Gizle

Bu vatan bizim için evdir otel değil!

İnsan hayatını devam ettirebilmek için bazı şeylere gereksinim duyar. Temel ihtiyaç maddeleri olarak adlandırabileceğimiz bu şeyler yeme içme, giyim, barınma vb. şekilde sıralanır.

Hayatımızın devam edebilmesi için öncelikle yeme içme meselesini halletmemiz gereklidir. Zira gerekli olan enerjiyi temin edebileceğimiz yegâne kaynak yiyeceklerimiz ve içeceklerimizdir. Zaten insanın bunları temin için harcadığı zamanın çokluğu da göz önüne alınırsa ne kadar mühim bir kaynak olduğunu idrak ederiz.

Yemekle birlikte ama o kadar ehemmiyeti olmayan bir diğer ihtiyacımız da giyimdir. İkamet edilen yere göre değişmekle birlikte dış etkilerden kendimizi korumak için üzerimize bir şeyler almak zorundayızdır. Sıcak iklimlerde giyinmek pek önemli olmamakla birlikte yine de inceden bir giysi ihtiyacı hâsıl olmaktadır. Fakat soğuk iklimde yaşayanlar için giyinmek yemek içmek kadar mühim bir meseledir. Soğuktan korunmak için ve muhtemel hastalıklara karşı tedbir amaçlı giyiniriz.

Yeme içme ve giyimden sonra barınma gelir. Barınmanın diğerlerinden daha az önemli olduğu anlaşılmasın bu sıralamadan. Onlar kadar önemli hatta belki onlardan daha önemlidir barınma ihtiyacı. İnsan sürekli olarak gez gez nereye kadar gezebilir değil mi? Bir yerde konaklaması ve yorulduğunda dinlenmesi lazımdır. Güvenliği açısından da barındığı yerin muhkem olması ve kendisini çok iyi saklayıp koruması gerekir. Ayrıca günün yorgunluğunun atılıp dinlenilmesi gerektiğinden sessiz, sakin ve yaşanılabilecek bir yer olması da lazımdır barınma yerinin.

Günümüzde bizler adına iki göz oda, gecekondu, ev, mesken, konut, ikametgâh, apartman dairesi, rezidans, apart daire, suit daire vs. desek de temel olarak barınma ihtiyacını karşılayacak yeri ifade ederiz. Bizler için günün yorgunluğunu attığımız, aile bireyleriyle bir araya geldiğimiz, huzur veren yerlerdir barınma yerleri. Bu yerler aynı zamanda sürekli kaldığımız yerlerdir. Yani ömür bitene değin kalınacağı düşünülen yerler. Evet, insan zaman zaman barındığı yeri değiştirmektedir bu doğru! Fakat gittiği yere de sürekli kalmak ümidiyle gitmektedir. Dolayısıyla insanın barındığı yer –ki biz buna en çok kullanılan şekliyle ev diyoruz- kendisiyle bütünleşen ve vazgeçilmezi olan bir yerdir. Bu yüzden evi önemlidir insanın. Geçici kalınacak yere ise otel denilmiş. Bir ya da birkaç gecelik misafirliklerin olduğu ve nihayetinde terk edilen yerlerdir oteller.

Kişi açısından uğruna mücadele verilmesi gereken yerlerden biridir evlerimiz. İslam dini kişinin canını, malını, ırzını koruma altına almıştır. Bunlara haksız yere dokunulmasını yasak etmiştir. Hükmü belli olan suçlar ve kanunsuzluk durumları haricinde bu saydıklarımıza devlet dahi dokunamaz bırakın insanları. Mamafih ev de mal kabilinden olduğundan evine zarar verilmesi, elinden alınmaya teşebbüs edilmesi, yıkılıp yok edilmesi karşısında insan gücü oranında müdahil olur ve savunur kendini.

Bu vatan da bizim evimizdir. Bin yıldır bu topraklarda yaşayan bizler buraya gelirken şöyle bir bakalım geçip gidelim diye gelmedik. Vatan bildik yurt belledik bu toprakları. Nice insan ömrünün baharında kara toprağa düştü. Nice canlar vatan dediğimiz bu toprakları kanıyla suladı. Bizler evimizi öyle üç beş kupona almadık. Bedelini ödeyerek bu topraklara sahip olduk. Bugün topraklarımızda gözü olanlar şunu iyi bilmedirler ki bu bedeli ödemeye göze alanlar ancak bizim dengimiz olabilirler. Belki günümüz şartları aleyhimize tezahür ediyor olabilir. Gaflet ve dalalet içerisinde bulunanlarımız da olabilir. Fakat söz konusu vatan olduğunda bu milletin en ufağından en büyüğüne değin her ferdi sizlerin allayıp pulladığınız “Rambo”ları maskaraya çevirir. Çok mu abartılı buldunuz bu cümleyi geçmişinize bizlere unutturmaya çalıştığınız tarihin tozlu sayfalarına bakın. Yok, onlar çok eskide mi kaldı diyorsunuz o zaman “Mavi Marmara”ya saldıran iki gözü dönmüş katil ve zalimlerin seçme birliklerindeki özel kuvvetler müsveddelerini oradaki silahsız sivillerin nasıl altına bevl ettirdiklerini hatırlayın anlarsınız. Gerçi sizler sanal hafızadan silmeye çalışıyorsunuz o resimleri ama bu milletin hafızasında bunlar henüz taze ve unutmaya da niyetli değiller. Milli manevi değerlere bağlı insanlar barındıkları vatanı evleri bilirler. Canları pahasına korurlar. Sizin vatandaşlık vermek uğruna, parayla ya da vaatle kandırıp üniforma giydirdiğiniz sözde askerler ise otelde kalan tatilciler gibiler.

