Düşmanı dost bellemek!..

Afrin operasyonu ilerledikçe dost bellediğimiz düşmanlarımızın ikiyüzlülüğü, sahtekârlığı bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmaya başladı. Aslında Haçlı ittifakına mensup hangi ülke söz konusu olursa olsun, Türkiye’ye ve İslam âlemine karşı dost olmadıklarını/olmayacaklarını yıllardan beri gizlemeye bile gerek duymuyorlar. Adeta, yalan söylemeyi politikalarının esası haline getirmişler. Yalancıya kızalım ama sürekli olarak düşmanlarımızı dost, müttefik olarak ilan ettiğimizden dolayı kendimizi de sorgulayalım. Bu sorgulamayı yapmaz isek dost bildiğimiz düşmanlarımızın işini kolaylaştırmış oluruz.

Dost ve müttefik ABD’nin(!) PKK/YPG’yi silahlandırdığından haberi olmayan kalmadığına göre öncelikli olarak kendimizi kandırmaktan vazgeçelim, Haçlı ittifakının bize dost olmayacağı/olamayacağının artık farkına varalım. ABD ve AB ülkelerine yıllardan beri biz ne kadar dostluk gösterirsek gösterelim, elimizi ne kadar uzatırsak uzatalım dostça bir karşılık görmediğimizi, kısacası dost bellediklerimizden düşmanlık gördüğümüzü bilerek hareket etmemiz gerekiyor. Çünkü insanları ve devletleri düşmanların değil dostlarının oyalaması, problem çıkarması, ikiyüzlü davranması üzer ve yorar. Hâlbuki düşmana karşı şahıs planında da, uluslararası planda da kendinize göre tedbirler alırsınız, ona göre tavır belirlersiniz. Dost bellediklerinizden gelecek her türlü tehlikeye karşı korunmasız olursunuz. Kısacası, düşmanlarınızın attığı bombaya karşı hazırlıklı olursunuz ama dost bilip arkanızı döndüğünüz ülkelerden gelecek bir saldırı sizi daha çok üzer ve yorar.

Konuyu Suriye bazında ele aldığımızda TSK’nın karşısında sadece teröristlerin değil dost bellediğimiz düşmanların olduğunu görüyoruz. Daha önce terör örgütlerine ileride toplanacak, Türkiye’ye karşı kullanılmayacak denilerek verilen silahlar bugün askerimize karşı kullanılıyor. Teröristlerin harekâtın başlangıcından bu yana Kilis ve Hatay’a yönelik füze saldırılarının 100’e ulaştığı hatırlandığında, tankımıza karşı kullanılan füzenin de dost bilinen bir ülkeye ait olduğu düşünüldüğünde artık, bugüne kadar dost bellediğimiz bazı ülkeleri bu listeden çıkartarak düşmanlarımız listesine almak zamanı gelmiştir. Bu yapılmaz, hâlâ bir takım düşmanları dost ilan etmeye devam edersek bu yanılgının bedelini ağır ödemek durumunda kalırız.

Bu noktada medyaya da, “Stratejik silahlar Afrin’de ortaya çıktı” başlığı ile yansıyan haberden kısa bir alıntı yapmak istiyorum:

“Afrin’in Şeyh Horoz bölgesinde TSK’ya ait bir tankın vurulması ve 6 Mehmetçiğin şehit düşmesinin ardından gözler bölgede terör örgütü PKK’nın kullandığı özel silahlara çevrildi. Üretici ülke ve seri numaraları silinen füzelerin terör örgütünün eline nasıl geçtiğinin ispatı adeta imkânsız.”

Son sistem silahların terör örgütünün eline nasıl geçtiğinin sanıyorum ispatına gerek yok. Binlerce TIR silahı terör örgütüne ABD verdiğini hiç inkâr etmedi. Hâlâ da terör örgütüne silah sevkiyatı sürüyor. Yani olayın bilinmeyen bir yanı yok. Kaldı ki, kime ait olduğunu ispatlamanın da anlamı yok. Çünkü bu silahların sahipleri herkes tarafından biliniyor. Hiç olmazsa bundan sonra bir takım düşmanları dost olarak nitelendirmekten vazgeçelim ve bu silahları kullananları ve depolarını havaya uçuralım. Bize karşı kullanılan silahların kime ait olduğunun fazla bir anlamı yok. İster dost bellediklerimiz, ister düşman bildiklerimiz vermiş olsun, bize karşı kullanılıyorsa verenler Türkiye’nin düşmanlarıdır.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?