Afrin

Bazen ne derseniz deyiniz, olacakları engelleme gibi bir ihtimaliniz olmayabilir. Yolun sonunda karşı karşıya kalınacak olumsuzlukları bertaraf etmek adına, her türlü gayreti gösterirsiniz, birçok haksız eleştiriye göğüs gerersiniz, bütün hakaretlere karşı direnirsiniz de başarılı olamazsınız ya, işte Suriye’de bugün olanlar bizim açımızdan böyle bir sürecin sonucudur.

Eğer sorumluluk sahibi bir insansanız, ben size demiştim diyerek kendi köşenize çekilme veya böbürlenerek dolaşma gibi bir hakkınız zaten olamaz. Çünkü derdiniz haklı çıkma mücadelesi vermek değil, doğru sonuçların oluşmasına vesile olmaktır. Bilirsiniz ki her şart altında doğruyu tekrar tekrar söyleme ve uyarma göreviniz devam eder. Bir de kimseyle şahsi bir hesabınızın olmadığı gerçeği vardır ama çoğu zaman söyledikleriniz kişisel bir karşı duruşmuş gibi takdim edilir, bu da sizi yaralar ama yine kanaatlerinizi, gördüklerinizi söylemeyi sürdürürsünüz. Bildiğiniz gibi önce Ortadoğu’da baharımızın adını kirlettiler. Şimdi de bütün mevsimlerimizi elimizden almanın derdine düştüler. Bunu yaparken de bizi bize kırdırmak için planlar yaptılar. Etnik ve mezhepsel fay hatlarımıza hücum ettiler. Hem müttefikiz dediler, yüzümüze güldüler, hem de bize karşı terör örgütlerini kışkırttılar. Binlerce tır ağır silahlarla teröre sistematik bir şekilde destek verdiler. Bizimle sürekli oynadılar. Yalan söylemekten hiçbir zaman çekinmediler. Geri adım atmış gibi yaparak aslında daha ileri tuzaklar kurmanın hesaplarını yaptılar. 1991 Körfez Savaşı’nda Irak’ta 36.Paraleli oluşturup, 2003’teki işgalle Irak’ın resmen bölünme sürecini başlattılar. Arap Baharını halkın haklı mağduriyetleri üzerinden kurguladılar. Ülke olarak uyanık olmak zorundaydık ama zaaflarımızı değerlendirip bu süreçte bizleri kullandılar. Gelinen durum itibariyle bölgemizi öylesine bir girdabın içine soktular ki halklara eskiyi aratır oldular. Bugün sınırlarımızdaki en büyük baş ağrımıza dönüşen Suriye’nin altüst olmasına sebep oldukları yetmiyormuş gibi şimdi Afrin gibi yerlerde sözde ordular kurarak sorunun daha da kalıcı olmasını hedefliyorlar. Bizleri, bölgemizi sonu gelmez koridorlara, dipsiz kuyulara geri dönüşü mümkün olmayacak yollara sokmak istiyorlar.

Daha önce de yazmıştım. 1071’de Sultan Alparslan’la birlikte mücadele eden, Anadolu’nun İslamlaşması sürecinde onun yanında yer alan Kürtlerdir. Kürtçede ‘çabuk elde ettik’ anlamında kullanılan Malazgirt ifadesinin dillendirilmesiyle birlikte yerin adı Malazgirt olarak kalmıştır. Bu da bin yıllık kardeşliğin en önemli delillerindendir.

Birileri öteden beri aramıza mayınlar döşüyorlar, milletimizi birbirine düşman etmek için planlar kuruyorlar ya, Afrin operasyonunu da bu amaçla fırsata çevirmek istiyorlar. Onlara bu imkânı vermemek adına, gelinen noktada içerde kardeşliğimize zarar verecek provokasyonlara sebep olacak bir dil ve üslup kullanılmamasına dikkat edilmelidir. Afrin’de olanlar bir Türk-Kürt mücadelesi değildir. Bugünkü durumda hatalar zinciri ile gelinmiş olsa da yanı başımızdaki tehlikeyi bertaraf etmek için aynı Fırat Kalkanı’nda olduğu gibi Afrin‘de de adım atma zorunluluğu doğmuştur. Bu işi sahada yürüten ise ordumuzdur. Ordu bu milletin tamamına aittir. Ancak bu ordu güçlü olursa bölgesel ve toplumsal barışımız güvencede olabilir. Dün 1071’de Anadolu kapılarındaki ordu neyse, 1453’te İstanbul surlarını hangi ordu kuşattıysa, Yemen’de, Galiçya’da, Balkanlarda, Trablus’ta, Çanakkale’de, İstiklal Savaşı’nda hangi ordu vatan için mücadele ettiyse bugünkü ordu da odur. Bu coğrafyada ayakta kalabilmemiz ancak ordumuzla mümkün olabilir. Son sözü de bu coğrafyanın mazlum halklarına söyleyelim.

Ey Mezopotamya’nın çile yüklü, dert, acı, gam kasavet yüklü halkları! Yetmedi mi bunca acı tecrübe? Yetmedi mi bunca kan, gözyaşı, ölüm, zulüm? Kardeşçe yaşamayı başaramazsanız gözyaşlarınız hiçbir zaman dinmeyecek. Uyanmak için daha hangi musibeti bekliyorsunuz?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?