Gizle

Azınlıktaki İyiler

Dünyada açlık yok kardeşim açgözlü insanlar var, diyor telefonu kapattıktan sonra. İki kardeşimize (arkadaşımıza) kiralık daire ararken kırtasiyecinin yönlendirdiği, kısa ak sakallı, yüzündeki samimi hırçın bir mertlikle tanımadığı bizler için tanıdığı bir başkasına telefon edip dairesine bakılmak istendiğini, kirayı da bin iki yüz değil de bin lira olmasını söylediği fakat karşı tarafın reddettiği o güzel ihtiyar böyle büyük bir cümle söyledi. İşte dedim; dünyada insanlığı istedikleri kadar bitirmek için uğraşsınlar bizim böyle güzel insanlarımız oldukça dünyada insanlık bitmeyecek!

Açgözlü insanlar! Dünyanın çektiği bu tür insanlardan değil mi! Şöyle bir etrafa bakın; o kadar çok vurdumduymaz, nemelazımcı insan var ki… Bir insanın küçük bir iyiliği için çok küçük bir adım atması gerek ama o adımı bana ne mantığıyla atmıyor. Normal şartlarda bin lira çok pahalıyken bin liraya razı olmuyor. Beş dakika daireyi göstermeye gelmiyor. Kendisinin beş dakikasını alacak oysa karşısındakilerin ev gibi büyük bir sorununu çözecek durumda beş dakikalığına gelmiyor. Başka biri, evini emlakçıdan tutmuş gençlerle görüşmeyi çalışıyorum bahanesiyle üç gün erteliyor. Ne var bunlarda demeyin. Gençler yeni atanmış yol iz bilmez üstelik göreve başlamışlar. Ne olur yani yardımcı olsa! Herkes çalışıyor; çalışıyor diye günlerin akşamları yok mu, akşam geliver görüş. Ne eksilir!

Herhangi bir şekilde yokluk görmemiş insanlarda merhametin m’si bile yok! Maalesef yok! Merhamet olmayan insanda insanlığın i’si zaten bulunmuyor. Vicdan mı paraya sarmış atmış bir yana! Arasa da bulamıyor kendi vicdanını; yok, tükenmiş gitmiş! Sabah akşam para düşünen insanların düşünce melekesini kaybettiğini toplumda acıyla gözlemliyoruz! Vicdanını kaybetmiş insanların neleri var! Neleri mi var? Ortalama daire fiyatlarının iki yüz bin lira olduğu bir mahalleye rezidans adıyla yirmi katlı bina dikip her daireyi en az bir milyona (trilyona) satması var. Son model bilmem ne arabası var. Karısı kızı kızanı var. Ama var ya huzur diye bir şeyi yok. Yoksullarda olan o müthiş huzur yok. Yoksullarda olan o harika yaşama sevinci yok. Çünkü yaşamıyor. Paranın kölesi olduğu için para neyi emrederse onu yapıyor. Paranın emir eri! Her şey planlı projeli yapay bir hayat. Ne sıkıcı!

İnsan insanlığıyla özgürdür. İnsanın insanlığı olmadıktan sonra nasıl özgür olabilir. Paranın bütün yüküyle dolaşmak insanı nasıl özgür kılabilir. Her gün maddi zenginliğinin altında ezilen insanın özgürlük diye bir şeyi tatmasının mümkünü yoktur. Her gün vicdansızlığının pasıyla dolaşan insanda nasıl aydınlık bir dünya olabilir. Bütün insani yanlarını köreltmiş bir insanda nasıl yaşama sevinci olabilir. Bir insana yardım etmemiş bir insan yardımcı olmanın verdiği güzel sevinci nasıl yaşayabilir. Bir gönlün daralmalarını gidermemiş bir insanın gönlü olabilir mi, olmaz elbette. İnsanda gönül dediğimiz kıymet olmazsa nesi olur yahu! Bomboş bir et yığınını kim ne yapsın! Kaşları şöyleymiş gözleri böyle bize ne! İnsanlığı olmadıktan sonra bize ne! Çok parası varmış bize ne! Çok dairesi varmış bize ne! Bir insana, bir insan tekine bir gram insanlığı dokunmamış birinden bize ne!

Bize ne mi lazım; insanlığı olan insan lazım! Merhameti, vicdanı, gönlü olan insanlar lazım! Bunları böyle yazınca basit gibi olabilir; ne var ki ben merhametliyim vicdanlıyım denilebilir; hadi bakalım dairesi olanlar dairesini iki yüz bin lirayken yüz elli bin liraya veriyor mu, kira bin lirayken sekiz yüze veriyor mu, hadi yapsınlar da görelim insanlıklarını. Öyle ben iyi insanımla olmuyor bunlar. Vicdanla oluyor.

İyilik yapmayı basit zannedip ömründe bir insana bir gram iyilik yapmayanlar gitgide çoğalıyor ülkemizde!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?