Gizle

Duygularımızdan vurdular bizi

Duygular dış dünyanın etkisine karşı insanın iç dünyasında cereyan eden bir tepkiyi ifade eder. Yani duyguya, insanın iç âleminde meydana gelen hareketliliktir diyebiliriz. Mutluluk, kaygı, kızgınlık, heyecan, nefret ve sevgi insanın içinde var olan duygulardan bazılarıdır. Bu duyguların sebebi insanın iç dünyasına yönelik dış âlemden ya da aşkın boyuttan gelen etkiler olabilir. Bir kişinin kendine iyilik yapan bir kişiyi sevmesinin kaynağı dış etkendir. Fakat aynı kişinin imanın gereği olarak bir Müslümanı sevmesi aşkın bir etkendir.

Duygunun insan kararları üzerinde etkin bir gücü vardır. Bir insandan yükselecek tepkiyi belirleyecek olan duyguların verdiği istikamettir. Bu yüzden insanların sağlıklı karar verebilmesi ancak duyguların hürriyeti ile mümkündür. Duyguların hür olması, duyguları harekete geçiren moral, motive ve değerlerin insan fıtratının derinliklerinden çıkmasıyla sağlanır. Öğretilmiş, dayatılmış ve rafine edilmiş duygularla ortaya çıkan iradenin hür olmasını bekleyemeyiz.

İnsanın duygularını kim kontrol ediyorsa insanın tavır, davranış, duruş ve istikametine yön verenler de onlardır. Duygular kontrol edilerek insanların kararları yönetilebilir. Duygularına yön verdiğiniz insanları istediğinize ikna edebilir, istediğinizden imtina ettirebilirsiniz. Bu yüzden insanların algılarını yönetmeye dönük çalışmalarda duyguların harekete geçirilmesi önemli bir araçtır. Çünkü duyguların yoğunluğu ne kadar fazlalaşırsa insanların olayları yorumlaması da o boyutta etkilenir.

Duygular, değerlerin hamasetle sunulmasıyla harekete geçirildiğinde, kişiler oluşturulan bu duygu yoğunluğunun etkisiyle olayları olduğundan farklı bir şekilde algılayabilir. Algıda oluşturulmak istenen tasarım ne ise, bilgiler de ona göre sunulur. Milli duygular, mitler, kahramanlık vurguları, milli ve manevi kavramların hoyratça bu yönde kullanılması algıları yönlendirebilecek birer duygu istismarıdır.

Mesela seçim dönemlerinde siyasilerin projelerinden daha çok karşı fikirlerin düşmanlığından bahsediyorlar. Çünkü düşman tehdidi karar mekanizmalarını etkisiz kılıyor ve algıları yönetmek isteyenlerin arzusu doğrultusunda sonuçlar ortaya çıkarıyor. Değerler üzerinden gerçekleşen hamasi söylemler, seçmen kitlesinin duygularını harekete geçirmeye yöneliktir. Siyasiler, seçmen kitlesini düşünmeye davet etmek yerine, onlara heyecan ve coşku yüklemeyi amaçlıyor.

Son günlerde ülkemiz insanına milli değerler üzerinden büyük bir duygu yüklemesi yapıldığına şahitlik ediyoruz. Medya bu konuda büyük bir gayretle çalışıyor. Özellikle televizyon dizilerinde ve haber programlarında mili değerler üzerinden hamaset üretiliyor. Asırlardır Müslüman kardeşliğine inanan insanlarımız kavmiyetçi bir savrulma yaşıyor. Ulus devlet ümmet birliğinin önüne geçiyor. Yapay sınırlarla tesis edilmiş ulus devlet, vatan sevgisi kavramının kutsallığıyla kendine taştan kuleler örmüş durumda.

Duyguların harlandığı bu ortamlarda insanlar sağlıklı düşünemiyor, aslında insanımızın düşünmesi de istenmiyor. Hamasi söylemler, bırakın ortalama bir ferdi, toplumun önde gelen kalem erbabını bile etkisi altına almış durumda. Şu ortamda kimse aklıselimle hareket edemiyor. Duygularından vurulanlar, vatan, millet, bayrak gibi ulvi duyguların hoyratça istismar edilmesiyle ümmet coğrafyasında onarılmaz yaraların açıldığını göremiyorlar.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

Hüseyin Mutlu - Ümmet olmanın dışında kalanların (karşı tarafın) duyguları da ataist ve ulusçu,ırkçı bir anlayışla yoğrulduğundan onların 'ümmet' anlayışında olmadığını anlamak gerekir!

Yanıtla . 0Beğen 04 Şubat 15:26
01

Cihan - Bu tur yazilara daha cok ihtiyacimiz var. Kavmiyetcilik iyice derinlere isliyor, tum kesimlerde. En buyuk zehir.

Yanıtla . 0Beğen 04 Şubat 12:16

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?