Gizle

Yeni yıl, yeni yüzyıl, yeni binyıl düzeni nasıl olacak?-1

Yeni bir yıla daha girdik; yeni yüzyıla ve yeni binyıla gireli ise çok oldu, onyedi yıl!

Daha önce İsra Suresi üzerinde 24 hafta ve devamında Kehf Suresi üzerinde 26 hafta çalıştığımızı yazmıştım. İsra Suresi’nin İsrail, Filistin ve Kudüs sorunları açısından önemi malum; bu sure bu sorunların çağımızda nasıl çözüme kavuşturulacağını anlatıyordu…

Kehf Suresi’ne gelince; bu surede genel olarak başta KehfAshabı’ndan bahsetti. Sonra iki bahçe sahibi komşudan bahsetti. Sonra da Hazreti Musa’nın yol arkadaşından ve sonunda da İskender’den bahsetti. Bütün bunlarla üçüncü bin yılda Kur’an’ın uygulanacağı dönemlerde düzenin nasıl olacağını tarihi örneklerle açıkladı. Surenin sonunda geçiş dönemi olan üçüncü binyılın başlangıcındaki insanları anlattı. Kimlerin bilerek küfür içinde olduklarını, kimlerin de iyilik yaptıklarını sandıkları halde kötülük yaptıklarını beyan etti...

Şimdi de üçüncü bin yılı kuracak kimselerden bahsetmektedir. Bunlar insanlık tarihinin peygamberleri gibi kimselerdir. Görünürde bunlar küçük, zayıf ve varlıkları yok gibi kimselerdir ancak bunlar üçüncü binyıl uygarlığını kuracaklardır. Adil Düzen’i getirmek isteyenlerdir. Kur’an uygarlığını getireceklerdir. Görünürde bunların bir şeyi başaramayacakları şeklinde bir algı olduğu için “İnne” kelimesi ile vurgu yaparak “sonunda üçüncü bin yıl uygarlığı gelecektir” demektedir... “İman etmiş kimseler” bunu başaracaklardır. İman müessesesi nedir? “Adil Düzen’deki dayanışma ortaklıkları”dır.

Bugün sigortasız bir iş yapamazsınız, sigorta da “aidatlı ödeme” ile yapılmaktadır. Oysa Kur’an düzeninde bu teminat ‘dayanışma ortaklıkları’ ile sağlanmaktadır. O halde şimdi bahsedilen grup ‘ilmî, meslekî, siyasî ve ahlâk’ dayanışma ortaklıkları’ kurmalıdır. Bilgisizlikten doğan zararları ilmî, beceriksizlikten doğan zararları meslekî, ihmalden doğan zararları ahlâkî ve kasten yapılan zararları ise siyasî dayanışma ortaklıkları tazmin etmelidir. Batı sigorta tipinde ise zarar olmasa da prim alınmakta ve bu prim yolsuzlukların kaynağı olmakta, prim vermeyenler sigortalı olamamaktadır. Oysa Kur’an düzeninde zarar olursa tazmin edilmekte, zarar olmazsa kimseden bir şey istenmemekte, böylece yolsuzluk, suni yangın, isteyerek kaza ve yolsuzluklar olmamaktadır. Kur’an düzenini kuracak olan failler de bellidir; onlar “dayanışma ortaklıklarını” kuran kimselerdir...

Dayanışma Ortaklıkları kurmak yetmez, bir de Genel Hizmetleri oluşturmak gerekir. Yani dayanışma ortaklıkları kooperatif kuracak ve bu kooperatif, ortaklarına genel hizmet verecektir. Genel Hizmetler ne demektir? Ürettiklerinin harcadıkları saatle orantılı olduğu insanlar vardır. Tomruk biçen kimsenin biçtiği tomruk miktarı çalıştığı saatle orantılıdır. Oysa muhasebeyi tutan kimsenin harcadığı saatler ile üretim orantılı değildir. Fıkıhta bunlara ‘illet’ ve ‘şart’ denir. Tomruk biçmeyi yapan illeti işlemiş olur. Oysa muhasebe tutan şartı yerine getirmiş olur. ‘Salih amel’ birbiriyle uyumlu, birbirini tamamlayan amel demektir. Bir binayı yapan ustalardan her biri ayrı ayrı işler yaparlar, en sonunda yapı meydana gelir. İşte bu yapının yapılabilmesi birtakım illetlere dayanır ama bu yetmez, şartların da yerine getirilmesi gerekir. Bunlar altı grupta toplanır; kayıt işleri, eğitim işleri, depolama işleri, ilişkiler işleri, koruma işleri ve uzlaşma işleri. Bunlar illetler değil şartlardır. Bunların ürünleri emekle orantılı olmadığı için arz-talep kanunlarına tabi değildir. Bu sebeple Vakıf Hizmetleri şeklinde ele alınmalıdır. Bu hizmetlerin kurulması ile amelisalih gerçekleşir. Önce sözleşmeler yapılır. Sözleşmelerin yapılması genel hizmettir. Sonra sözleşmelere göre muhasebe kurulur. Sonra ortak ambarlar oluşturulup kontrol edilen mallar ortak ambarlara konur. Ortaklara ‘Mal Belgeleri’ verilir. Ortaklar piyasa malları ile değil mal belgeleri ile çıkarlar. Belgeyi alanlardan son kullanıcılar, belgeyi nakliyeye verir, malları ambardan getirtirler. Bunların hepsi genel hizmettir. Kimileri de mal belgelerini nakliyeye değil de kasaya verirler. Belgedeki malı rehin bırakarak nakdi kredileşme ilkesiyle alırlar. Nakit piyasaya böyle çıkar. Şimdi faiz ile çıkmaktadır. Sözleşmelere göre projeler yapılır. Demek ‘iman etmek’ dayanışma ortaklıkları kurmak, ‘salihatı amel etmek’ ise genel hizmet ortaklıkları oluşturmak demektir.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?