Reklamı Kapat

Değer mi?

Ülkemiz demokrasi gereği beş yılda bir sandığa giderek ülkeyi yönetecek kadrolarını seçer. Ülke yönetimine halkın katılabilmesi için partiler kurulmuştur ve partiler, halkın temsilcileri olarak Meclis’te vatandaşı temsil ederler. Siyaset gibi karmaşık ve sorumluluğu ağır olan işi siyasi partiler kanalıyla yerine getirilmekte, siyasi partiler de bunun için çalışırlar.

Her siyasi partinin amacı ülkeye, vatandaşa hizmet etmek olmalıdır. Vatandaşın hakkını koruyacak yasaları çıkarmalı, toplum arasında düzeni sağlayacak işlere imza atmalıdırlar. Seçim dönemlerinde vatandaşlar siyasilere oy verirken dertlerinin çözülmesini, meselelerin halledilmesini bekler, haliyle. Ama seçim dönemleri ülkemizde seçime değil de sanki bir savaşa gidiyoruz gibidir. Siyasi partiler birbirinin vatandaşa hizmet etme noktasında rakibi değil de sanki düşman devletlerin mensupları gibi davranırlar. Yalanlar, iftiralar, siyasete dair olmayan saçma sapan konular üzerinden kavgalar…

Bu tablo, siyasi bilincin gelişmediğinin en net fotoğrafıdır. Ve ülkemizde siyaset, siyaset yapıcılar tarafından bir hizmet etme aracı değildir; kendi yandaşlarına devletin imkânlarını açma, tüyü bitmemiş yetimlerin haklarının bir avuç azınlıklara peşkeş çekilmesi, milletin alın terinin tarumar edilmesi aracıdır. Ülkemizde seçim önceleri ve sonralarında kavganın çok şiddetli olması sanıldığı gibi ideolojik değil, tamamen çıkar ve menfaat çatışması yüzündendir.

Bir avuç kitle kendi imkânları bozulmasın diye milletimizi birbirine düşürmek için çalışmışlardır, hâlâ siyasetteki oyuncular böyle yapmaktadır. Son günlerde ortaya çıkan tapeler de bizim tezimizi ispatlamakta ve kuvvetlendirmektedir.

Sevgili vatandaşım, diyeceklerim zor ama başarmak zorundayız. Sandık senin hizmetine talip olmak için konulur, beş yılda bir önüne birilerinin koltuk, makam devşirmesi için değil. Birilerinin makamlarını koruması yüzünden komşunla, akrabanla, arkadaşınla kavga etmeye değmez.

Geçtiğimiz hafta sonu Konya’da meydana gelen seçmen olarak muhalif bir partinin standına ziyarete giden başörtülülere saldıran AKP’lilerin derdinin ideoloji olduğunu kimse iddia edemez. Demokratik ülkede her vatandaş, her seçmen, her siyasi partinin -hangi ideolojiden, hangi görüşten olursa olsun- standına gidip sorularını sorabilir, fikirlerini alabilir, sorunlarının nasıl çözüleceğine dair çözüm yollarını dinleyebilir. Ülkede medyanın yüzde doksan beşini elinde tutan iktidar sebebiyle insanımız bilgi edinme hakkı gasp edilirken bir de şehir meydanlarında -meydanlar herkese aittir- başka siyasi partilerce açılan stantlarda seçmenlere saldırmak demokrasinin neresinde vardır? Hangi ideolojinin yönetimidir? Daha önemlisi, bir insan tanımadığı bir insana çarşı ortasında neye ve kime dayanarak saldırabilir? Hele bir başörtülüye iktidar mensubu nasıl el uzatabilir?

Bu sahalarda yaşanan bir örnek, günlerdir haber saatlerini meşgul eden ne saldırılar, kavgalar, gerginlikler meydana geldi. Bu, milletimize ve ülkemize yapılacak en büyük ihanettir. İnsanlarımızı birbirine kırdırmaya çalışmak.

Geçen hafta İstanbul’daki bir büyüğümüz -sıkı Millî Gazete okurumuz- bize “Parti, din değildir” mesajını gönderdi. İnsanımızın birbirine kırdırılmaya çalışmasına şahit olmaktan yorulan büyüklerimiz artık ülkemizin selamet ve esenlik yurdu olmasını istiyor. Şu an İslam dinine ve Peygamberimize (sav) yapılan hakaretlerde sesi cılız şekilde çıkanlar partilerine yapılan haklı eleştirileri sanki dine ve Peygamber’e (sav) yapılmış gibi karşılayarak ortalığı yıkıyorlar. Hem de bunu din adına yapıyorlar. Oysa o parti Irak’ta iki milyon insanın katledilmesine yani Allah’ın en büyük ayeti olan insanın katledilmesine ve Müslüman olan ayetlerinin katledilmesine destek vermişti. O zaman sesleri çıkmamış ve AKP’ye desteğe devam etmişlerdi. Oysa şimdi din, diyanet üzerinden savundukları AKP, Avrupa Birliği için zinayı suç olmaktan çıkarmış, domuz kasaplık et statüsüne getirilmiş, aile yapımızı dinamitleyen kanunlar çıkarmıştı. O zaman da canla başla AKP’yi desteklemişlerdi. O günlerde İslam’a sahip çıkmayanlar, şimdi din gibi partilerine sahip çıkıyor. Aklıselim büyüklerimiz, bu şekilde ülkedeki iktidarı tarif ediyor.

Aklıselim insanlarımıza sesleniyoruz. Hiç kimsenin kalbini kırmaya değmez. Birilerinin koltuklarını korumak için yalan uydurmaya -ki bu iktidar sürecinde yalan üretmek üzere kadrolar tahsis edildi-, sistemli şekilde üretilen yalan haberleri yaymaya, iftira atmaya, rakip siyasi partileri şeytanlaştırıp siyasi propaganda yapmaya değmez.

Demokratik ülkelerde isteyen istediğine destek olup istediği siyasi partinin taraftarlığını yapabilir. Kendi desteklediği siyasi partinin çözüm konusunda en iyi olduğu iddiasında da bulunabilir; seçim sürecinde seçmenlerden daha fazla oy almak için siyasi rakiplerinin hatalarını/yanlışlarını da dile getirebilir. Ama namuslu, Allah’a “kalu bela”da söz vermiş bir Müslüman asla yalana, iftiraya tenezzül etmez. Hele hele kendisi gibi ülkenin vatandaşı olan diğer siyasi parti mensuplarına ya da seçmenlerine saldırmaz; siyasiler de milleti birbirine düşürecek faaliyetlerde bulunmaz.

Sonuçta değmez! Herkesin bir gün toprak olacağı bu dünyada birilerinin üç beş senelik iktidarı için yalan söylemeye değmez. Kendi ahiretini yakmaya değmez.

Zaten bilgi ve fikir dahilinde milletine hizmet etmek için samimiyetle siyaset yapanlar hamaset yapmaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Örs - Mesaj Gönder

# Konya

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?