Gizle

Çağdaş Firavunların sihirbazlarına karşı duran asa: Milli Gazete

Tarih nice zalimin zulmü ve o zulme karşı mücadele edenlerle doludur. Geçmişten günümüze isimler değişse de zulüm hep aynı kalmıştır. Kimi zaman zalimler ve zulüm galebe çalmış yeryüzü karanlığa gömülmüş kimi zaman da zalimlerin karşısında olanların galibiyetine tanık olmuştur yaşayanlar.

Firavun Kur’an-ı Kerim’de de ismi geçen zalimlerden bir tanesidir. Mısır’a hükümran olan Firavun, avanesiyle birlikte hâkimiyetinin devam edebilmesi için akla hayale gelmedik zulümlere başvurmuştur. Yeni doğmuş erkek çocukların katledilmesinden tutun da bir kap yemek için ölesiye çalıştırılmaya varıncaya değin çok çeşitli ve geniş bir yelpazede değerlendirebiliriz icra ettiği bu zulümleri.

Firavunun tebaasına yaptığı en büyük zulümlerden biri hiç kuşkusuzdur ki algılarla oynamasıdır. Evet, Firavun yönetimi altında bulunan insanlara karşı öyle bir hile ve zulüm düzeni kurmuştu ki maiyetinde yaşayanlar tüm olan biteni olduğundan farklı görüyor ve yapılan her şeyin kendilerinin iyiliği için yapıldığını zannediyorlardı. Firavun kendini yücelttiriyor ve hatta o dereceye vardırıyordu ki bu yüceltme işini nihayetinde uluhiyet iddiasına götürüyordu. İnsanlar doğrulardan ziyade duyduklarına, gördüklerine inanıyorlardı. Toplum arasında sihirbaz -günümüzde toplum mühendisi- denilen kişiler olduğundan dolayı onların aktardıklarına inanmak gördüklerine inanmaktan daha kolay geliyordu insanlara.

Firavun, bu sihirbazları vasıtasıyla insanların algılarıyla oynayıp doğruyu görmelerini ve doğru düşünmelerini engelleyerek kendi istediği şekilde görmelerini ve düşünmelerini temin ediyordu. Kendi hegemonyasına karşı duracak olanların ise hayat sürmesine müsaade etmiyordu. Bu şekilde saltanatının yıkılmayacağını ve ilanihaye gideceğini sanıyordu. Ta ki bir gün kâhinlerinin ona gelip de Beni İsrail’de doğacak bir erkek çocuğun onu tahtından edeceğini haber verene kadar. Aldığı haberle dehşete düşen Firavun Beni İsrail’in o sene doğan tüm erkek çocuklarını katletmeye başladı. Fakat Hikmeti İlahi mucibince bir erkek çocuk kurtuldu bu zulümden. Annesi Nil nehrine bıraktı o sabiyi. Nehir aldı bebeği, vezirin karısının önüne götürdü. Vezirin karısı evladı gibi baktı o bebeğe. Nihayetinde hepimizin malumu Hz. Musa Aleyhisselâm Firavun’un sarayında büyüdü ve vakti geldiğinde Firavun’un zulmünü sona erdirmek üzere görevlendirilince de tebliğe başladı.

Artık Firavun’un karşısında kendi yetiştirdiği bir insan vardı. Hz. Musa, Firavunla mücadeleye başladı. Firavun gücüne güvendi ve Hz. Musa’nın ikazlarına kulak asmadı. Bir yandan tüm toplumu kapsayan bela ve musibetlere duçar olurken diğer yandan da köle tabir edilenler arasında bu karşı koyuşu giderek neşvünema eyledi. Firavun gerek bela ve musibetlerden gerekse kölelerin isyanından endişe ederek tüm sihirbazlarına bu yeni mücadeleye karşı koymalarını emretti.

