Yalnız kovboy

ABD’nin giderek yalnızlaştığı tespiti yapılıyor. Hatta bu tespiti Amerikalılar, kendileri de yapıyor. Time dergisi kapağında “America Alone” (Amerika’nın Yalnızlığı) konulu bir illüstrasyon yayınlıyor. ABD, ortada yalnız başına dururken, dünyanın geri kalanıyla herhangi bir bağı kalmamış vaziyette görünüyor.

Bu bizim için neden önemli? Çünkü hala Türkiye’den, ABD ile alakalı olarak “stratejik müttefik”, “ortak çıkarlarımız var”, “birlikte çalışabiliriz” gibisinden ifadeler yükselebiliyor. Halbuki ABD, Soğuk Savaş sonrası dönemde bir süre keyfini sürdüğü “tek tabanca” pozisyonunu çoktan kaybetmiş durumda ve Trump yönetimiyle birlikte de öncekinden de patavatsız, zorba ve hoyrat hareket ediyor.

Esasında, İslam aleminin ve dünyanın geri kalanının başına çöreklenmiş olması bile ABD ile “müttefik”, “ortak” olmamaya, “ortak çıkarlarımız için birlikte çalışalım” dememeye yeter de artardı bile. Ancak bugün, başında bulunan dengesiz ve dangıl dungul müteahhidin de etkisiyle ABD, “züccaciye girmiş fil”den farksız durumda. Ayının seveyim diye öldürmesi benzeri, dostluğu da düşmanlığı da ayrı bir bela olacaktır artık. Önceden de böyleydi, (bkz. Müttefiklik yaparken PKK/YPG’ye aleni yardım etmesi vs vs) şimdi daha da beter bir vaziyette.

ABD’nin yalnızlaştığı tespitini yaparken, durduk yere kendimizi galeyana getirmektense (Bizim sayemizde yalnızlaştı gibilerinden), aklıselim bir tavırla meseleyi değerlendirmek gerekiyor. Bu noktada, güç dengesinin ABD aleyhine gelişmesi, Rusya’nın ve Çin’in güç dengesini bozmaları, Trump gibi birisinin göreve gelmesi gibi sebepler bulunuyor. “Türk’e Türk propagandası” kabilinden kendimizi pohpohlamalar yerine gerçek sebeplere odaklanırsak, olan biteni anlamamız ve buna uygun pozisyon almamız daha kolay olur neticede.

Geçtiğimiz aylarda yaşanan İsrail’in Kudüs’ü başkent ilan etme kararı ve ABD’nin bunu kayıtsız şartsız ve hesapsız şekilde “fedailik” derecesinde savunması, yakın geçmişte ABD’nin yalnızlaşmasını hızlandıran olayların başını çekiyor belki de. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki oylanan Kudüs tasarısı, konseyin 15 üyesinin 14’ünün lehte oyuna karşın ABD tarafından veto ediliyor. ABD’nin vetosuna karşın konseyin kalan üyeleri İngiltere, Fransa, Çin, Rusya, Uruguay, Bolivya, Etiyopya, İtalya, Japonya, Kazakistan, Senegal, İsveç ve Ukrayna, Mısır tasarı lehinde oy kullanıyor. Avrupa’nın “büyükleri”, İngiltere ve Fransa, ABD’nin aleyhinde bir tavır alıyor. Ve elbette ki Rusya…

Bu noktada İngiltere’nin tavrı dikkate değer. Özellikle Tony Blair döneminde ABD’nin fazlasıyla dümensuyunda gözüken, adeta yaveri gibi değerlendirilen İngiltere, ciddi bir pozisyon değişikliğine gidiyor. Adeta ABD’yi, kendisi belli bir güce erişene kadar paravan olarak kullanıyor gibi. Bugün, ABD’de yaşanan arızayı da ilk başta tespit eden ve ona göre bir mesafe koyanların başında gelmesi de tesadüf değil herhalde.

Financial Times gazetesinin geçen haftaki başyazısında, ABD’nin “hoşuna gitmeyecek” şekilde Türkiye’nin Afrin operasyonuna yönelik sıcak mesajlar verilirken, ABD dış politikasının nasıl bir kargaşa içinde olduğu, Moskova etkisini artırırken ABD’nin bölgesel gelişmeleri şekillendirme becerisini yitirdiğini tespiti yapılıyor. Birkaç gün sonra İngiliz Dışişleri Bakanı da ABD kısmına girmeden benzer şeyleri söylüyor.

İngiltere’nin bu çokça ifşa etmediği ama satır aralarında her fırsatta dillendirdiği tespitleri hafife almamak gerek. İngiliz iç istihbarat servisi MI5’in başkanı, Kasım 2016’da, teşkilatın 107 yıllık tarihinde ilk kez bir gazeteye röportaj vererek, “Rusya, İngiltere için tehdit” açıklaması yapıyor. Kasım 2017’de İngiliz Başbakanı May, “Uluslararası düzeni tehdit eden Rusya’nın eylemleridir” diyor. Geçtiğimiz günlerde İngiltere Genelkurmay Başkanı Nick Carter, Soğuk Savaş’tan bu yana Rusya’nın İngiltere’ye yönelik en büyük tehdit olduğunu söylüyor.

ABD’nin yalnızlaşması meselesi akşamdan sabaha olan bir şey olmadığı gibi Ortadoğu’da ve tabii ki dünya genelinde değişen güç dengesini de bunda bir etken olarak görmek gerekiyor. Bazı “kurnaz tilkiler” bunun bir hayli farkında anlaşılan o ki…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?