Diyarbakır İzlenimleri

15-16 Aralık tarihlerinde iki günlük çalışma için ilk defa gittiğim Diyarbakır’daydım. Batı’dan bakıldığında adı terörle iç içe geçmiş olarak görünen ama her şeyiyle teröre teslim olmadığı ancak gidince anlaşılabilecek bir şehir gördüm. Şimdi size yaptığımız önemli görüşmelerden bazı başlıkları madde madde aktarmak istiyorum.

1- Halk hendek siyaseti sonrası örgütün arabasından indi ama devletin arabasına henüz binmedi. Böyle giderse mecburen çözümü de, çareyi de tekrar örgütte arayabilir. Bir an önce bir şeyler yapılmalı ve güven telkin edici adımlar atılmalı.

2- Sadece güvenlikçi tedbirlerle sorunun üstesinden gelmek mümkün değildir. Akil insanlar heyeti de sorunu çözmek adına doğru adımları atamadı. Geldiler, salonlarda konuştular gittiler. Halkın arasına girip sokağın nabzını tutamadılar

3- Halkın dünden bugüne örgütle olan ilişkisi ‘Sempati-Korku-Menfaat’ şeklinde gelişti. Örgüte sempati; geçmişte bölgede yapılan yanlışlardan, korku; terör ortamında halkın güvenliğinin sağlanamamasından, menfaat ilişkisi ise örgütün çeşitli yollarla elde ettiği imkânları dağıtır pozisyona gelmesinden dolayı oluştu.

4- Kayyumlar belediyeleri doğru yönetemiyor. Adam kayırma, rüşvet, yolsuzluk iddiaları halk nezdinde karşılık bulmaya başladı. Bölgede belediye seçimleri olmayacak gibi bir bilgi dolaşıyor. Bu dedikodu toplumda gerginliğin bitmesini engelliyor. (Bu ziyaretten 3 gün sonra İçişleri Bakanlığı’nın 93 kayyum hakkında inceleme başlattı.) (Şaşırdığım bir diğer şey de Sur İlçesinin en önemli caddesinin yol düzenlemesinin İBB tarafından yapılmasıydı. Diyarbakır Belediyesi kendi imkânlarıyla bunu gerçekleştiremez mi?)

5- Bir oğlu askerde, diğer oğlu dağda olanların sayısı az değil. Bu durum ailelerde travmalara sebep oluyor. Hiçbir aile çocuğunu dağa hazırlamıyor ama askere gönderirken 2-3 gün süren programlar yapıyor. Buna rağmen batıda bütün Kürtlere karşı toptancılık yapılıyor. Bir şehit cenazesine katıldığımızda kaşları çatık yüzleri görmek bizler için rahatsızlık verici. (Bir yemek davetinde yan bölümde 20-25 genç vardı. Eğlenirken sesleri bizim olduğumuz bölümden de rahatlıkla duyuluyordu. Muhabbetlerine ortak olduğumuzda askere giden arkadaşları için bir araya geldiklerini söylediler.)

6- Siyasetin dili çok sert. Bu durumdan ülkedeki herkes etkileniyor ama bu durum bölgede daha çok hissediliyor ve tansiyonun düşmesini engelliyor.

7- Açılım ve Çözüm Süreci’nde tek muhatap olarak örgüt alındı. Bu çok büyük bir hataydı. STK’lar ve kanaat önderleri de sürece dâhil edilmeliydi. Toplumun diğer kesimleri de işin içinde olsaydı, daha başarılı sonuçlar alınabilirdi.

8- Artık sorunlarımızı konuşmak için hakem bulmakta zorlanıyoruz. Devlet-hükümet iç içe geçti. Derdimizi kime anlatacağız bilemiyoruz.

9- Anadilde eğitim şu anda en belirgin talep. Bu talebe kayıtsız kalınmamalı ve ortak bir nokta mutlaka bulunmalı. Eline imkân geçse de kimse ayrılmak istemez.

Kürt nüfusun üçte biri batıda yaşıyor. Bu kadar iç içe geçmişliği hem maddi hem de manevi açıdan koparmak mümkün değil ancak doğuştan gelen haklara da lütuf muamelesi yapılmamalı.

10- Kredi Garanti Fonu’ndan 2 Milyar TL kaynak aktarıldı ama bu halka yansımadı. 2017 yılında Diyarbakır’a gelen turist sayısı 150-200 bin. Bu çok düşük bir oran. Batılı ülkelerdeki insanlardan bazıları Türkiye’de güvenlik sorunu olduğunu düşünüyor. Türkiye’nin batısı da bölgeye o gözle bakıyor, kimse buralara gelmek istemiyor.

Bunlar görüşmelerden aldığımız notlar. Geçmişte yaşanmış olumsuz örnekler birileri tarafından özellikle diri tutuluyor, buna şüphe yok. Yetkililer de bu yanlışlıkları hatırlatacak işler yapmaya maalesef devam ediyorlar. Bazen toptancılık yapıyorlar. Birlik ve beraberlik dışında bir çözüm olmadığı gerçeğinde buluşan, makul düşünen insanların seslerini yükseltmeleri şart. Yani anlayacağınız bazı adımların atılmasının yanında, hem bölgede hem de batıda minareye ip bağlayacak ilmi siyaset sahiplerinin alana çıkmaları gerekiyor.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Cihan - Cok yerinde, dogru ve cesur tespitler. Lafi eveleyip, gevelemeden soylemissiniz. Iki sene oldu, Diyarbakir'da, ozellikle Sur'da, hayat hale makul bir normale d0onmedi. Ve illaki de anadilde egitim. Bir "lutuf" olarak degil, can-i gonulden verilmesi gereken bir hak olarak.

Yanıtla . 0Beğen 31 Aralık 12:18

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?