. İçi dışına rücu etse. Çünkü güzellik beklenir.

Yaygınlaşmanın yolunun hafiflikten geçtiği sanısı ne yol koydu ne yolcu ortada. İçteki dışarıya dıştaki içeriye yansımadan ağacın kökü gelişemez. Öyle kabuk kemirmek kimseye bahar getirmez. Bahar, bahar gibi bakılırsa var. Bu, böyle.

İnsan inandığı kadar inandığının alanına girer!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?