CHP kongresinde en kritik an!

Eski genel başkanlara salonda yer ayrılmadığı görülürken, Hikmet Çetin ise davetliler arasında zor yer buldu. Murat Karayalçın yaşananlara tepki göstererek salonu terk etti!

* Kemal Kılıçdaroğlu yine o bilinen sözü verdi; “Asgari ücretliden vergiyi kaldıracağız…” Benim bildiğim bugüne kadar bir düzine genel başkan benzer sözler verdi ama koltuğa oturduktan sonra o sözünü unuttu…

* Kılıçdaroğlu’nun, “Hükümete açık ve net bir çağrı yapıyorum. Suriye hükümetiyle derhal temasa geçin. Suriye’de toprak bütünlüğü sağlanacaksa Suriye devletiyle ilişki kurmak gerekiyor” demesi beni yıllarca önceye götürdü. Suriye daha karışmadan, o kadar insan hayatını kaybetmeden çok önce Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi, Suriye’ye gidip gerekli temasları yaptı mı yapmadı mı? Sahi şimdilerde benzer çağrılar yapanlar o zamanlar neredeydi? Günaydııııın!

* Siyasi partilerin, diğer siyasi patilerin büyük kongrelerine temsilci göndermesi gelenektendir. Ancak iktidar partisi AKP, CHP kurultayına temsilci göndermedi. Neden mi? AK Partililer, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın genel başkanlığa yeniden seçildiği kendi kongrelerine CHP temsilci göndermediği için bu kararı almış.

* Kongre salonu duvarlarına, “Biz adaletli bir Türkiye istiyoruz”, “Barışı birlikte inşa edeceğiz”, “Biz biriz, biz bütünüz, biz vatanseveriz”, “Özgür basın varsa özgür toplum vardır”, “Değişimi ancak devrimcilik yapar”, “Adalet güneş gibi doğacak”, “Güven Türkiye’m biz varız” sloganlarının yer aldığı pankartlar asıldı.

* Bugüne kadar çok sayıda CHP kongresi izledim. Böyle gürültüsüz, kavgasız ve patırtısız bir kongre görmedim. İzlediğim kongrelerde sandalyeler, masalar havada uçuşurdu. Yanlış anlaşılmasın; bunu söylerken “kavga çıksaydı ne iyi olurdu!” falan da demek istemiyorum. Aman ha!

* Kongre devam ederken sosyal medyadan da olmadık mesajlar yağıyordu. İşte bir tanesi; “Verdiğiniz oy ile Kılıçdaroğlu’nu genel başkan yaparken, Erdoğan’ı da başkan yapacaksınız... Benden söylemesi...” (Tüpçü Fikret)

* Kemal Kılıçdaroğlu’nun kongre konuşmasının sonunda “şimdi” ile başlayan cümleler, planlanmış, düşünülmüş vurgulardı. O zamana kadar uyuyan partililer, “şimdi” ile başlayan cümlelerle avuçları patlarcasına alkışladı. Kılıçdaroğlu, beş temel sorun olarak terör, adalet, milli eğitim, dış politika ve demokrasiyi saydı.

* Yerel seçimlerde, “Ankara’yı, Bursa’yı, İstanbul’u, Manisa’yı, Balıkesir’i, Adana’yı alacağız” dedi, Kılıçdaroğlu. Geçen seçimde Ankara’yı kıl payı kaybetmişti CHP. Kemal bey başkenti neden anmadı, sahi!

* Aday olacaklarını açıklayan Ümit Kocasakal ve Ömer Faruk Eminağaoğlu delegelerin en az yüzde 10’undan imza toplayamadıkları için resmen aday olamadılar.

* Genel Başkan adayı Muharrem İnce, “400 oydan aşağı alırsam siyaseti bırakacağım” sözünü vermişti… 400’ü aştı, “siyasete devam” dedi, Muharrem bey! İnce 447’de kaldı, Kılıçdaroğlu 790 oyla bir kez daha CHP’ye genel başkan seçildi.

* Muharrem İnce’nin, “Genel başkanın nasıl geleceği belli ama nasıl gideceği belli değil” sözleri salonun genelinde alkış aldı.

