Reklamı Kapat

Yalan Söyleyerek Bir Şey Elde Ettiysen Sen, En Büyük Kaybedensin Sen!

Dünya için hepimiz geçiciliğini “üç günlük” diye vurgularız. Ama yaşarken en az aklımıza gelen bir gün bu dünyadan göçüp ahirette hesap vereceğimiz gelir. Ahirette vereceğimiz hesap yaşadığımız çağda ve mekânda şahitliklerimiz olacaktır. Ama biz şahit olmayı önemsemeyiz. Zaten bir olay olunca “şahit yazılmamak” için oldukça emek veririz, şahit yazılmaya korkarız. Ama Kur’an’da müminleri tanımlarken bir tanım da “şahitlerdir” tanımıdır.

Biz Müslümanlar yaşadığı çağda İslam’ı iyi temsil edebilmeleri için yaşadıkları çağın ekonomi-politik durumu iyi anlamaları ve çözümlemelerini iyi yapmalıdır. Bu her ümmet için de böyle olmuştur. Mekke müşriklerinin en büyük korkuları müşrik dinleri üzerinden elde ettikleri, hac ibadeti sırasında elde ettikleri menfaat ve çıkarlarıydı. Bu paralarla elde ettikleri güç ve makamla diğer insanlara üstünlük kurmanın, kaba kuvvete sahip olmanın imkânlarından vazgeçmek istemediler. Kur’an bize müşrikleri tanımlarken, “Eğer onlara (müşriklere), “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı sizin istifadenize kim verdi?” diye sorsan, elbette “(Bunları yapan) Allah’'tır” derler. (O hâlde) nasıl (oluyor) da, (Allah'a şirk koşarak, haktan/hakikatten) yüz çeviriyorlar?” Yani müşrikler Allah’a ibadetten değil, Allah’ın sosyal hayatta getirdiği hükümlerden kaçtılar. Bir köle ile namazda aynı safta olmaktan kaçtılar. Yani sahip oldukları kaba kuvvetten dolayı elde ettiklerini bırakmak nefislerine ağır geldi. Peygamber Efendimiz, müşrik Mekke’ye en iyi şahitlik yapmış kişiydi, müşrik toplumun kötülüklerinden ruhu daralıp peygamberliğinden önce Hira’ya, dağlara sığınırdı. Büyük ihtimal yapmış olduğu şahitlik ruhuna ağır geliyordu.

Her peygamber yaşadığı çağın ve mekânın en iyi şahitleri oldu. Bunu bize Kur’an-ı Kerim haber veriyor. Tüm kötülüklere, yanlışlıkları zulümlere vahyin ışığında yol gösteren peygamberler hiçbir ücret talep etmeden, horlanarak, aşağılanarak, görmezden gelinerek, iftiralar atılarak, taşlanarak, taranarak binlerce gördükleri eziyete rağmen “Hak sözü” kavimlerine taşıdılar. En güzel şahitler olarak tarihteki en güzel yerlerini aldılar.

Peygamber Efendimizden (S.A.V.) sonra da şahitliğini yapan nice insanlar geçti. Modern zamanlarda bu şahitliği sistematik hale getirip çağımıza sunan Erbakan Hoca’mız oldu. Siyonizm’in son üç asırdır kaba kuvveti ele geçirmesiyle dünyaya yön verdiği sistemin ilimsel, siyasal, toplumsal, ekonomik yönden en iyi çözümlemesini yaparak çağımız Müslümanlarına bir yol açmıştır. Adına Milli Görüş demiştir. Siyonizm’in kurduğu kapitalist sömürü sisteminden boğulan insanlık için nefes alma alanı açmıştır. Bunu da Batılılaşma hedefleri ile Müslümanların uzaklaştırıldığı siyaset alanında var olmakla başarmıştır. Siyaseti de tepeden değil araziye, sandıklara indirerek “halkı” gerçek manada siyasete ortak etmiştir. Erbakan’ın siyasi alandaki teşkilatlanması ve Müslümanları örgüt kurmaya, sivil toplum kuruluşlarını kurmak adına cesaretlendirmiş olması ayrı bir köşe yazısının konusudur.

Erbakan Hoca’mız ve Milli Görüşçüler siyasete girdiklerinde kaba kuvveti önceleyen zihniyetler gibi siyaset alanını “savaş-kavga-çatışma” alanına çevirmemişlerdir. Milli Görüşçüler siyaset alanında ilk var oldukları andan itibaren “barış-selamet” üzerine siyasetlerini yapmışlardır. MSP’nin sloganlarından biri, “Devlet-millet kaynaşması”dır. Tanzimat’tan beri milletinden kopan siyasi erkleri millet ile barıştırmaya çalışmıştır. Millete tepeden bakan, her önüne gelene kendine göre şekil vermeye çalışanlara, “Gardiyan devlet değil, garson devlet” demişlerdir.

Erbakan ve Milli Görüşçülerin dili siyaset alanında temel meselelere dikkat çekme üzerine olmuştur. Oysa çatışma dilini kullanmış olsalardı muarızlarının esamesi okunamazdı. Bugün hâlâ Saadet Partisi Siyonizm’in kurduğu sömürü sistemine dikkat çekmeye devam ediyor. Teşkilatta ilk öğretilen konulardan biri, “Biz iddiacı değiliz, iknacıyız” olur. Milli Görüşçüler çağa yapmış oldukları şahitlikler konusunda milletimizi de ikna ederek yoldaş kılmak isterler. Gerçek Milli Görüşçüleri ayırt etmek için kullanılan siyaset diline bakmak bize bir açıklık getirir. Yani hamasetten beslenenler Milli Görüşçü olamaz.

Bir seçim yaşadık, kimileri kazandı, kimileri kaybetti. Kimi istediği umduğu sonuca ulaştı kimisi ulaşamadı. Sonuçta kim kazanırsa kazansın seçimlerin kazananı yalan söylemeye tenezzül etmeyenler oldu. Etraflarının kınamasına rağmen siyasette hamaset dilini kullanmayanlar oldu. Saldırılara rağmen “kardeşlik” vurgusu yapanlar oldu. Organize şekilde yalan ve iftira üreten, organize kötülük merkezlerine rağmen efendiliklerini bozmayanlar oldu. Seçim bittiğinde komşularıyla, akrabalarıyla, arkadaşlarıyla yüz yüze bakacağını unutmadan siyasi çalışma yapanlar oldu. En önemlisi söylediği her şeyin kayıt altına alındığının ve bunun ahirette hesabını vereceğini unutmayanlar oldu.

Dünya… En fazla üç gün… Dün gitti; yarına ulaşacağımız meçhul. Bir hakikat hepimizin tüm yapıp etmelerimizden hesaba çekileceğimiz. Seçim sürecinde millet ve ümmet adına üzüntü verici durum isimlerinin önünde “hoca” olanların yaptığı hamaset oldu.

Bu çağda şahitliklerimiz ve yola kimlerle çıkacağını öğrendiğimiz verimli bir zamandan geçtik. Çatışmanın değil de diyalogun milletimize ufuk açacağını gördük. Dünyada şahit olmayı önemseyenlere ve şahitliğinin hakkını verenlere selam olsun!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Örs - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Saadet Ve İslam Birliğ - Çok güzel öğretici ve hatırlatıcı bir yazı olmuş Allah razı olsun muhterem kardeşim.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 16 Mayıs 12:27


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?