....Dolayısıyla

Başlıkta, “dolayısıyla”dan önce bir kelimenin olması gerekir diye hemen düşünülecektir. Genel olarak doğrudan olabileceği gibi, geçen hafta birden dünya kamuoyunu harekete geçiren “protesto” olayları dolayısıyla “İran” kelimesini bir özne olarak koymak söz konusu edilebilir. İlk elden, ortaya çıkan protesto olayları bağlamında İran’daki, özellikle yönetim yapısı üzerinde irdelemede bulunmak söz konusu edilecek olsaydı “İran Dolayısıyla” bir nitelendirmede bulunmak mümkündür. Ancak, anlaşılacağı üzere böyle bir nitelendirme, kapsamlı ve birbiriyle bağlantılı düşünülmesi şart olan birkaç konu başlığı altında ele alınmayı gerektirir. Gerçekte, bu tarz araştırmalar, özellikle Türkiye bakımından büyük bir ihtiyaç olarak ortada durmaktadır. Belki, belli ve sınırlı alanlar itibariyle üniversitelerde birtakım bilimsel araştırmalar yapılmış olabilir. Sözgelimi siyaset bilimiyle ilişkili alanlarda, ilahiyatın ilgili alanlarında bu tür araştırmalara yer verileceği beklenebilir. Anlaşılacağı üzere, bizde akademik çalışmaların genel, güncel ve acil özellik taşıyan düşünce alanına etkide bulunması pek sınırlıdır ve zaman itibariyle de pek uyumlu bir seyir izlemeyebilmektedir. Ayrıca İlahiyat Fakültelerinde, ilahiyat müfredatı kendine özgü bir “klasiklik”i temel almayı bir ihtiyaç olarak gördüğü için, tarihselliği genel bir bakış açısı şeklinde öncelikle benimsemek durumunda kalmaktadır. Dolayısıyla, güncel yaklaşımı, kaçınılmaz olarak sınırlanmaktadır.
Genel düşünce alanında, özellikle Şahlık rejimini ortadan kaldıran Devrim, belirli önkabuller bağlamında kavranmaya ve açıklanmaya konu edilegelmiştir. Kuşkusuz, bu tür yaklaşımların olması ve ifade edilmesinin de bir anlamı vardır. Öyle ki, Devrim’in etkisiyle, sözgelimi “Muta Nikâhı” gibi, bütünüyle Fıkhi bir sorun, bireysel düzlemde bir çözüm şeklinde algılanmış, üstelik uygulanma örneği olarak gerçekleştirilmiştir. ‘80’li yıllarda İstanbul Teknik Üniversitesi’ne bağlı Sakarya Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nde, öğrenciler arasında birkaç örneğin yaşanmışlığı söz konusu olmuştu. Tanıdık bazı yazar arkadaşların çıkarttıkları dergilerde “Devrim” taraftarlığı, farkında olunmadan itikat boyutunda bir sorun gibi algılanmaya başlanmıştı. Bunlardan bazılarının, sonraki yıllarda, uç yönlere savrulduklarını gözlemlediğimde, yeteneklerinin nasıl heba edildiğini üzüntüyle izledim.

Düşünce alanında uzmanlaşma, her zaman verimli olmayabilir gözükse de, bilim alanında uzmanlaşma olmazsa olmaz, sine quonon, bir ilkedir. Aslında, genel olarak düşünce alanında, eğer bir düşünür, hareket noktası olarak belli bir alanda yoğunlaşmamış ise, diğer alanlardaki çıkarımları (istidlalleri), değerlendirme ve yorumları, belki o anda ihtiyaca cevap verir görünse bile, bütün itibariyle, eninde sonunda bir uyumsuzluğu içinde taşımaktan kurtulamaz. Bilim alanında böyle bir yaklaşım, o kimsenin bilimsel kimliğini ve araştırmasını tartışmanın ötesinde, değersiz nitelemesinin konusu haline getirir.

