Gizle

Zulmün adaleti

Birkaç gündür tuhaf bir tartışmadır gidiyor… Trump, Sayın Cumhurbaşkanı’yla telefon görüşmesi yaptı. Yapılan açıklamalar farklı oldu. Dedin, demedim... Sen dedin, ben başka dedim curcunasını bir yana bırakarak, can alıcı sorunun kafalarımızdaki yankısını kimse dile getirmiyor.

Sınır güvenliğimiz için başlattığımız harekâta Amerika ayar vermeye kalkışıyor. Türk askeri PKK’ya vuruyor, ses Amerika’dan çıkıyor.

Biz, kendi güvenliğimiz için… Teröre karşı önlem olsun diye, ateşe verilmiş evleri söndürürken, komşumuz Suriye zayıf tepki verirken, daha yakın komşumuz Amerika’nın cayırtı koparması ilginç değil mi?

Adam gelmiş, sınırımıza konuşlanmış, komşu olmuş bize. Adam gelmiş, Irak’ta asker barındırıyor, Irak’taki komşumuz… Adam, Suriye’de karşımızda. Yunanistan’da onu görüyorsunuz… Suudların sözcülüğüne ve polisliğine soyunuyor kimi zaman… Bazı coğrafyalarda asker olarak arzı endam eyliyor, bazı ülkelerde siyasetçi, toplum bilimci.

Amerika tam anlamıyla bukalemun kılığında.

Türkiye, kendine yönelen silahlı terörden kendini emin kılmak için harekât başlatıyor… Amerika, harekâtın sınırını çizmeye kalkıyor… Kendi nerede? Suriye’nin kuzeyinde, Suriye’nin her yerinde hemen hemen.

Kimse sormuyor, birader senin orada işin ne? Seni oraya kim davet etti?

Irak’ta, nükleer yalanıyla dünyayı kandırdın. Olmadık senaryolarla Müslümanların onurunu kırdın. Evine dönmek yerine, orada hâlâ bekçilik ve devletçilik oynuyorsun.

Suriye’ye seni kim çağırdı Sam efendi?

Kimin davetiyle, kim için Suriye’de bulunmaktasın? PKK’ya verdiğin silahları nasıl izah edeceksin? Senin varlığının üstünlüğü nereden gelmektedir?

Bütün dünyaya ayar verme ödevini kimden aldın, kaynağın nedir? Paran çok, silahın bol diye mi caka satmayı alışkanlık haline getirdin?

Sen, okyanus ötesinden gelip, her ülkeye komşu olmayı kendine hak görüyor, güvenliğini, binlerce kilometre ötede arıyorsun da, Türkiye ve benzeri ülkeler, kendi güvenlikleriyle ilgili hususlarda, sınırlarından ötede birkaç kilometre sağa sola oynama hakkını elde etmek için senden mi izin alacaklar Sam efendi?

Bu nasıl bir düzendir, nasıl bir izandır?

Kim kurdu bu zulüm adaletini?

Türkiye, mandacılığı kabul edemez. O devirler geride kaldı. İç siyasette, elbet herkes kendi görüşünü savunur, tenkit eder, yanlışı dile getirir… Lakin milli meselelerde, renkler anlam kazanır, milletin ve ülkenin istikbali öne çıkar.

Şu anda sergilenen tablonun özeti budur.

Dünyada, bu ikiyüzlü Amerika’nın sömürgeci ve ağzı, eli kanlı hali bütün insanlara gösterilmelidir… Dünyada, Rusya ile alan kapma yarışına girmelerini, bağımsız ülkeler kabul etmemelidir.

Emperyalist güçlerin inşa edeceği hiçbir medeniyet ve insanlık resmi yoktur.

Birkaç kilometre ötemizde konuşlanan Amerikalılar, bu sömürgeci ve baskıcı tutumlarını sürdükleri müddetçe, yeryüzünde nefretin simgesi olmaya devam edeceklerdir.

Dünya, adaletli bir sistem arzuluyor.

Amerika kapitalizmi, bugüne kadar sadece ve sadece acı ve gözyaşı çoğalttı.

Rusya’nın materyalist dürtmelerinden bahsetmeye gerek yok… Dünya, yeni bir düzene muhtaç… Bu düzen insan yaratıldığından beri var… Sadece, suya koşmak ve kana kana içmek kalıyor…

O da zalimlerin adaleti değil, Allah’ın sonsuz merhametinin beslediği ilahi adalettir…

Dünya ve bütün insanlık buna muhtaçtır…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Remzi Çayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?