* Muharrem İnce hakkında “ince” bir kriz de yaşandı, salonda. İnce’nin adaylığında mükerrer imzalar olduğu iddiası ortaya atıldı. “49 mükerrer imza tespit edildi” iddiası ve İnce’nin aday olamayacağı ihtimali bir anda salonu buz kesti. Bence kongrenin en “kritik” anı bu sahnelerdi…

ASIL MÜCADELE PARTİ MECLİSİ’NDE

CHP Kongresi’nde Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkan seçileceği neredeyse belliydi. Bunu neden söyledim; asıl mücadele, partinin en etkili karar alma organı Parti Meclisi’nde (PM). Dün gece geç saatlere kadar bunun mücadelesi vardı. Çok ilginç isimler konuşuluyor, kulislerde…

Fakat yazıyı teslim ettiğimde henüz oylama bile başlamamıştı. Parti Meclisi seçimleri ve perde arkası bir başka yazının konusu, o yüzden…

***

Ama bana sorarsanız, bu kulislerden daha erken haberdar olmak istiyorsanız bugün saat 12:00’de TV5 Kupür Haber programında buluşalım derim. Ne dersiniz? Müsait olanlarınızı bekleriz…

MUS’AB OLUN, ENES OLUN, ÂİŞE OLUN, FÂTIMA OLUN!

* “Nesiller ve gençlik kendini ancak ibadet ve manevî değerlerle koruyabilir. Sabah namazlarında gençlerimizle camilerde buluşmayı ve onlarla aynı secdede Rabbimize ulaşmayı istiyoruz. Çünkü gençliğin aidiyet duygusunu en iyi tanıdığı yer ailedir ama ondan sonra mabettir. Bizim Müslümanlık aidiyetimiz, ümmet aidiyetimiz, millet aidiyetimiz ailelerimizde ve mabetlerimizde bu buluşmalarımızla dokunmakta, pekişmekte ve bizden sonraki nesillere intikal etmektedir. Gençler bizim geleceğimiz; secdegâhımızı, bayrağımızı ve vatanımızı onlara emanet edeceğiz. Gençlerin mabetle ve ibadetle buluşması bu bakımdan çok anlamlı ve önemli.”

* “Ashab-ı Kehf olun. Ashab-ı Suffa’yı örnek alın. Mus’ab olun, Enes olun, Âişe olun, Fâtıma olun. Hâbil olun, Kâbil olmayın. Putları kıran İbrahim olun. İsmail gibi adanmış olun. ‘Ben Allah’tan korkarım’ diyerek nefsin tuzağına direnen Yusuf olun. Mabetteki Meryem olun. Şuayb’in kızı Sâfure olun. Kin ve düşmanlıkları dostluk ve kardeşliğe çevirin. Nefreti merhamet ve muhabbete dönüştürün. Ayrılık ve tefrikaları birlik ve beraberliğe çevirin. Siz anne-babanızın hayır duası ve milletin ümidi olun.” (Hasan Kamil Yılmaz - İstanbul Müftüsü)

KİTAP NOTU

“İkinci Yalta”, Atilla Mehdigil’in kaleme aldığı ve MGV Yayınları’ndan çıkan önemli bir kitap.

Kitap şu cümlelerle takdim ediliyor;

“Yaşanan bu zulüm düzeni insanlığı canından usandırmıştır. Artık temeldeki bu yanlışların yapılmayacağı, yeryüzünde huzur, barış ve adaletin tesisi için yeni bir yola girilmesi ve de doğrulara dönülmesi zorunluluğu apaçık ortadadır. İnsanlığın huzur ve rahata çıkabilmesi için ‘Yeni Bir Dünya’ kurulması elzemdir ve bunu gerçekleştirmek vicdan sahibi her inanın üzerine önemli bir vazifedir.”

Kitapta, dünyanın emperyalistlerce nasıl paylaşılmak istendiğinden tutun da, çağın ifsad çalışması “dinlerarası diyalog” faaliyetlerine kadar son derece önemli konular büyük bir titizlikle işleniyor.

(İsteme adresi: Hürriyet Cad. No: 184/C, Çankaya/Ankara Telefon: 0 312 4805111)

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?