Gizle

Öğretmenlerin Hepsine

Sevdiğiniz ve şikayet ettiğiniz Cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, komutanlar, müdürler, hakimler, savcılar, evliyalar, eşkıyalar, pazarcılar, dervişler, berduşlar, mafyalar, teröristler, vakıfçılar, dernekçiler… Özetle her insanın hamurunun yoğurulmasında sizin de katkınız var.

Onların her doğru işinden size de bir pay olduğu gibi, onların her yanlışından size de bir pay olduğunu hatırdan çıkarmadan eğitim ve öğretime dikkat ediniz.

Akan ırmağı seyreder gibi, kır çiçeği koklar gibi, serçe kuşunu okşar gibi bakınız, koklayınız, seviniz çocukları.

Sizi görünce yüreklerine hiçbir korku gölgesi dahi düşmesin.

Onlara doğruları anlatınız. Doğrular da sizin doğrularınız olmasın. Bizim doğrularımız, bizim aklımız, gücümüz, tecrübemizle sınırlıdır.

Körpe beyinleri bizim sınırlı doğrularımızın içine hapsetmeyelim.

Onların sınırsız ufuklarını kapatmamaya dikkat edelim.

Şu anda bütün canlıların havasını veren, hayatını devam ettiren Allah cellecelalühün doğrularını anlatalım.

Din dersi öğretmenleri, imanın altı esası dersine ağırlık vermeli.

“İbrahim aleyhisselamın anasının adı neydi” diye ödev veren öğretmenler gördük.

Eğitim programında olmayan, dünya veya ahirette de faydası bulunmayan, doğrusunu da kimsenin bilmediği ve de bilemeyeceği şeylerle öğrencileri israf etmenin anlamı yok.

“İbrahim aleyhisselam ne yaptı da ateşe atıldı ve sonuç nasıl oldu” diye bir ödev verseydi, öğrenciye de, ailesine de, sorduğu hocalara da birçok faydası olur ve öğrenci, zalimlere boyun eğmemeyi öğrenmiş olurdu.

Allah’ın varlığını inkâr üzerine söylenmiş sözlerin hiç birini söylemeden o fikre karşı olan akli ve nakli delilleri öylesine çok anlatmalı ki, o bilgi onda kanı gibi, canı gibi, kemiğinde iliği gibi olsun. Bilginin insana faydalı olması gerekir. Faydalı olması için yaşanması lazım. Yaşantıya doğru dönüştürülmesi için doğru ve güzel örnek gerekir.

İşte peygamberler, indirilen kitapların nasıl yaşanacağının en güzel örnekleri olduğu ve peygambersiz din olamayacağı öğretilmeli.

Ağaçtan düşen elmanın hızının, düştüğü yere etkisinin hesaplarını yaptıran öğretmen de bütün bunları öğrettikten sonra elmayı, havayı, hacmi, ağırlığı yaratanı anlatmalı.

Hiçbir insanın tabiatta olmayan bir şeyi ilave etmediğini, bir şeyi de yok edemediğini öğretirken bu kâinatı Yaratan’a da dikkat çekmeli ve mülkün, Yaratan’a ait olduğu, bize emaneten verildiği, emanete de hıyanet edilmemesi gerektiği öğretilmeli.

Deniz bilimleri, orman bilimleri, uzay bilimleri, coğrafya dersleri… Velhasıl bütün derslerin ana malzemesini, kanununu, yaratanın o olduğu gibi yaşatmaya da onun devam ettiğini bildirmeli.

Hazreti Adem’den önce yaratılan bu dünyamızda yürürlükte olan tabiat kanunlarında zaman aşımı olmadığını, suyun ilk yaratıldığındaki kanunu ne ise bugün de aynı olduğunu anlattıktan sonra tabiatı yaratan Allah cellecelalühün, en son indirdiği Kitab olan Kur’an-ı Kerim’deki kanunlarının da zaman aşımına uğramayacağının delili olduğunu anlatmalı öğrencilere.

Yapay, sanal yiyecek, içecek ve giyeceklerin insana zarar verdiği anlaşılan bu çağda sanal, yapay kanunların da dünyayı cehenneme çevirdiği, güçlülerin zalimleştiği, sömürenlerin semirdiği, hırsızların, katillerin çeteleştiği anlatılmalı ve hiçbir insanın diğerinin aklına göre değil bütün akılları yaratanın koyduğu kurallara göre hareket edilmesi öğretilmeli.

Bir öğretmeli, bin örnek olmalı.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?