Batı medeniyeti, katil Amerika ve onların efendisi zalim devletin zevalleri yakındır Allah’ın izniyle. Yakın bir gelecekte onların perişan hallerini göreceğiz nasip olursa.

Rabbim Mehmetçiğimizi karada, denizde, havada mansur ve muzaffer eylesin. Bizleri de imandan ve doğruluktan ayırmasın, İslam ümmetine de birlik ve beraberlik nasip etsin inşallah. Âminlerce âmin…

Selam ve dua ile…

İlgilisine notlar:

• “Allah rızası için bir gün nöbet beklemek, dünya ve dünyadakilerden hayırlıdır. Sizden birinin kamçısının cennetten işgal ettiği bir yer de, dünyadan ve dünyadaki her şeyden hayırlıdır.”

Hadisi Şerif

MİNİK BİR anekdot

“Bu hikâye Kurtuluş Savaşında Durmuş adında İnegöllü kahraman bir çocuğun hikâyesini anlatıyor.

Top sesleri duyulmuş, herkes gene ‘düşmanın gelmekte olduğunu anlamıştı. İnegöl, Bursa ile Eskişehir arasındaki yol üzerinde bulunuyordu. Düşman, Bursa’dan gelip yurdun daha içerilerine girebilmek için ilerlerken, Eskişehir önlerinde yeniliyor, gerisin geriye kaçarken gene İnegöl’den geçiyordu. Bunun için, kasaba halkı, düşmanın yapacağı kötülüklere karşı savunmaya hazırdılar.

Şehrin bütün erkekleri, hatta sağlam, güçlü kadınları cepheye gitmiş, düşmana karşı yiğitçe girişilen savaşa katılmıştı. Şehirde yalnız silâh kullanamayacak kadar yaşlı kimselerle çocuklar kalmıştı.

Düşman askerleri, şehre girer girmez, evleri yağmalamaya başlamışlardı. Durmuş, ninesini evin bodrumuna indirmiş, kendisi de babasının eskiden kalma, bozuk tüfeğini almış, ninesinin yanında pusuya yatmıştı.

Çok geçmeden evin kapısının kırıldığı duyuldu. Düşmanlar önce mutfağa saldırdılar. Orada güzel yemekler bulmuşlar, vahşi hayvanlar gibi sesler çıkararak yiyip içmeye başlamışlardı.

Durmuş onlara baskın vermenin tam sırası olduğunu düşündü. Sonra, aklına bir şey geldi: Tüfekte belki pek az kurşun vardı, belki de hiç yoktu. Bu durumda, sayıları hayli fazla olan düşmanla başa çıkamazdı. Bunu düşünürken kafasında bir düşünce parladı!

Hemen bodrumun bahçeye bakan alçak, daracık penceresinden dışarı süzüldü. Yerdeki ufak taşlardan avuç avuç alarak ceplerine doldurdu. Tüfeğini de eline aldı, evin yanındaki ağaçtan, usulca, dama çıktı… Başladı taşları birer birer kiremitlerin üzerine atmaya. Sonra, kendi kendine: «Bir deneyeyim…» dedi, tüfeğin tetiğini çekti. Tüfekte kurşun varmış. Patladı. Tüfeğin patlamasıyla da, evdeki düşmanların sesleri kesildi. Durmuş da gene ceplerindeki taşları avuç avuç alıp kiremitlerin üzerine atıyordu. Düşman askerleri, arada bir tüfek sesi de işittiklerinden, evin sarıldığını, kurşun yağmuruna tutulduklarını sandılar. Kapıdan dışarı fırlayıp kaçmaya başladılar. Yalnız, bir tanesi, kaçarken, samanlığa girdi, kibritini çaktı. Yangın çıkarmak için otları ateşe vermek niyetinde olduğu anlaşılıyordu.

Bizim kahraman Durmuş, hemen onun ardından içeri daldı, saman balyalarını siper ederek, tüfeğini düşman askerinin üzerine doğrulttu. Bir yandan da düşünüyordu:

“Ya tüfekte kurşun kalmadıysa?”

Artık her tehlikeyi göze almıştı. İyice nişan alıp tetiği çekti.

Düşman askeri, kurşunun acısından çok, şaşkınlıktan, korkudan haykırarak yere serildi.

Durmuş, samanlığı, evi, ninesini yangından kurtarmıştı. Koşup yaşlı kadının boynuna sarıldı. Nine, kahraman torununu bağrına basarken, gözyaşlarını tutamamış, sevinçle, kıvançla ağlıyordu.”

(http://secmehikayeler.com/kahramanlik-hikayeleri/inegollu-kahraman-cocuk-durmusun-hikayesi-2.html )

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Cihan - Milli Gazete gene en dogru durusu sergiliyor. Yapilmasi gereken yapildiginda sirf hukumet karsiti olmak adina "ama, falan v.s." demeden destek veriyor. Ayni fersaet Temel Karamollaoglu'nun tum onemli konulara yaklasiminda da gecerli. Gercekten de kendisi ulkemizin cok istifade etmesi gereken bir bilge.

Yanıtla . 0Beğen 22 Ocak 11:41

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?