Gizle

Yerli düşüncenin adresi: Milli Gazete

Bismillahirrahmanirrahim

Tanzimatla birlikte Osmanlı aydınları arasında Batı hayranlığı başladı. Bu süreçte, gidişatın yanlışlığını ortaya koyarak milli kimliğimizi hatırlatan aydınlar da oldu. Fakat özenti devlet içine sirayet ettiği için uyarılar etkisiz kaldı.

Osmanlı sonrası yabancı kodlarla düşünme daha da yaygınlaştı. Batı hayranlığı kompleks haline dönüştü. Öğrenimli insanlar değerlerine yabancılaşmaya başladı. Bu durum, yabancı kültür istilasına karşı ahlaki ve manevi direncimizi zayıflatıyordu.

Batı hayat tarzına karşı milli ve yerli olanı savunan Mehmet Akif, Necip Fazıl, Peyami Safa gibi aydınlar, değerlerine sahip çıkma konusunda milletimizi uyardılar. Söz ve yazılarıyla bize ait olanı savundular. Kurumsal ve sistematik bir yapılanma ihtiyacı ortaya çıktı.

1969’da siyasi hayatımıza giren Milli Görüş hareketi “Önce ahlak ve maneviyat” bayrağını açarak işe başladı. Davanın lideri Erbakan Hoca, her fırsatta insanımıza kimliğini hatırlatıyordu. Çünkü küresel güçler kitle iletişim araçlarını kullanarak toplumların düşünce dünyasını kontrol altına almaya çalışıyordu. Medya, bir davanın tanıtılması için çok önemliydi. Fikir tohumları büyük oranda medya kanalıyla insanlara ulaşıyordu.

Erbakan Hoca davanın devamlılığı için hiçbir alanın boş bırakılmaması gerektiğine inanıyordu. Bu işte medyanın önceliği vardı. Fikirleri duyurmak, problemlerimizin çözüm yollarını kitlelere sunmak gerekiyordu. Erbakan Hoca müsbet medyanın kurulmasına öncülük etti. Milli Gazete, 12 Ocak 1973’te “Hak geldi, batıl zail oldu” logosuyla yayınına başladı.

MÜSBET MEDYANIN ÖNCÜSÜ

SÖMÜRGECİ güçler medyayı büyük oranda tekellerine almışlardı. Milli ve yerli görüşler oldukça kısık ve etkisizdi. Siyonizm, dünyada kurduğu zulüm tezgâhına ses çıkarmayacak kitleler istiyordu. Düşünmeyen, araştırmayan, sorgulamayan umursamaz kitleler! Onları boş ve faydasız işlerle oyalıyordu.

Duayen gazeteci Mehmet Şevket Eygi ifsat edici medyanın durumunu tasvir eder: “Büyük medyada geçerli olan unsurlar ve değerler şunlar: Bol miktarda kalitesiz heyecan. Merak. Kavga, gürültü. Polemik. Dedikodu. Rating ve tiraj. Seks, fuhuş, çıplaklık ve müstehcenlik! Medyamız hep neticeden bahsediyor; sebeplere inmiyor.” (Milli Gazete, 14. 10. 2011)

Kısaca medya, sömürgeci güçlerin emellerine alet oluyor; ifsat ve yabancılaşmaya zemin hazırlıyordu. Milli Gazete bu yanlış anlayışı kırdı. İnancımız, aslımız, özümüz ve tarihimizi hatırlattı. Milli, yerli ve bize göre olanı ortaya koydu. Değerlerimiz üzerinden düşünce inşa etmeyi hedefledi. Çözümleri hep yerli ve millilikte aradı. Tabii olanı öne çıkardı. İnsan yapısına uygun olan özgür düşünceyi savundu. Zihinleri yabancı kültür işgalinden kurtarmaya çalıştı.

İnsanımızın Batı’ya özendirildiği; sömürgecilerin arzusuyla tek tip düşünmeye itildiği; ahlak ve maneviyatından soyutlanmaya çalışıldığı bir dönemde Milli Gazete’nin çıkmaya başlaması inkılap çapındaydı. MalcolmX’in, “İnsanları uyandırmaya bir uyanık yeter” dediği gibi, alanında tek başına müsbet medyanın öncülüğünü yaptı. İnsanları uyardı; hayra, iyiye, güzele, doğruya, faydalıya, adil olana çağırdı.

HAK DAVANIN GÜR SESİ

MİLLİ Gazete mazlumların, mağdurların, hakkı yenilenlerin sesi, ümidi oldu. İlk günkü sözünü tuttu. Ölçülerinden vazgeçmedi. İnsanı merkeze aldı. Yaşanmaya değer ulvi hayatın İslam olduğunu hatırlattı. İnsanlık onurunu öne çıkardı. İlk günkü besmelenin heyecanını korudu.

Düşünce ve mücadelesindeki kuşatıcılığıyla, etkisi Türkiye dışına ulaştı. Mazlumlar Milli Gazete’nin kararlı yayınlarından cesaret buldu. Geleceğe ümit ve güvenleri arttı. Milli Gazete’ye emek verenler mazlumların, mağdurların, maneviyata aç olanların dualarını aldılar.

Ekmek kapısı diyerek Avrupa’ya giden Gaziantepli Ömer Balcı gurbette Milli Gazete’ye tutunduğunu anlatır: “Milli Gazete, okuyanın manevi kirlerini giderir. Milli Gazete’yi Almanya’da çok okudum. Gurbette maneviyatımı eksik etmedi. Kim Milli Gazete’ye emek vermişse, Allah onu Peygamberimize komşu etsin, inşallah!” Bir gazete için bundan büyük mükâfat düşünülebilir mi?

Her kesimden çevresince Milli Görüşçülüğüyle tanınan Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Av. Mustafa Yaman byLock mağduru olarak tutuklanmıştı. Mahkeme 175 gün sonra yanlışlık yapıldığına hükmetti. Hapisten çıkınca Milli Gazete’nin fonksiyonu anlattı: “Milli Gazete yayınıyla 10 yıl hapis yatmamı engelledi. Milli Gazete benim çocukluktan beri elimden tutup büyüten ağabeyimdir. İmam Hatip’te 6 yıl boyunca Milli Gazete’yi okuduktan sonra hayatım değişti.”

Milli Gazetemiz dün itibariyle 44. yayın yılını tamamladı; 45. yılına başladı. Kurulmasının teşvikçisi olan Erbakan Hocamız; yöneticileri, çalışanları ve okuyucularından Allah razı olsun! Onurlu yolculuğunun devamlı olması niyazıyla!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Zeki Birbilen - milli gazete bir üniversite gibi kültür üreten bir gazetedir.

Yanıtla . 0Beğen 13 Ocak 20:24

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?