Popüler kültür ve medya

Türkü baba Fatih Kısaparmak’ın Unkapanı kurtkapanı diye tasvir ettiği, müzik endüstrisinin merkezi olan mekân, artık internet ve dijital ortama kaydı. Sanat ve sanatçılar artık dijital ortamlardan takip ediliyor. Eskiden en az 10 şarkıyla yapılan albümlerin yerini tek şarkılar, singellar aldı. Popüler kültür, medya aracılığıyla yepyeni bir sanat ve sanatçı figürünü önümüze koymuş durumda.

Bu kaos ortamında medyanın magazin figürü olmayı başaranlar yaptıkları albümlerle kendilerine bu alanda yer açıyorlar, albümlerinin satışını katlıyorlar.

Ülkelerin kültür sanat damarlarında yer bulmuş, yer etmiş, dönüm noktası olmuş, ürettiği eserlerle insanların kulaklarında ve zihinlerinde farklı bir yere oturmuş, kuşaklar arası geçiş yapabilmiş, her dönemin ezgi harmanı olmayı başarabilmiş sanatçılar vardır.

Mesela, ülkemiz adına konuşursak, bunlardan birisi, merhum Neşet Ertaş’tır. Yaptığı müzikle anlaşılmaz bulunarak aforoz edilmeye çalışılmış, TRT’nin repertuarlarında bile yer bulamamış bir başka sanatçı ise Orhan Gencebay’dır. Orhan Gencebay, arabesk denilerek burun kıvrılan, ürettiği Türk Halk, Türk Sanat ve Türk Tasavvuf Müziği sentezi eserleriyle müzikte bambaşka formları deneyen, bağlama ile Klasik Batı Müziği enstrümanlarını bile yan yana kullanarak müthiş bir ezgi ambiansı oluşturan, müziğimizin deha isimlerinden birisidir.

Kuşkusuz O’nu anlayabilen, O’nu kavrayabilen ve müzikteki değişim rüzgârlarına karşı durmadan O’na hürmet gösterebilen kitle, yıllarca O’na ve müziğine sahip çıktı. Ve bugün, yaptığı işin, ürettiği değerin ne kadar önemli bir boyut olduğu daha çarpıcı bir şekilde ortaya çıkıyor.

Kuşkusuz bir albümün kalitesi, bir albümün niteliği, onun satışıyla, yani niceliğiyle doğru orantılı değildir. Bir albümün çok satması, o albümün çok çok kaliteli olduğunu göstermez. Zira popüler kültürün baskısı altında ezilen müzik endüstrisinde geçtiğimiz dönemde, adını sanını duymadığımız nice sanatçı geçinen tiplerin albümleri de arada sırada çok sattı.

Bir albümün kalitesi, müzikal kalitesidir, müzikal normudur. Getirdiği yeniliktir, ezgi harmanıdır, ürettiği değerdir.

Popüler kültürü besleyen en önemli arter ve ana damar, medyadır, televizyondur. Bugün medyanın ve televizyonun kuşaklarına konuk etmediği hiçbir sanatçı, popüler kültürün getirdiği pastadan faydalanamaz.

Albüm satamaz, dizi oyunculuğu beş para etmez… Bu sebeple, medya dünyasıyla, televizyon dünyasıyla sanatçı camiasının arasında görünmez ve kopmaz bir bağ vardır. Bu bağ, medyanın ve televizyonun reyting ve tiraj bağı, sanatçıların ise popüler kültürün nimetlerinden faydalanma boyutudur.

Ürettiği değerlerle kenarda köşede kalmayı yeğlemiş, Anadolu’nun kıraç bağırlarında heder olmuş nice sanatçı vardır. Bu sanatçıları bulmak, bu sanatçıları kamuoyuna tanıtmak, onların eserlerini kuşaklar arası geçişkenliğe kavuşturmak medyanın asli görevleri olmalıdır.

Ama bugün medyanın ve televizyon dünyasının ana temelini reyting damarı oluşturduğu için, gerçek kültür boyutlarımızın sindirildiği ve yok edildiği bir döneme mahkûm bir görüntü çiziyoruz.

Neşet Ertaş, Orhan Gencebay, popüler kültür ve medya baskısını kırabilmiş nadir isimlerdendi. Ama onlar gibi değerlerin önümüzdeki süreçte, popüler kültür ve medya baskısından kurtulabilecek bir çıkış harekâtı yapıp yapamayacaklarını bilmiyoruz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?