Gizle

Batı’daki Yobazlıklar

Roger Garaudy’nin ‘Yobazlıklar’ isimli bir eseri var. Garaudy bu kitabında farklı yobazlık biçimlerinin yanında batı tarzı yobazlıkları da incelemiş. Bugün Batılı bakış açısından kaynaklanan birçok sorunun kökeninde hangi tarihi olaylar var veya hangi gelişmeler bugünleri hazırlamış, bu eserde bunu net olarak görmeniz mümkün. Mesela pozitivizmi yani bilimi neredeyse bir din haline getiren, bugünkü batılı literatürde sosyolojinin babası olarak kabul edilen Auguste Comte insanlığın teolojik, metafizik ve pozitivist olmak üzere üç evreden oluştuğunu iddia ediyordu. Diğer taraftan Fransız eski başbakanı Jules Ferry ise bir konuşmasında “Evet, bizim belli bir sisteme dayalı sömürgeci bir yayılma politikamız vardır. Bu sömürgecilik siyaseti şu üç temele dayanır: İktisadi, siyasi ve insani…” diyerek bugünleri anlamamıza önemli bir projeksiyon tutmuş.

Bu durumda hadi iktisat ve siyaseti anladık, emperyalistsiniz ve karakterinizin gereğini yapıyorsunuz. Peki, sömürmenin insani boyutu nedir diye sorduğumuzda ise “Biz medeniyet götürüyoruz.” cevabını alıyoruz. Ayrıca Ferry kendisine itirazlar geldiğinde hepimizi daha derin düşüncelere salan şu açıklamayı yapıyor. “Açık ve net olarak demeliyiz ki, gerçekte üstün ırklar aşağı ırklar karşısında bir hakka sahiptirler.”

Hâlâ insanlık olarak başımız neden beladan bir türlü kurtulmuyor diye sormamızın bir anlamı var mı? Böylesine benmerkezci ve kibir kulelerinde hayat sürenlerin olduğu bir dünyanın barış ve huzura kavuşması mümkün mü?

İşte bizler bugün Irak’ta neler oldu ve olmaya devam ediyor, Suriye’de olanlar nedir, Yemen neden karıştı, Libya’da aşiretler neden birbirine girdi, işgal altındaki Filistin topraklarındaki zulümler neden son bulmuyor, terör örgütleri hangi amaca hizmet ediyor, Afrika’da açlık niye son bulmuyor, Latin Amerika’da darbelerin arkasında kim var, silahlanma yarışı hiç durmayacak mı, 7 milyar insanlık 70 milyarı besleyebilecek bir dünyada neyi paylaşamıyor gibi bize göre anlamlı ama batılı bakış ile değerlendirdiğimizde tamamen anlamsız olan soruları sormamız bir şey ifade etmiyor. Çünkü adam kendisinin üstün olduğuna inanıyor. O buna inanınca da müzakere edecek bir şey orta yerde kalmıyor. Her şeyin kendisine ait olduğuna inanan bir insanla neyi, nasıl müzakere edeceksiniz ki? Hangi makul çizgide buluşabilmek adına adım atacaksınız? Sizi kendisine karşı eşit bir muhatap olarak almayan bir düşünce sistemi ile hangi ortak noktada buluşabileceksiniz? İnsanlığın bugün karşı karşıya kaldığı sorunun özü bu sakat bakış değilse nedir?

Biliyor musunuz, ben aslında bu şekilde düşünenlere, kendilerini üstün görenlere bir şey demiyorum. Bütün bunlar bilindiği halde onlardan medet umanlara kızıyorum. Zalime ancak güçlenerek yardım edilir ilkesinin tartışılamayacağı ortadayken, hala zalimin insafına sığınanları anlamakta zorlanıyorum. Bu arada şunu ifade etmezsem eksik kalır. Bu şekilde düşünenler onlar gibi inanmayan kendi halklarına da aynı gözle bakıyorlar. Yani topyekûn bir uyanışa ihtiyaç var. İster batıda, ister doğuda yaşasın farketmez bütün bir insanlığın başını iki elinin arasına alması şart. Piyon olmak, onlara kurşun asker olmak gibi bir zillet sadece kısa bir süre daha ayakta kalmak anlamına geliyor. Batıda karşılık bulan bu tip yobazlıklarla mücadele etmek tüm insanlığın onurunu korumak demektir. Bu dünya bütün farklılıklarıyla bir arada yaşamayı başarmak zorundadır. Yoksa kibirlerinden gözleri bir şey görmeyen ‘yobazlar’ dünyayı yangın yerine çevirmeye devam edecekler.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?