Son olarak İran’da meydana gelen protesto harekelerini, bir olay/olgu olarak göz önünde tutarak, siyasi, iktisadi olguların toplumsal tezahürü bağlamında gözlemlemek, bir dereceye kadar mümkün olmalıdır. Siyasi bakımdan bir toplumda farklı kurumlar ve kurallar temelinde toplumsal örgütlenme yapılması, o toplumun diğer alanlarındaki kurumlar ve kurallar ile, kısaca, tarihi ve kültürel birikimiyle uyumlu bir denge kurmayı gerektirir. Olgulara bakıldığında, İran’da Devrim’in dayandığı düşünce (ide) ile bunun toplumsal algılanması arasında tam bir örtüşmenin gerçekleştiği kesin olarak ileri sürülemez gibi görünmektedir. Basit gibi gözükse de, yurtdışına giden kişilerin, mesela uçağa biner binmez “çadur”larını çıkartması ya da sıkça verilen haberlere göre, İranlıların yılbaşını geçirmek üzere Van ilimize akın etmesi önemli bir göstergedir. Bu ve benzeri olaylar, bir temel ilkeyi işaret edebilir nitelik olarak değerlendirilebilir: Bireysel özgürlük alanının kamusal gerekçeler ile önemli derecede kayıt altına alındığı şeklinde bir yoruma temel oluşturabilir. Keza, kamu erkinin, yani devletin, bireylerin giyim-kuşam gibi bir takım davranışlarına kısıt getirmesi ve bunu belli kişi veya kurumlar aracılığıyla denetlemeye başlaması, temel insan hak ve özgürlükleri bakımından tartışmaya değer bir sorun oluşturabilir. Tıpkı Çin’de, Küba’da tek tip giyimin öngörülmesinde olduğu gibi. Elbette İran’daki uygulamanın kaynağı, toplumun genel anlayışının ve inancının dışında değildir, ama kamu erki, bireylerin tercih seçeneğini kendi belirlediği istem ve ihtiyaçlara göre, birey adına gerçekleştirmiş olmaktadır.

İktisadi olguların, İran bağlamında, temel bir sorun olduğu gözlemi yapılabilir gibi gözükmektedir. Devrim’in ilk başında, Paris Üniversitesi’nde iktisat alanında doktora derecesinde öğretim gören Beni Sadr’a, bizzat rahmetli Humeyni’nin onamasıyla da Başbakanlık görevi tevdi edilmişti. Bir konuşmasında Sadr, dünya ölçeğinde önemli olan bir hareketi İran halkı gerçekleştirdi. Hareketin dayandığı düşünce inancın, artık insanların ve toplumun gündelik hayatında tezahürünün ortaya konulması gerekmektedir. Bunu da iktisadi alanda bir sistem olarak gerçekleştirme ve gösterme zorunluluğu vardır. Bu mealdeki konuşmanın üzerinde bir hafta geçmeden, Sadr’ın, gizli yollarla Paris’e gittiği duyuruldu. İran, Devrim’den itibaren, çeşitli devletler, birçok uluslararası örgüt ve kuruluşlar, yakın komşuları tarafından sayısız engellemelerle boğuşageldi. Başarılar da sağladı. Son protesto hareketinde gösterdiği tavır ile göreceli de olsa, kabul edilebilir bir yol izlediği söylenebilir. Ancak, iktisadi alanda, Devrim’in dayandığı ana düşüncenin yansımalarının yeterli düzeyde gerçekleştiğini söyleyebilmek pek olası gözükmemektedir.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

Bilal B. - Türkiye'de kerhane işletiliyor Muta bunun yanında ne ki? İran yöneticilerinden Muta ile ilgili bir şey duymadım haydi diyelim var Muta karşılıklı rıza ile yapılan geçici evlilik ise bizde kerhane açıp başına polis koyup vergi alınıyor.. Hangisi daha korkunç?

Yanıtla . 0Beğen 10 Ocak 16:03
01

Cihan - Cok guzel ozwetlemissiniz gene.

Yanıtla . 0Beğen 10 Ocak 12:14

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?