İtaatte ve sevgide ölçü - 2

Hz. Hüseyin (r.a) den sonra hilafet parçalanmış, siyasi/hukuki ve manevi/ ahlaki olarak ikiye ayrılmıştır. Ahmed-er Rufai (k.s) hilafet konusunda şunları söylemiştir: “Efendimizden (s.a.v) sonra hilafet görevi, zahir ve batın olmak üzere ikiye ayrıldı. Kadıya verilen vazife insanlar tarafından bilinmektedir. Batıni varislere verilen vazife gizli olup, aynı kişiye verilmemiştir. Resulullah ve torunları dönemlerinde dört halifenin batıni durumları (velayetleri) gizli kalmıştır. Sadece zahiri hilafetleri görülmüştür. Gerçekte her iki vazifeyle mirasçılardı. Muhammedi nur nöbetini Hz. Fatıma’dan sonra Hz. Ali devam ettirmiştir. Hilafet kılıcını kuşanan Hz. Ali (k.v) Allah’a kavuşuncaya kadar siyasi halifeliği asaleten, manevi halifeliği ise vekâleten yerine getirmiştir. Bu hilafet gömleğini Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin giymişlerdir. Bu manevi hilafet elbisesini Allah’a verdikleri sözde sadık olan bazı kimseler giyip, yerine getirmişlerdir. Onlardan bir kısmı ehl-i beytten olan Fatımiler, bir kısmı da başkalarıdır. (Marufu Kerhi, Cüneyd-i Bağdadi, Şibli, Tusteri...) “Bu, Allah’ın lütfu olup, dilediğine verir...” (Al-i İmran,74) “De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez.” (Tevbe, 24) Her şeyde ifrat ve tefritten uzakta, itidal üzere olmamız isteniyor. “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki, O da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın...”

“İnsanlar arasında Allah’ı bırakıp da O’na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah’ı severcesine severler. Mü’minlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi!” (Bakara, 165)Allah ve Resulü herşeyden, herkesten, kendi nefsimizden daha sevgili olmalı. Gerek siyasi/hukuki bey’atta, gerekse manevi/ahlaki bey’atta kadın eline dokunulmadan bey’at alınır. “Seven sevdiğini anar, sevdiğine itaat eder, sevdiğiyle haşrolunur.” Konusu suç olan emir yerine getirilmez.” “Kanunu bilmemek mazeret olamaz.” “Lehimize ve aleyhimize olan hükümleri bilmek farz.” “İlmihalini bilmeyenlerin tasavvufa girmeleri yanlış.” (İmam-ı Rabbani (k.s)) Müteşeyyihler saptırıyorlar, sömürüyorlar. “Liderlerin/şeyhlerin her işinde keramet aranmaz.” Şeriata aykırılıkta keramet aranmaz, olmaz, olamaz. En büyük keramet, istikamettir.

“Sevenin sevdiğinin ayıplarına gözleri kördür.”Sevdiklerimizi ölçülü sevmeliyiz, putlaştırmamalıyız. Uyarıp, itiraz da edebilmeliyiz. Unutmayalım ki, dünyada sadece Allah için sevenler kurtulacak, dünyevi çıkarlar için sevenler, ahirette birbirlerine düşman olacaklar.

Siyasi/hukuki hilafette biat, ahlaki/manevi hilafette intisap söz konusudur. Her ikisinde de Kur’an ve Sünnete bağlılık şartı ve sözü vardır. Marufta itaat sözleşmesi vardır. Normalde ümmetin başında bir siyasi (halife, emir) olması gerektiği halde, manevi halifeler (tarikat şeyhleri) çok olabilir. Gerekli şartları (ehliyet) kaybetmedikçe ve şer i şerife uydukları müddetçe kendilerine itaat edillir. Yoksa edilmez. Sıfatı, unvanı ne olursa olsun, hiçbir kimsenin imanla öleceğinin teminatı yoktur. Müminler havf ve reca (korku ve umut) arasındadırlar, olmalıdırlar...

Peygamberler bile “beni Müslüman olarak vefat ettir, salihlere kat...” niyazında bulunmuşlardır. (Yusuf, 101) Hz. Musa (a.s) zamanında yaşayan ve duası kabul olunanlardan âlim ve abid bir zat (Bel’am)ın akıbetinin hüsranı ibretle zikredilir...

Allahu Teâlâ hem siyasi biatımızda hem de manevi biatımızda (intisabımızda) sabit kadem durmayı, ahdimize sadık/vefalı olmamızı lütfeylesin; sözümüzden caymaktan, dönmekten de, tağutları ve müteşeyyihleri rab edinmekten de hepimizi korusun, dileklerimizle...

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?