Afrin Operasyonu

Silahı veren el mi güçlüdür silahı kullanan el mi? Soruyu şöyle de sorabiliriz; asıl düşman silahı kullanan el midir yoksa o silahı kullandıran el mi? Bir devlet egemenliğine tehdit olarak gördüğü her unsuru ortadan kaldırmak için her türlü yolu kullanabilir. Buna en son çare olarak savaş da dâhildir. Bu, o devletin meşruiyetinin hem gerekçesi hem sonucudur. Gerekçesidir çünkü meşruiyetini göstermesi lazım. Sonucudur çünkü meşruiyetini devam ettirmesi gerek. Bir devletin meşruiyeti askerî gücüdür. Tüm zamanlarda ve dönemlerde bütün devletler asker tarafından kurulmuştur. Hiçbir devlet yasa koyucu tarafından kurulmaz. Tersine kurucu tarafından yasalar koyulur. Devletler kuruldukları topraklarda yaşayanların milliyet mensubiyetine dayalı kurulur. Yapısı tek dine dayalı da olabilir çok dinli de. Günümüz devletlerinin çoğunluğu laik (yasaları dine dayanmayan) devletlerdir.

Türkiye, laik bir devlettir. Milliyet mensubiyeti olarak Türk devletidir. Halkı Müslüman olmasına rağmen Türkiye’nin yasaları dine dayalı değil. Türkiye, devlet olarak herhangi bir dini dayanak kabul etmiyor. Yöneticileri Müslüman olabilir ama devletin yapısı İslam şeriatını reddediyor. Bunun yanında dini kurumlar var ve bu kurumların çalışan ve yöneticileri devletin memurlarıdır. Burada bir çelişki yok mu! Bu tür çelişkilere başka örnekler de verebiliriz ama şimdi zamanı değil. Oysa devletin halkıyla bütünleşmiş olması gerekmez mi? Halkı Müslüman bir devlette yıllarca Müslümanlar düşman olarak görüldü. Ki halen de öyle değil mi! Yöneticilerin Müslüman olmasıyla devletin Müslümanlığını karıştırmamak gerek. Gönül ister ki yöneticiler de devlet de Müslüman olsun.

ABD’nin kurup yönettiği PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütleri Türkiye’yi tehdit etmeye başlayınca Türkiye, 20 Ocak’ta Zeytin Dalı Harekâtı ismiyle Afrin’e operasyon başlattı. Afrin operasyonu devletimizin meşruiyeti gereği yapması gereken bir operasyondur. Bu operasyonu sonuna kadar destekliyoruz. Müslüman Türk ordusunun zaferle döneceğine inanıyoruz. Müslüman halkımız her türlü desteği veriyor. Vermesi gerekir. Buraya kadar tamam.

Sorun şurada; Türkiye halkı Müslümanlar olarak bizim düşmanımız ABD’dir. Düşman tanımı neden açık açık yapılmıyor? Türkiye’nin yöneticileri, yukarıda adı geçen bütün terör örgütlerini ABD’nin kurduğunu ve dört bin tır silah gönderdiğini defalarca söylemiştir. O halde neden ABD’ye karşı savaşmıyoruz? Düşman diye kimi kastettiğimiz belli olmayan bir tanım yapıyoruz. Ki düşman deyince Müslümanlar da akla geliyor bu ülkede! Buraya dikkat!

ABD’nin terör örgütlerine dört bin tır silah verdiğini açık açık söyleyen yöneticilerimiz, neden bu operasyonu ABD’ye karşı yapmıyor? ABD’nin kurduğu ve dört bin tır silahla donattığı terör örgütlerini operasyonla ortadan kaldırmak, varmak istenilen sonuca ulaştıracak mı? Afrin ve çevresini terör örgütlerinden temizleyince terör son bulacak mı? Kesinlikle hayır. Çünkü Türkiye, canavarla değil kuyruğuyla uğraşıyor.

Afrin operasyonu ABD’ye karşı yapılıyorsa neden Türkiye’deki ABD askerî üslerine el konulmuyor? Öyle ya terör örgütü örgütlü bir şekilde içimizdeyken dışımızda nasıl onunla mücadele ediyoruz? Türkiye eğer bu operasyonu ABD güdümünde yapmıyorsa neden İncirlik Üssü başta olmak üzere Türkiye’deki ABD üslerini kapatmıyor? Bizce Türkiye, terör örgütlerinden önce ABD’yle uğraşmalıdır. ABD dize getirilirse terör merör kalmaz! Her şeyden önce ABD faşizmine son vermek gerek! Eğer ABD’yle açık şekilde savaşmak göze alınamıyorsa ABD’nin Türkiye’ye yaptığı gibi kendi dibinde terör örgütü kurup bıktırmak lazım. Yok mu bizim istihbaratımız!

Türkiye, kendine yöneltilmiş silahı veren ve kullandıran eli kırmalıdır!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

03

H.emin - 15 Yıldır AB/D nin kuyruğuna takılıp stratejik ortak olanların, ülkemizdeki ABD, NATO üslerine el koymalarını beklemek nafile bir bekleyiştir. 4 yıl evvel eski Başbakan Davutoğlu milli uçağımız semalarda demişti. ABD üsleri kapatıldığında onların uçakları, silahları elimizde tahtadan farksız kalacaktır. Bunların meşruiyeti İsrail'in güvenliği ve ikinci israil kürdistan'ın kurulmasına endekslidir. ABD'ye dirsek atmakta kararlılarsa önce üslerini kapatması gerekmez mi? Afrin iç kamuoyunun gaz alma operasyonundan başka bir şey değildir diye düşünüyorum. İsrail'e ihtiyacı olanlardan medet beklemek beyhude hayalden ibarettir. Afrin operasyonu hakkında başka bir ihtimal de şu olabilir. Belki hala ülkemizin göz göre göre bölünmesine rıza göstermeyen, görünmeyen vatansever bir karar mekanizması var ise ona bir diyeceğimiz yok.

Yanıtla . 1Beğen 28 Ocak 18:05
02

Beylerbeyi - Bende aynı şeyi söylüyorum-soruyorum ama cevap verene aşk olsun . Neden incirlik üssü bertaraf edilmiyor?

İki sebebi olabilir. 1- Amerika Birleşik Devletleri (57 ayrı eyalet) bizi şamar oğlanı yapar . 2- Çok kirli bir oyun oynanıyor. Bizim siyasetcilerde işin içinde...!!!

Yanıtla . 0Beğen 28 Ocak 01:32
01

Zehra Altay - Hocam dilinize,yüreğinize,aklınıza sağlık ne de güzel yazmışsınız. Rabbim inşallah yönetenlerimize şuur verir

Yanıtla . 2Beğen 27 Ocak 15:14

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?