Vefatının Yüzüncü Yılında Sultan Abdulhamit Ve Devrin Âlimlerinin Konumu

Sultan II. Abdülhamid, tarikat mensubu ve hilafet mührünü abdestsiz basmayacak kadar mütedeyyin bir insandı. Hilafet makamında oturduğu 33 yılın tamamını eğitim, öğretim, imar ve Hilafeti ayakta tutmak ve etkinleştirmek için geçirmiştir. Çinli Müslümanları dahi Hilafet makamına bağlamak için ta Pekin’de okul açmıştır. Ama bütün bunlara rağmen şeriata ihanet etmekle, zulüm ve istibdatla suçlanarak hilafet makamından azl edilmiştir. İşte Elmalılı Hamdi Yazır’ın kaleme aldığı ve Şeyhul-İslam’ın İttihatçı çetelerin tehditlerinden korktuğu için imzaladığı o sözde fetva: “Müslümanların imamı olan kimse, bazı önemli şer’i konuları şeriat kitaplarından çıkarsa ve bu kitapları yasak etse, yaksa ve yırtsa, devlet hazinesini israf edip şeriata aykırı şekilde harcasa, idare ettiği kimseleri şer’i sebep olmadan öldürse, hapsetse, sürse, başka türlü zulümleri de adet edindikten sonra doğru yola yemin etmişken sözünden dönerek Müslümanların yaşayışını tamamen bozacak şekilde fitne çıkarmakta direnip onları birbirlerine öldürtse, buna engel olacak durumdaki Müslümanlar, onun bu zora dayanan tutumunu ortadan kaldırınca, İslam memleketlerinin pek çok yerlerinden hal’ edilmiş tanıdıklarını ispatlayan haberler gelip yerinde kalmasına kesinlikle zarar ve ayrılışında iyilik düşünülürse, kendisine imamlık ve sultanlıktan vazgeçme teklif etmek veya hal’ etmek şekillerinden hangisi meseleyi çözen ve bağlayan işlerin sahibi olanlar tarafından daha iyi görülürse yapılması yerinde ve vacip olur mu?” Burada yazılanların tamamının iftira ve yalan olduğunu en iyi bilen kişi Şeyhülislam Ziyaeddin Efendi olmasına rağmen can korkusuyla “el-Cevap, olur” yazıp mührünü basıyor. Kendi canının bağışlanması karşılığında bütün Müslümanların başsız ve sahipsiz bırakılarak; can, mal ve namus emniyetinin ortadan kalkmasını sağlayan yolu açıyor. 27 Nisan 1909’da imzalanan bu hal’ fetvası ile 33 yıldır halifelik makamında oturan Sultan II. Abdülhamid’in devri sona eriyor ve hilafet de fiilen varlığını kaybediyor. Bundan sonra da felaketler birbirini izliyor. Nihayet Osmanlı da Hilafet de elimizden kayıp gitmiştir. Emperyalist kâfirlerin dört bir yandan kuduz köpekler gibi Osmanlı topraklarına saldırmak ve zenginliklerine konmak için beklemekten yorulduğu, akla hayale gelmeyen hile ve entrikalar çevirdiği bir dönemde ne yazık ki İslam Halifesi yalnız bırakılmıştır. Sadece yalnız bırakılmakla kalınmamış ayrıca Osmanlı âlim ve münevverlerinden bir çokları İslam halifesine karşı oluşan cephede saf tutmuşlardır. Mehmet Akif, Said Nursi, M. Hamdi Yazır, Süleyman Nazif, Rıza Tevfik de bunlardandır. Nitekim Necmeddin Erbakan Hoca da aynı Abdülhamit siyasetiyle 1970’li yıllarda ortaya çıktığında onu yıpratmak için birçok hoca sahneye sürülmüş, kitaplar yazdırılmış ve köy köy dolaştırılarak iftira ve yalanlarla dolu vaazlar yaptırılmış, gazeteciler de bu yalanlar ballandırılarak anlatmıştır. O iftiracılardan birisi olan A. Turan Alkan Erbakan’a nasıl iftira attığını yazdığı makalede itiraf etmiştir. Yukarıdaki fetvayı kaleme alan M. Hamdi Yazır’ın duruşu zaten ortadadır. Rıza Tevfik ise Abdülhamit Han hazretlerine İttihatçıların etkisiyle nasıl baktıklarını “Sultan Abdülhamid Han’ın Ruhâniyetinden İstimdat” şiirinde şöyle anlatıyor:

Pâdişah hem zâlim, hem deli dedik /İhtilâle kıyam etmeli dedik;

Şeytan ne dediyse, biz “beli” (evet) dedik; / Çalıştık fitnenin intibahına (uyanmasına).

Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz / Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz.

