Nerede kalmıştık?

Zaman, sihirli bir kelime. Yakalamak mümkün değil. Yakalamaya çalışarak tüketeceğiz ömrümüzü. Bence makul.

Zaman anca anlamlandırılabilir gibi geliyor bana. Kalitesini arttırabilir, içini doldurabiliriz. Düşünerek başlayabiliriz mesela…

Düşünmek bir erdem midir, yoksa zaruret mi? Bu soru epeydir aklımı kurcalıyordu. Bir ihtiyaç olması olasılığı daha tutarlı gelmiştir hep bana. Cemil Meriç enteresan bir örnekle haklılığıma destek vermişti. Osmanlı zamanında düşünür olmadığını söyler Meriç. Düşünmeye ihtiyaç olmadığını, kurulu bir sistemin olduğunu anlatır. Demek ki düşünme eylemine ihtiyaç doğduysa sistem arıza vermiş demektir.

Hayatın her alanında düşünme biçimi neredeyse kiralık kullanılan bir materyal haline gelmiş. Daha önce düşünenler bizim yerimize de düşünmüş sayılmış. Her zamanın kıymeti ve kıyameti öznel olmalı diyenlerdenim. Her dönem kendi ihtiyacına doğurmak ister. Düşünme biçiminin gebeliği bu yüzdendir. Eski öğretilerden ilham alınmasından gocunmuyorum. Fakat değişen profillere, alışkanlıklara, zeka seviyesine, manipülasyon ve radyasyon seviyesine göre şekil alabilmeli fikrimiz.

Hegel’den yahut Mecelle’den okunabilir kimi kaideler. Uygulama alanlarını ve şeklini belirleyen o zamanı yaşayan insanlar olmak zorundadır. Kestirme yolların hepsi yürünmüştür çünkü. sonuçtan memnun değilsek eğer kendi yolumuzu açma zamanımız gelmiş demektir. İçinde bulunduğumuz hız ve haz çağı en büyük arızamız. Plan yapana kadar güncelliğini kaybedeceğinden korkuyoruz ideallerimizin. Yavaşlamak zorunda olduğumuzu biliyor, fakat yavaşlamayı yaşadığımız zamana yakıştıramıyoruz. Bir daha okuyun isterseniz bir önceki cümleyi. Kafanızı onay verir şekilde sallayın. Ama orada kalmasın. Doğruluğunu bildiğimiz fakat zamana suç atarak gerçekleşmeyecek ütopya saydığımız dertlerimizi tekrar konuşmak zamanı bu zaman. Suç ne elde ettiğimiz gerçeklerin, ne de bu zaman o gerçekleri uygulayamayacağımız bir alan. Kendimize söylediğimiz ve zamanı suçladığımız yalanlarımızdan kurtulmalı. Bir silah bulup sıkalım gitsin ezberlerimize. Çok galet çıkarıyoruz ezberlerimizde. Hafızamıza alırken yanlış kodladığımız ezberlerimizi düzeltmek zordur, bilirim. Ama imkânsız değildir!

Soru sorma kültürümüz üzerine tekrar düşünmek gerekiyor. Her sorunun cevabı hak etmediğine inanmak, kimi soruların cevaba ihtiyaç duyulmaksızın bizi doğruya götürebileceğine dair inanç sahibi olmak gerekiyor. Varlığımızın bir anlamı olması için bireysel olarak yer tutabilmeliyiz hayatın içinde. Sürekli kalabalığa karışıyorsak zamanında bizden alacağı çıkar haberiniz olsun.

Size sihirli iki tane soru kalıbından bahsedeyim. “Neden” ve “Niçin”. İlk bakışta birbirine çok benzeyen bu iki kalıp sorunun cevabı aynı değildir. Aynı sonuca vardırmaz. Bugün yaşadığımız tatminsizlik halinin sebebi bu sorulardan sadece birinin soruluyor olmasıdır. Yaşanan olaylara sadece “neden” penceresinden bakıyoruz. Cevap bizi olayın bir öncesine götürüyor sadece. Cevap yanlış değil elbette. Manipülasyon burada başlıyor. Olayların tek bir tetikleyicisi olmaz, olamaz. “Niçin” sorusunun cazibesi buradan geliyor. Diğer kalıp hadisenin yakın geçmişiyle cevaplandırılabilirken “niçin” sorusu hem tarihsel süreci merak eder, hem de varılmak istenen hedefi tarif eder. Olayları sağlıklı görebilmek için bu iki soruya da hayatımızda yer bulmak zaruret haline gelir.

Soru sorma kültüründeki en büyük erdem cevaba razı olabilmektir. Bu da cesaret ister.

İşin burasında ki soru ise şu; ne kadar cesursun?

Kalbinizin sahibine emanet olun efendim…

Eyvallah!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Habeşli Bilal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

M. P. - Bilal bey o sizin kendinize has üslubunu özlemişiz. Arayı açmayın bu kadar lütfen

Yanıtla . 0Beğen 03 Şubat 18:57
01

Semih Karel - Hayırlı olsun Habeşli bey. Özlettiniz... Artık bırakmazsınız gari... Hadi amaaa...

Yanıtla . 0Beğen 03 Şubat 00:50

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?