Gizle

Kıbrıs’tan Afrin’e Yol Var mı?

Genel hatları itibariyle hem Kıbrıs’ta, hem de Afrin’de harekât kararlarının arkasında iç politik hesaplar olduğuna dair yazılar, yorumlar okuyorum. Kıbrıs için buna delil olarak Ecevit liderliğinde CHP’nin 1977 seçimlerinde elde ettiği yüzde 41 küsurluk başarıyı gerekçe gösteriyorlar. Hatta neredeyse Kıbrıs’ta müdahaleden başka bir seçenek varmış ve öyle olduğu halde harekât kararı alınmış gibi bir iddia ileri sürüyorlar. Ayrıca Kıbrıs sonrası yaşanan ABD ambargosunu, ekonominin 70 cente muhtaç hâle gelmesini, ASALA terörünü, Kürt sorununun ısıtılması ve PKK’nın doğuşunu, sağ-sol çatışmalarını, Türkiye’nin Kıbrıs’ta yalnız kalmasını ve 12 Eylül askeri darbesinin Kıbrıs’ta atılan adımın ardından çıktığını iddia ediyorlar. Yani Kıbrıs’a çıkarma yapmasaydık, bütün bunlar olmayacaktı demeye getiriyorlar. İşi daha da ileri götürerek bütün bu sorunların bugün de devam ettiğini ifade ederek, Kıbrıs’ın bedelini ödemeye devam ediyoruz demek istiyorlar. Bunları söylemelerinin yanında Kıbrıs’taki durum nasıl çözülebilirdi veya şu adım atılabilirdi şeklinde bir teklifte de bulunmuyorlar. Sanki Kıbrıs olmasaydı Türkiye için her şey güllük gülistanlık olacaktı gibi bir anlayışla hareket ediyorlar. Oysa yanılıyorlar. Bilerek veya bilmeyerek teslimiyetçi, edilgen bir anlayışa teslim oluyorlar. Bugün Kardak gibi bir kayalığı bile bize çok gören, bakanlarıyla bürokratlarıyla neredeyse ‘hacı’ olmak için kayalıkları kutsal bir mekân gibi ziyaret eden anlayış ve onların güvendiği dünya Kıbrıs gibi Akdeniz’deki doğal bir üssü tam anlamıyla ele geçirmiş olsaydı, bize hayat hakkı mı tanıyacaktı sorusuna kayıtsız kalıyorlar.

Gelelim Afrin konusuna… Öncelikle daha önceki yazılarımızda da ifade etmiştik. Türkiye’nin Suriye politikası en başından yanlıştı. Batının kayığına bindik. Zalimler arasında tercihe zorlandık ve biz bu zalimlerden yüzyıl önce topraklarımızı işgal etmek isteyen ve onlara karşı bağımsızlık mücadelesi verdiğimiz ırkçı emperyalistleri tercih ettik. Onlarla diğer zalimi bertaraf edeceğimize inandık, kandırıldık. Oysa yakınlaşmıştık. Bir şekilde kontrol altına alabilecek argümanlara sahiptik. Ancak yanlış adımlarımızla yangın öyle büyüdü ki, gelinen durum itibariyle başka seçenek kalmadı. Önce Fırat Kalkanı’nı yaptık. Bugün de Afrin’e ilerlemeye çalışıyoruz. Aslında görmek isteyenler için her şey çok net.

Eğit-Donat politikalarıyla birlikte iç savaşa benzin taşıdığımız ABD’nin PYD’ ye verdiği silahlar şimdi doğrudan evlatlarımızı şehit ediyor. 1990’larda bize Musul’u, Kerkük’ü verecek diye inandığımız ABD ile Suriye’de bugünkü noktadan farklı bir sonuç çıkacağına itibar etmek çok büyük bir yanılgı değilse nedir?

Girişte de ifade ettiğimiz gibi Kıbrıs Barış Harekâtı’nın iç politik hesaplarla yapıldığını iddia edenler, şimdi de Afrin için aynı şeyi söylüyorlar. Kıbrıs her ne kadar AB yolunda ayak bağı olduğu gerekçesiyle bir girdabın içine sokulmuşsa ve şu anda oradan çıkmaya çalışıyorsa da, bugün hala Akdeniz’de var isek bunu 1974’te yaptığımız harekâta borçluyuz. Hal Kıbrıs açısından böyleyken söz konusu Afrin olduğunda ise önemli farklılıklar var.

Öncelikle Afrin’in seçim malzemesi yapılacağı iddiaları muhatapları tarafından hakaret kabul edilmeli ve en yüksek perdeden tepki gösterilmelidir.

Buna rağmen ülkemizin beka sorunu haline gelen Suriye meselesi üzerinden, evlatlarımızın bayraklara sarılı tabutlarını omuzladığımız bir ortamda –ben kesinlikle ihtimal vermiyorum- Afrin’i seçim malzemesi yapmak isteyenler varsa da, bu sözümü mutlaka bir tarafa not etsinler. Unutmasınlar ki, ülke geleceğini doğrudan ilgilendiren her kritik konu iktidar hesaplarının malzemesi yapılamaz. Partilerin iktidar olmanın, seçim kazanmanın ötesinde hem içerde, hem de dışarıda ülke birliğini korumak ve kollamak gibi bir sorumlulukları vardır.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?