Ali-Şekip düellosu ve hafta sonu...

HİÇ tartışmasız geçtiğimiz haftanın en çarpıcı, üzerinde en fazla durulacak olayı Fenerbahçe Yüksek Divan toplantısında başkan adayı Ali Koç’la, halen başkan yardımcılığı yapan Şekip Mosturoğlu’nun söz düellosu idi. Onu açacağız. Ama önce şu Başakşehirspor’un ikinci beşlik galibiyetine değinelim.

Bence de ligden düşmüş ilk takım olarak karşımızda duran Karabükspor’un teknik patronu Levent kardeşimiz maçtan sonra, “Gollerin hepsini adeta kendi kalemize attık. Büyük ferdi hatalar yüzünden goller yedik” dedi. Doğrudur. Ama hocam, atanı da tebrik etmek gerekmez mi? Biz neler gördük ve yaşadık, kale çizgisinden topu auta atanlar mı istersin, boş kaleye yerine kalecinin kucağını nişanlayanlar mı? Ne var ki Abdullah Avcı’nın takımı artık takımdır. Atamah yok ama yerinde en istikrarlı isimlerden Mahmut var... Mahmut arkada ama onun yerinde Gökhan İnler var... Yani var da var Avcı’nın takımında...

***

Şimdi gelelim malum düelloya... Yahu siz değil miydiniz; Bursaspor’a kaptırılan şampiyonluğun ardından yaptığınız basın toplantısında omuz omuma ağlaşan? Ali Bey; yaptığınız eleştiriler arasında bulunan çalışanların ailelerinin üye yapılması falan gibi daha bir çok size göre yanlışın içinde değil miydiniz, altı sene boyunca? Siz yönetici iken uyuyor muydunuz? Tamam aşırı bir Fenerbahçe taraftarısınız. Ancak yarın hesap günleri gelebilirse, ki, gelemez, gelse bu imza sizin değil mi diye sormazlar mı adama? Hani halk arasında güzel bir yakıştırma vardır; öküz öldü ortaklık bitti diye, onu mu oynuyorsunuz? Tamam çok kere gözünüz kapalı imza atmışınızdır ama oralara girmemeniz gerekir. Altı sene aynı yönetimle baş başa çalışmış bir zatın bence adaylık çerçevesinde başka şeyler söylemesi gerekir. Tamamen geleceğe yönelik. Pardon unutuyordum; Guiza’nın traferindeki garipliklerle ilgili açıklama yapacaktınız Bursaspor’a kaptırılan şampiyonluğun ertesinde yaptığınız açıklamada... Kaç yıl oldu, nerelerdensiniz? Şekip Bey mi? Eh kendileri bir basın mensubu arkadaşımıza telefon ederek, “Emenike’nin Ali Dürüst’le konuşup, anlaşıp, hatta kaçırılarak Galatasaray’a gittiğini yaz” isteğini biliyoruz. Elimizde telefon kayıtları var.. Acaba neden böyle bir istekte bulunmuştu Şekip bey? Neyse bu kadar yeter bile...

***

Geçtiğimiz hafta yine hakem rezaletleri yaşadık. Alenen atılmış tekmelere kırmızı kart yoktu. Autlar kornerle mükafatlandırıldı. Taç atışına bile ciddi itirazlar kartsız kaldı. Penaltılar verilmedi, penaltı olmayanlar penaltı ile cezalandırıldı. Yardımcılar çok ofsayt kaçırdı, olmayana da bayrak çektiler. Anlaşılan o ki, devre arası yapılan seminer de hikâye olmuş. Bir zamanlar bu kadar çok hata yapılmaya başlandığında dönemin federasyonları yabancı hakem getirtmişlerdi maçlara. Yoksa bu acı günlere hasret mi kaldık?

***

Ara transfer biterken ilgi çekici alış verişler oldu. Jahovic Göztepe’den gitti. Vagner Love Beşiktaş’a geldi. Ben bu satırları yazarken Eto’o ile ilgili çok değişik haberler geliyordu. Bakalım ne olacak? Galatasaraylı NDaye için de İngiltere’ye uçuyor haberleri devam ediyordu. Fenerbahçe iki adet milli sol beki varken yine sol bek arıyordu, haberlere göre... Ben eleştiriyordum da, meğerse o beklerden biri orta sahada oynuyormuş! Trabzonspor bir sol bek aldı, adam ertesi gün sakata çıktı... Hayırlı işler diyelim...

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Kemal Belgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Mehmet Fatih Kiliç - Sayın Kemal Belgin, gençlik yıllarımda sürekli sizi takip etmiş biriyim. Son yıllarda ise ara ara okuyorum yazılarınızı. Teknik anlamda sizi ve Sayın Üründül'ü diğer yazarlardan ayrı bir yere koyarım. Ancak Sayın Üründül'ü Semih'i Fenerbahçe'de oynatmayan hocaları yerden yere vururken nedense Milli takımda oynatmayan Fatih Terim'e en ufak bir eleştiri getir-e-mediği için takip etmeyi bıraktım. Sizi ise çok politik buluyorum artık. Fenerbahçe yorumlarınız bence çok taraflı. Ben Aykut Kocaman'ın oynatmaya çalıştığı oyunu yıllarca önce okuduğum Kemal Belgin ve Ömer Üründül futbol anlayışının birebir kopyası olarak görüyorum. Kollektif futbol, disiplin, topun arkasına geçme, alan daraltma, pres, mücadele, v.s. Ama bugün sırf Fenerbahçe başkanı ile olan probleminiz dolayısıyla hocaya demediğinizi bırakmıyorsunuz. Son Trabzon maçında Kucka'nın yaptığı kırmızı kart tamam peki Beşiktaş maçının ilk yarısında Pepe'nin, Talisca'nın yaptıkları neydi? Quaresma'yı o kadar süre oyunda tutan aynı hakem değilmiydi? Bir daha izlerseniz hakemin asıl kimi katlettiğini daha iyi görürsünüz herhalde. Şu an yere göğe sığdıramadığınız Abdullah Avcı kaç yıldır bu takımı çalıştırıyor acaba? ya da Abdullah Avcı'nın oynattığı futbolla Aykut Kocaman'ın oynatmaya çalıştığı futbol arasında nasıl bir fark acaba? ya da Abdullah Avcı'nın elindeki oyuncu kalitesiyle Aykut Kocaman'ın elindeki oyuncuların kalitesi aynı mı? Saygılar.

Yanıtla . 3Beğen 31 Ocak 11:19

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?