‘Cahil bir garnizon devlet’

Geçtiğimiz Mayıs ayında 89 yaşında ölen Zbigniew Brezinski ABD’nin özellikle 20.yüzyılın son dönemlerindeki en önemli stratejistlerinden ve akıl hocalarındandı. Emperyalist politikaların mimarlarındandı. Carter döneminde Ulusal Güvenlik Danışmanlığı yapmıştı.

Başlıktaki ifade Brezinski’nin ‘Stratejik Vizyon’ adlı kitabında geçiyor. SSCB’nin tarih sahnesinden çekilmesiyle birlikte ABD’nin doğru adımlar atmayarak çok önemli bir fırsatı teptiğini iddia ediyordu. Buna rağmen Amerika’nın belirleyici güç olmaya devam edeceğini düşünüyordu. Özellikle Soğuk Savaş sonrası güç merkezinin doğuya kayma ihtimali hissedilir derecede artınca, ABD’nin önündeki en büyük tehlikenin ‘cahil bir garnizon devlet zihniyeti ya da kendini üstün gören bir kültürel hazcılık içine çekilmek ’ olduğunu söylüyordu.

Bu şekilde davranırsa gücünün zaafa uğrayacağını ve karşısında oluşması muhtemel, Rusya-Çin gibi birlikteliklere cesaret vereceğine inanıyordu. Ayrıca Brezinski Doğu’nun 20. Yüzyılda Batı’nın düştüğü hataya düşeceğini, iç savaşlarla kendi kendini yok etme eğiliminde olduğunu ifade ediyordu. Tam da bu noktada ancak ‘dinamik ve stratejik düşünen” bir ABD’nin kendi konumunu güçlendireceğini ve merkez konumunu koruyacağını iddia ediyordu.

Brezinski gibi ABD için önemli bir ismin bu kanaatlerinin aksine bugün dünyanın neresine bakarsanız bakınız, ABD stratejik bir akılla değil ‘cahil bir garnizon devlet’ gibi hareket ettiğini görürsünüz. Özellikle Arap Baharı’nı kurgularken yapıp ettikleriyle her şeyi kaos üzerine planladığı artık su götürmez bir gerçektir.

Batının 2. Dünya Savaşı’nda kendi kendisinin kurdu olması gibi şimdi aynı tezgâhı doğu üzerine tasarlıyor. Bir anlamda güç zehirlenmesi yaşıyor. ‘Yumuşak Güç’ olmaktan ziyade her şeye burnunu sokan olmayı tercih ediyor. Vatikan bile Kudüs için tedirgin oluyor ama ABD’de dumura uğramış akıl yangına benzin taşımayı sürdürüyor.

YPG örneğinde olduğu gibi terör örgütleriyle kendi ordusunun adının yan yana gelmesinden rahatsızlık duyması bir yana özellikle bu şekilde taammüden davrandığı görülüyor.

ABD ‘Tanrı’yı kıyamete zorlayanların’ hem kendisini hem de dünyayı ateşin içine attığından habersizmiş gibi hareket ediyor. Yani Brezinski’nin görmek istediği şekilde bu saatten sonra ABD’nin küresel bir güç olarak kendisini muhafaza edeceği iddiası artık gerçeklikten uzaktır.

Çünkü stratejik düşünemeyen bir ABD’nin dinamik olarak ayakta kalması artık bir hayalden ibarettir. Oluşmasına katkı sağladığı bütün olumsuzluklar mutlaka kendisini de etkileyecektir. ABD’nin ortaya koyduğu politikalar sağlıklı bir aklın yapabileceği şeyler değildir. Ben yaptım oldu mantığı, ne kadar güç sahibi olursanız olun çıkar yol olarak kabul edilemez ve kimseye de faydası olmaz. Son olarak ise Trump 1995’ten bu tarafa hiçbir başkanın almaya cesaret edemediği Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğu şeklinde akıl almaz kararla pimi çekilmiş el bombasını Ortadoğu’nun merkezine bıraktı. Bu tavrıyla ne tarih, ne sosyoloji, ne diplomasi bilmediğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde teyit etmiş oldu. Hele de imza atma seremonisinde kalemini oynatırken duyduğu ‘haz’ görülmeye değer (!) önemli bir şovdu.

Sonuç olarak Filistin’de, Irak’ta, Suriye’de, Afganistan’da, Yemen’de, Libya’da, Mısır’da, Latin Amerika’da hülasa dünyanın dört bir tarafında gücünü ancak ‘garnizon’ olarak koruyabileceğini zanneden, kibirden kuleler inşa etmiş bir ABD için tehlike çanları çoktan çalmaya başlamış demektir.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Sadrettin Karaduman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?