Sade deli değil, edepsizmişiz. / Tükürdük atalar kıblegâhına.

Bu görüşlerden pişmanlığını aynı şiirin son kıtasında şöyle dile getiriyor:

Lâkin sen sultânımgavs-ı ekbersin / Âhiretten bile himmet eylersin,

Çok çekti şu millet murada ersin / Şefâat kıl şâhım mededhâhına.

İttihatçıların İslam halifesini en çok sıkıştırdıkları hilafet makamındaki son devresinde halkın ve özellikle âlimlerin desteğini en fazla ihtiyaç duyduğu bir dönemde Said Nursi Fatih Camii kürsüsündendir ve İttihatçıları göklere çıkaran bir konuşma yapmaktadır. Bir ara kendini tutamaz ve eliyle caminin kubbesinde bulunan 4 halifenin isimlerini işaret ederek: “Bu İttihatçı paşalar öyle büyük bir iş yapmaktadırlar ki şu kubbedeki isimler kaldırılıp onun yerine bunların isimleri asılsa sezadır (daha uygundur). Zira onlar Peygamberi görerek ona halifelik yapmışlardır. Ama bunlar (İttihatçı paşalar) Hz. Peygamberi görmeden onun halifeliğini yapıyorlar” diyerek İttihatçı çete liderlerini adeta göklere çıkarır. (Said Nursi’nin bu konuşmasını Ömer Nasuhi Bilmen hazretleri bizzat Fatih Camii’nde kulaklarıyla dinlemiştir. Bu hatırasını vefatından birkaç sene önce M. Emin Saraç ve talebesi Ahmet Yüksek kendisini ziyarete gittiklerinde Emin Saraç Hocaefendi’nin Said Nursi hakkında soru sorması üzerine anlatmıştır. Bana bu olayı o ziyarette hazır bulunan ve bu sözleri Ömer Nasuhi Bilmen’in ağzından bizzat dinleyen Ahmet Yüksek hoca anlattı. Ömer Nasuhi Efendi’nin bu konuşmasının her iki şahidi de halen hayattadır.) Said Nursi daha sonra pişmanlık duymuş ve 1959’da Ankara’ya giderek torunu Nemika Sultan’dan helallik istemiştir. Bunun detayı Abdülhamit Han hazretlerinin torunu Orhan Osmanoğlu ve tarihçi Kadir Mısırlıoğlu anlatmaktadır. Abdülhamit Han’ın şahsi haklarını helal etmesi için onun torunundan helallik almak belki kendi gönlünü biraz olsun ferahlatmıştır ama başsız kalan İslam ümmetinin, yüzyılı aşkın bir süredir çektiği bunca acı ne olacak? Hangi güç ve hangi makam bu acıları dindirecek, acı çeken gönülleri ferahlatacak?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

03

Hak - Sagdan soldan kes kopyala yapistir yapmakla saga sola camur atmakla bu is yurumez. Sen en kucuk sahabeyi en buyuk veli zattan daha ustun goren bir bedizzamani nasil halife i raşidini ittihatcilardan daha asagi gormekle suclarsin. Sen kimden af dileyeceksin acaba ya duyduklarin yalansa...

Yanıtla . 1Beğen 04 Nisan 23:40
02

Yusuf Memur - Burdaki esas mesele

Kanaat önderi oldukları iddiası(!)"nda olan zevatın ektigi fitne tohumlarının ümmet"i parçalaması mevzuudur

Tevbe etmiş(!)

Eee tevbe etmeleri ellerindeki çamuru temizler

Peki milletin üstüne sürdükleri çamurlar..??

Ahirette davacıyız

Hem abdulhamid han gibi bir şahsiyete yaptıklarından

Hem'de hilafetin ilgasına sebeb olduklarından dolayı

Rahmetli ERBAKAN HOCA"mız

Hakan abdulhamid han siyasetini güderken

Yine said"ler türedi

Kimi sakallı

Kimi traşlı

Yine aynı yöntem ile siyaset sahnesinde yerlerini aldılar

Yakın zaman iftiracıları ise zaten dünyada BELA"larını bulacak inşaALLAH

Yanıtla . 1Beğen 12 Şubat 16:49
01

Kafkas Kartalı - NİTEKİM O YILLARDA ERBAKAN HOCA 7 KÖYDE İKİNDİNAMAZI KILMIŞ GÖSTERİŞ OLSUN DİYENLERE BU İDDİALARININ MATEMATİĞE AYKIRI DIR . DİYE SÖYLEDİĞİMİZDE PİS PİS SIRITARAK NASIL ADİLEŞTİKLERİNEDE ŞAHİT OLDUM ÜSTADIM .

Yanıtla . 0Beğen 12 Şubat 09:26

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?