Hileli hurdalı işler

Benim muhitimde otobüs durakları ordu gibi insan kaynamakta son yıllarda.

Ev fiyatları arttı.

Hızla kafeler ve yemek dükkânları açılmakta.

Zaten başka bir şey beceremiyoruz bolca yemek yapıp tüketerek ilerleyeceğimizi sanmaktayız.

İşte o duraklarda yüzlerce genç bir ordu gibi otobüslere saldırmaktalar.

Bu gençlerin benim ve diğer muhitlerde artma nedeni, mantar gibi biten özel üniversiteler.

Keşke Gorki’nin Benim Üniversitelerim isimli yapıtı gibi kaliteli olsalar.

Her yan, yer gök, özel üniversite.

Elbet iyi yanı da var, fena mı ev hanımları da, artık TV başında oturmayalım da kalkıp bir üniversite bitirelim deyip, apartmanlarda hizmet veren buralara gidip diplomalarını almaktalar.

Gerçi benim muhitimdeki azman bina havayı güneşi rüzgârı kesecek kadar birkaç sokağı gövdesi ile kesen hormonlu bir yapı; ayrıca ekolojik dengeyi de tehdit eden bir düşman gibi insanlara öfke ile bakmakta.

Elbet özel üniversitelerin pek çok yararı var, emlakçılar ellerini ovuşturup yaptıkları evler boş kalmadığından ziyadesi ile memnunlar.

Fakat benim en çok sevindiğim yararı toplumun eğitilmiş olması, konusunda uzman kişilerin artıyor olması, üniversite tahsili esnasında bari halkımızın eline kitap alıyor olması.

Fakat korktuğum taraf, bu durum ileride bir sosyal patlama yapar mı?

Öyle ya çoğu genç, Anadolu’dan gelmekte, tarla satmakta aile; ahırdaki bir çift öküzü bile gözden çıkarıp evladım okusun deyip zar zor parasını denk edenler bulunmakta.

İşte bu insanların iş beklentisi çok yüksek.

Çocukları işe giremeyince nasıl büyük hüsran olacak ailelere.

Ülkemizde özel üniversite ve özel hastaneden geçilmemekte.

Hileli hurdalı işlerle ilgili bir haber de Haber Türk’ten;

“Hastanelerde skandal iddia! SGK’dan para almak için...

Türkiye yoğun bakım hasta yatağı sayısında dünyada lider olmasına rağmen hastanelerde yer bulmak zorlaştı. Özel hastanelerin SGK’dan para almak için hastaları boş yere yoğun bakımda tuttuğu iddia edildi.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Türkiye nüfusa göre yoğun bakım hasta yatağı sayısında dünya birincisi. Her 100 bin kişiye 44 yoğun bakım yatağı düşüyor. Buna rağmen, yoğun bakım servislerinde boş yatak bulmak için adeta ‘mucize’ ya da ‘torpil’ gerekiyor. Haliyle, yoğun bakım gerektiren hastalar acil servislerde tedavi edilmek zorunda kalıyor, acillerde de yoğunluk yaşanıyor.

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Türk Yoğun Bakım Derneği 2. Başkanı Prof. Dr. Necmettin Ünal’a göre, sıkıntının arka planında büyük bir rant yatıyor. Ünal: Türkiye’deki yoğun bakım yataklarının yüzde 60’ı özel hastanelerde. Özeldeki yoğun bakım yatağı sayısının kamu hastanelerinden fazla olması, dünyanın hiçbir ülkesinde görülmüş şey değil. Çünkü yoğun bakım hizmetleri yüksek maliyetlidir ve SGK bu masrafı karşılıyor. Ama bizde devlet hastanelerindeki hastalar, özel hastanelerin yoğun bakımlarına gönderiliyor. Özel hastanelerin yoğun bakım servislerinin en az yarısı, SGK’dan para almak için kurulmuş. Özellerde kliniklerden alınıp ameliyat sonrası yoğun bakıma çıkarılan hastalar, bir daha kliniğine dönemiyor. İhtiyacı olmayan hastalar aylarca yoğun bakımda tutuluyor. Haliyle yoğun bakım servislerinde yer bulmak imkânsız oluyor, çok fazla torpil devreye giriyor. Yoğun bakım ve taburcu kurallarının uygulanması konusunda ciddi denetim eksiklikleri var. Biri buna, ‘Dur’ demeli, devlet parasını çöpe atmamalı. Yoğun bakımlar en fazla mikrobun bulunduğu yerler. Gereksiz yere uzun süre yoğun bakımda tutulmak, hasta için de risk.”

Hileli hurdalı işlerde nedense daima birinciyiz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?