O taraf mı fotoğraf mı?

Görüntü ve de gürültü çağındayız anladık. Bir şeyi gözü ile görmediği sürece inanmıyor insanlar artık, onu da biliyoruz. Bu gördüklerimiz ve bu kadar görüldüklerimiz nereye gidiyor?

Asıl bunun cevabını bulmak lazım.

Görüntünün gürültüleşmesi diye bir vakıa ile karşı karşıyayız. Evet, yeni bir şey bu. Fotoğrafta yer almak için olmadık atraksiyonlara girişenleri mi dersiniz, Duruşunu fotoğrafa dönüştürmek isteyenleri mi? İnsanlarla değil fotoğraflarla yaşıyoruz sanırsınız. Bakmayın bu adamların ‘o taraf’ deyip durduklarına, çılgınca peşinden koştukları şey fotoğrafın kapsam alanına girmek. Önde olmak, öncü değil önce olmak, protokolde ön sıralarda yer almaktır içlerinde büyüttükleri arzu.

Fotoğrafta egoları nasıl da sırıtıyor, hiç farkında değiller. Bütün bir ömürleri yığınak yapmakla geçiyor. Sadece mal mülk biriktirmiyorlar, gerektiğinde kullanacakları kadar adalet biriktiriyorlar, cümle içinde kullanmak için merhamet biriktiriyorlar. Peki, bütün bunların ‘o taraf’la ne ilgisi var demeyin. O taraf dedikleri bu tarafa hizmet eden bir olgu haline gelmiştir. Ne o muhafazakâr sekülarizm? Diye sormayacağım. Neo Muhafazakâr sekülarizm diye cevap verebilirim ancak.

ARA BOZACAK ELEMANLAR ARANIYOR!

İnsan ilişkilerini kârlı hale dönüştürmek yeni bir şey değil elbette; fakat modern zamanlarda bu çok daha sistematik bir hal almış durumda. Bir süre sonra bu işin teknikleri ortaya çıkarılarak bir bağımsız disiplin haline getirilirse hiç şaşırmayın. Sözgelimi ‘ara nasıl açılır?’ gibi bir kişisel gelişim konusu hayat müfredatımıza pekâlâ eklenebilir.

Bir, iki değil çok örnek gördüm bu yargımı destekleyecek. İki insanın arasını bulmak yerine o iki insanın açılan arasının oluşturduğu boşluğa nasıl yerleşebilirimin yoğun gayreti var. Darıldıklarımdan dolayı hiç kınanmadım, barıştığım insanlardan dolayı muaheze edildim. Onlara göre bu küslük olabildiğince uzun sürmeliydi ki bütün planları altüst olmasın. Dini duyarlık ya da ahlaki hassasiyet mi dediniz? Bu söyledikleriniz sadece vicdanı paklamak noktasında ara sıra dile getirilen konu başlıklarıdır.

Ne yazık ki öyledir.

Üstün çıkma, haklı olma, galip gelme… Daha çok dünyevi yaşamsal şehvetini teskin edememiş insanların gerçek hayatta pratiği olmayan konu başlıklarıdır bunlar.

Eskiden insanların küslüklerini gidermek için arabulucular devreye girerdi, şimdilerde arkadaşlıkları bozma, dostlukları bitirmek için arabozucular devreye sokulmakta. Yazık!

ENTRİKALAR ÇAĞI

Kim işini daha az ahlaki hassasiyet gözeterek yapıyorsa ona ‘bitirim’ diyorlar artık. Geçen sordum bir ilahiyatçı arkadaşa ‘neden çakallık yapan adamlara bitirim diyorsunuz?’ Hafif kıvrandıktan sonra şu cevabı verdi: ‘Siz bilmezsiniz, bitirim kelimesi ‘bitirmek’ten gelir. Bir işi öyle ya da böyle zamanında bitirdikleri için bu tür insanlara bitirim diyoruz’ Gözünüzün tutmadığı adamlara niye ‘anasının gözü’ diyorsunuz peki? Bir an kalbinin yerini unutmuş da yoklarcasına elini göğsüne iliştirerek: ‘Anneleri onları ‘iki gözüm’ diye sever de ondan’

Peki, bu adamlar kendi gözlerini niye kullanmıyorlar. Onların gözü göz değil mi? Hafif öne kaykılıp ıkınarak: ‘onların hiçbir şeyde gözleri yok da ondan!’ Demeden edemedim:

‘Yoksa siz şıracı mısınız?!’

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?