Gizle

Vatansever…

Siyaset, maalesef çok esnek ve duruma göre şekil alınabilen bir alan. “Dün dündür bugün bugündür” sözü, herhangi bir derinliği olmamasına rağmen bizim siyaset ve siyasetçimizi çok iyi yansıtan ve tanımlayan bir söz. Siyasetçimiz “esnek” olmayı “tutarlı” olmaya yeğleyince, siyasetin kalitesi ve profili de ister istemez düşüyor. İyi işler de iyi siyasetçilerle çıkabilir ancak ve iyi iş de çıkmaz oluyor haliyle.

Tutarlı olmak, sözünün hakkın vermek, sözünün eri olmak, sözünün arkasında durmak gibi erdemler siyaset sahnesinde geçer akçe değil. Halk da pragmatik yani “bulunduğu kabın şeklini alan”, “nabza göre şerbet veren” siyasetçiyi sevince, siyasetçinin de “esnek” olması kaçınılmaz oluyor. Doğru, dürüst, sözünden dönmeyen siyaset sevilmiyor maalesef. Faydacı, pragmatik ve pratik siyasiler ilgi görüyor, ilkeler, prensipler, idealler için kendini paralayanlar rağbet görmüyor. Siyaset anlayışımız çarpık olunca siyasetçi de buna ayak uyduruyor veya siyasetçinin kalitesi siyaseti belirliyor. Her ikisi de doğru aslında.

Dün birbirlerine hakaretten de öte ifadelerle saldıran, tehditler savuran siyasiler, bir de bakmışsınız ki aynı yola başkoyabiliyor. Siyasetçiler birbirlerine düşman olsun, bir araya gelmesin, birbirleriyle oturup konuşmasın değil; tam tersine birbirleriyle oturup konuşacak yüzleri olacak, birbirlerine tahammül gösterecek, birbirlerine saygı duyacak bir siyasi iklim olsun. Ancak, dün olanca şiddetiyle küfredip bugün kol kola girebilmek de pek bir tutarlı ve ilkeli durumu yansıtmıyor olsa gerek. Bu kadar mı “esnek” yani siyaset?

Düne kadar “düşman” gibiyken bugün “kardeş” olunması değil sorun. Sorun, sarf edilen sözlerin hiçbir kıymet-i harbiyesinin, hiçbir değerinin olmaması. Dün sarf edilen sözün bugün ardında durmayabiliyor Türk siyasetçisi. Bu enteresan ve de çok acı bir durumdur. Öyle olunca, kitleler hangi söylenen söze itibar edecekler? Bugün söylenen bir sözün yarın tekzip edilmeyeceğini nereden bilecekler? Siyasetçi, sözü senet olan bir kişi olmak durumunda değil midir?

Bir de şöyle bir durum var. Dünün “düşman” kardeşleri bugün “kardeş”e dönüşürken, yeni “düşmanlıklara” da zemin hazırlanıyor. Yani, bir araya geliyorlar ama kendileri dışındaki herkesi de yaftalayarak, herkesi “bir şeyler” ilan ederek bir araya geliyorlar. Bu tehlikeli sakıncalı ve de gayrı ahlaki bir hal değil midir?

Yani, 2 parti bir araya gelince bu peşinen “yerli” ve “milli” bir oluşum kabul edilirken, bu işin dışında yer alanların “gayrı milli”, “işbirlikçi”, “dış güçlerin adamı”, “vatan haini”, “Türkiye’nin kötülüğünü isteyen odaklar” ilan ediliyor. Bu nasıl bir mantıktır diyen yok. Sadece seçim kazanmak için böyle tehlikeli bir ayrışmaya, ötekileştirmeye değer mi? Bu mantık silsilesinin, bu siyaset anlayışının neresinde akıl, mantık, vicdan, izan vardır? Yazık değil mi bu ülkeye!

Bu tehlikeli söylem, birtakım “vazifeli” tipler tarafından çeşitli ortamlarda, sosyal medyada vs yayılmaktadır. Birtakım mankurtlaşmış gazeteciler, kiralık kalemler, tetikçi tipler en ufak bir utanma belirtisi dahi göstermeden halihazırda iki siyasi kampa ayrılmış olan Türkiye’de, bir de “vatanseverler”-“vatan hainleri” gibi rezil tasnifleri işliyorlar. Maalesef toplum da, bu propaganda bombardımanı altında (bir nevi bir yalanın 40 defa söylenmesi misali) bu saçmalıklara inanır hale gelebiliyor. Toplumu böylesine bir düşmanlığa, böyle bir kategorizasyona sürüklemek kadar büyük bir bela olabilir mi?

Siyasetin iddiası, seçim kazanmaya odaklı olabilir, ancak bunun uğruna ortaya konan söylemlerde de kırıcı, kamplaştırıcı, düşmanlaştırıcı olmamak hem insani hem ahlaki hem de dini bir görevdir. “Şu partiye oy veren vatansever” de “bu partiye oy veren vatan haini” demeye getirmek bile büyük bir vebaldir.

Vatanseverlik kimsenin tekelinde olmadığı gibi bu vatan da (teröre, bölücülüğe, herhangi bir gizli belaya bulaşmamış) herkesin vatanıdır.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?