Artık algılarla oynamanın dozu artmıştı. Bir yandan sihirbazlar yaptıkları sihirlerle insanların rüya âleminden uyanmamalarını temine çalışırken diğer yandan da Hz. Musa tüm uyuyanları uyandırmaya çabaladı. Bundan sonrası hepimizin malumudur ki Firavun ve ona inananlar Kızıldeniz'de hak ile yeksan oldular.

Milli Gazete de karanlığın en yoğun olduğu bir zamanda yayın hayatına başladı. Onlarca yıl ülkemiz insanlarının algılarıyla oynayan çağdaş sihirbazların yaptıkları sihir ve büyüye karşı “Asa” olması için neşredildi. İlk yayınlandığı 12 Ocak 1973 tarihinden bu yana her zaman görülenin ve duyulanın doğru olmadığını gerçeğin görülmesini sağlamayı temine gayret etti. Çok güç şartlarda başladığı mücadelesine aynı güç şartlar altında hâlâ devam etmektedir. Sihre kapılmış, büyülenmiş, algıları değiştirilmek suretiyle düşünce dünyaları olması gerekenden farklı bir boyuta taşınmış olan büyük bir çoğunluğa karşı gerçekleri sadece gerçekleri aktarmayı kendisine şiar edinmiş bir mevkutedir MİLLİ GAZETE.

Selam ve dua ile…

Minik bir anekdot

Milli Gazete’nin kuruluşu

“Gazetenin ilk çıktığı dönemde sıkıntısı çekilen şeylerin başında meslek bilgisi ve tecrübe eksikliğinin yanında para sıkıntısı da geliyordu. Aksay, o döneme ilişkin yaşadıklarını; ‘gazete 240 bin lira sermaye ile kurulmuştu. Cağaloğlu’ndaki Üretmen Han’ın ikinci katını komple kiraladık. 19 odası bulunuyordu. Matbaamız yoktu. O dönem alt katımızda bir matbaa vardı, gazeteyi de orada bastırıyorduk. Ama bu matbaanın büyük harfleri yok. Mesela başlık koyacağız büyük harf yok. Onu entertip linotipe düzüyoruz. Ama başlıkları koymak için başka matbaalara gidip büyük harflerle başlıkları düzüyoruz. Matris alacak paramız yok. Matrisimiz olmadığı için kurşunların etrafını iple sarıyoruz. Arkadaşımızın ayağı kaysa düşse o kalıptaki harfler dağılacak. Gazete çıkamayacak. Ayrıca kâğıt bir hafta yetiyor sonra bitiyor. Kâğıt bulmakta zorluk çekiyorduk.’ diye anlatıyor.”

(Kadir M. Akbaş, Milli Görüş Hareketinin Gazetesi Milli Gazete Bağlamında Türkiye’de İslamcı Basın, Tez, [Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli Üniv. Sosyal Bilimler Enstitüsü, İletişim Anabilim Dalı, 2015.], s. 152-153.)

İlgilisine notlar:

• “Bir ülkede eğer bugünkü gördüğümüz gibi ülkenin aleyhine olan hususlar medya vasıtası ile destekleniyorsa menfi bir medya hâkimse o takdirde o ülkede zulümler devam eder. Bu zulümlerden kurtulmak için o menfi medyadan daha güçlü bir müsbet medyayı ortaya koymak gerekir.” Prof. Dr. Necmettin Erbakan

• “Saadet Partisi bir fabrikadır. Müslümanı alır şuurlu Müslüman yapar. Nasıl şuurlu Müslüman yapıyor? Alıyor Müslümanı, başına üç tane çivi çakıyor. Bir tanesi cihat çivisi, ikincisi haftalık toplantı çivisi, üçüncüsü de Milli Gazete çivisi. Bir insanın başına cihat çivisi, haftalık toplantı çivisi, Milli Gazete çivisi çakılmışsa bu insan artık şuurlu Müslüman olmuştur.” Prof. Dr. Necmettin Erbakan

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?