Adalet olmadan asla!

Bismillahirrahmanirrahim

“Adalet mülkün temelidir” özdeyişini hepiniz bilirsiniz. Devletin en temel direği adalettir. Türkiye’mizin esas sıkıntısı, adalete güvensizliğin yüzde 85’lere yükselmesidir. Yöneticilerimiz bu görüntüyü vakit geçirmeden düzeltmek zorunda.

Cumhurbaşkanlığı tarafından, “Terör örgütlerinin bastırılmasında rol alan sivillerin cezai müeyyidelerinin kaldırılması” konusunu içeren Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yayınlandı. Kararname ilk günden itibaren tereddüt oluşturdu. Net bir ifadeye kavuşturulması istendi.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Kararnamenin hukuk diliyle bağdaşmayan muğlaklık içerdiğini” söyledi. CB Erdoğan, Gül’ü eleştirerek “kararname”yi savundu. Abdullah Gül de “ilerde durumdan vazife çıkararak bazılarının hepimizi üzecek olaylara sebep olabileceği” endişesiyle, sorumluluğunun gereği uyarısını yaptığını belirtti.

Adalet Bakanı’yla Anayasa Profesörü, AKP İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu’nun açıklamaları arasında da farklılık vardı. Kararnamenin iç çatışmaya sebep olabileceğini söyleyenler oldu. AKP Sözcüsü Mahir Ünal, “KHK maddesinin 15 - 16 Temmuz’u ifade ettiğini” söyledi. Hiç kimsenin KHK’nin 15 Temmuz’la ilgili kısmına itirazı yoktu. Kararnamenin genelleştirilebilecek üslubu tereddütlüydü. Uyarılardan sonra yeni bir düzenlemeye gidilmesi problemi bitirecekti.

Görevleri başında devletin meşru güçleri vardı. Onlar dururken sivilleri göreve çağırmak da ne oluyordu? Darbe, savaş, işgal gibi olağanüstü durumlarda sivil güçler zaten organize olurlardı. Ama normal dönemlerde sivilleri göreve çağırmak “paralel devlet yapılanması” anlamına gelmez miydi?

Her başlangıç ümittir. Gelin, yeni yılda hep birlikte adaleti tesis etmeye çalışalım!

ADALET YARA ALIRSA!..

16 NİSAN referandumunu hatırlayın! Saadet Partisi hep Meclis’in güçlendirilmesini savundu. Cumhurbaşkanlığının Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) ülkeyi yönetmesini uygun görmedi. Çünkü bu, kanun çıkarma yetkisini tek kişinin inisiyatifine bırakmak demekti. Son KHK ciddi tartışmalara yol açtı. Adalete güven sarsıldı. Gelecekle ilgili endişeler oluştu.

Hâlbuki kanun Meclis’çe yapılsaydı, konu komisyonlarda görüşülecek, sonra Meclis Genel Kurulu’nda müzakere edilecek, oylama sonucu kabul edilecekti. Meclis’in kararına kimse itiraz edemeyecekti.

Tek kişinin iradesiyle çıkan KHK’ler ülkenin hukuk devleti olduğu konusunda tereddütler oluşturur. Adalet ve hukukun tesis edilmediği yerde kaos vardır. Millet birbirine güvenemez olur. Böyle bir sonucu kimse istemez.

Kontrol ve denetimin olmadığı yerde işler çığırından çıkar. Keyfilik başlar. Hukuk devletinde AYM’ye, KHK ve kanunları denetleme yetkisi verilmelidir.

Geçtiğimiz günlerde İdris Ayhan isimli dostum aradı. Gelişmeler konusundaki kaygılarını anlattı. Mobilyacılık, emlakçılık, yazılım gibi işlerde çalışan dostum, ilkokul mezunu olmasına rağmen 30 senedir günde 100 sayfa düzenli kitap okuyor. Üretken düşünceye sahip insanlarla fikir alış verişinde bulunuyor. Yurt dışına gidiyor. İstanbul’la bağlantısını kesmiyor. Seviyeli insanlarla görüşerek Türkiye’nin, dünyanın nabzını tutmaya çalışıyor.

Sanatçı kimlikli dostumun endişeleri şöyle: “Yöneticilerimizin çoğunda kalite yok. Bencil davranıyorlar. Böyle giderse 5 sene sonra her yeri çeteler kaplayacak. Sokağa çıkmaya cesaret edemeyeceğiz. Gençler arasında ateizm yayılıyor. Tepesi üstü düşen uçağa ‘uçuyor’ diyebilir miyiz?”

ADALET HERKES İÇİN

YÖNETİCİLERİN önde gelen meziyeti “adalet” olmalıdır. Herkese adalet dağıtmaktan korkmamalıdırlar. Adaletin olmadığı yerde huzur ve barış yer bulamaz.

Hz. Ebubekir (ra) halife seçildiği gün halka seslendi: “Doğruluk emanettir. Yalan ihanettir. İçinizden zayıf kişiler, Allah’ın izniyle ben onların haklarını alıncaya kadar benim yanımda kuvvetlidirler. Güçlü kişiler ise, Allah’ın izniyle onlardan zayıflar halklarını alıncaya kadar benim yanımda güçsüzdürler.”

Hiç kimse elinde bulundurduğu çoğunluğu, gücü hak sebebi saymamalı. Bunlar kişiye dilediğini yapma yetkisi vermez. Mesela; seçim ve siyasi partiler yasalarını çıkarına uygun düzenleyemez. Yüksek seçim barajlarıyla milyonların oyunu yok sayamaz. Bu, milli irade gaspıdır. Başkasının hakkını çiğneyerek dünya imparatoru olsa bile, adalet olmadıkça bir değer ifade etmez. Vicdanları rahatsız eder.

Türkiye’de herkes kavgasız, medenice yaşayabilmeli. Haklının hakkını teslim etme meziyetine ulaşmalı. Paylaşmayı bilmeli, bundan mutluluk duymalıdır.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Hükümet’e “Adaletiniz bu mu?” şeklinde soruyor: “İktidar mensupları her gün ekrandalar. 15 kanalın hangisini açsanız hep aynı kişiler! Sonra da adaletten söz ediyorlar. Bu millet bizi dinledikçe kucak açıyor. 3 - 4 kez TV’ye çıktık, Türkiye’nin çehresi değişti.”

Bazıları, Milli Görüş’ün mesajları TV’lerden duyulursa, halk “Bunlar hakikati söylüyorlar, kalplere nüfuz ediyorlar” düşüncesiyle onlara yönelir; “Bizim de yüzümüze bakan olmaz” diye mi korkuyorlar dersiniz?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Ahmet - Evet aynen öyle.Adaletten korkanlar adaletin objektif bir şekilde dile getirilmesinden hoşlanmazlar.

Yanıtla . 1Beğen 02 Ocak 13:22

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?