Gizle

Mekke’nin Fethi, Kudüs ve AGD şefkati

Bismillahirrahmanirrahim

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) değerlerimize, tarihimize sahip çıkıyor. Her türlü yabancılaşmaya karşı milliliği, yerliliği, bize ait olanı öne çıkarıyor. Bu yıl 600’den fazla noktada yapacağı “Mekke’nin Fethi ve Kudüs Gecesi” programlarının hazırlıkları son aşamaya geldi. Şans oyunları ve eğlence çılgınlıklarının toplumsal isyana dönüşmemesinin önüne geçmeye çalışıyor. İfsada karşı, ıslah çalışmalarıyla çıkıyorlar halkın karşısına.

Mekke’nin Fethi, kendisinden sonraki bütün fetihlere örnektir. Öylesine büyük dersler, ibretler var ki! Mekke’nin fethinde İslam’ın kademe kademe hayata yansımasını görüyoruz. Efendimizin (S.A.V.) tavizsiz cihat aşkını da. O ne büyük kararlılık, ne büyük fedakrlıktır: “Bir elime ayı, diğer elime güneşi verseler, yine de davamdan vazgeçmem.”

Allah için yola çıkanlar yolda kalmazlar. Allah, en zayıf sebepler yaratarak ebabillerini, güvercinlerini gönderir. Efendimiz (S.A.V.) yol arkadaşı Hz. Ebubekir’le (R.A.) mağaraya sığındıkları zaman, örümcek mağara girişine ağ örmüş, güvercin yumurtlamıştı. Müşriklere eğilip mağaranın içine bakma niyeti vermedi. Efendimiz (S.A.V.) tevekkül ediyor; Allah’a güveniyor; yol arkadaşına teselli ediyordu: “Mahzun olma Allah bizimle beraberdir.” (Tevbe, 40)

Hicretten önce yol arkadaşı gerekliydi. Çile çekmeden olgunlaşılamazdı. Mekke’de müşriklerin işkencelerine sabredilecek; sonra Medine’ye ulaşılacaktı. Fethin özünde “cihat sevdası” vardı. Allah cihat edenlere yardımını gönderiyor; yakın bir fetihle müjdeliyordu. Kâinat çapında bir davayı yürütmek çile isterdi. Efendimiz (S.A.V.) ve sahabesi böyle fethe ulaştı.

FETİH ŞUURU KAZANMAK

ALLAH Resulü (S.A.V.) Mekke’yi fethettikten sonra Kabe’ye gitti; şükür namazı kıldı. Allah’a istiğfar etti; teslimiyet gösterdi. Mekkelileri Kabe’de topladı. Onlara sordu: “Şimdi size ne yapacağımı bekliyorsunuz?”

Mekkeliler, Müslümanlara 20 sene işkence, şiddet uygulamışlardı. Suçluluk psikolojisiyle konuştular: “Bizim sana yaptıklarımızı yaparsınız.”

Efendimiz (S.A.V.) buyurdu: “Ben rahmet elçisiyim. İşlerinize dönün. Hepiniz serbestsiniz.”

Kendilerini yok etmek isteyenlere merhametle davranmak, güçlüyken affetmek ne yüksek bir ruh haliydi!

Dünya hak, bâtıl mücadelesi üzerine kurulmuştu. Temsilcileri her zaman olurdu. Aslolan hakkın safında bulunabilmekti. Efendimizle (S.A.V.) sahabeleri Mekke’de imtihan edilmişti. Bugünün Müslümanlarıysa Kudüs’le! Bize verilen ömür bitmeden Hz. Ömerler (R.A.), Selahadin Eyyubiler misali Kudüs imtihanını kazanma zamanıdır.

Davalar fedaileriyle yürür. İslam tarihinin en büyük fütuhatlarını yapan Hz. Ömer (R.A.) hep o fedaileri yetiştirme derdindeydi.

Bir gün dostlarıyla sohbetteydi. Onlara sordu: “Kabul olunmuş bir duanız olsaydı, ne isterdiniz?”

Biri; “Şu ev dolusu altınım olsun ki, Allah yolunda tasadduk edeyim” dedi. Diğeri; “Bu ev dolusu mücevheri Allah yolunda harcamak isterdim” dedi. Bir başkası; “Bu ev dolusu gümüşü Allah yolunda kullanmak isterdim” dedi.

Peki, “ey Ömer, sen ne isterdin?” diye sorulunca cevapladı: “Ben de bir ev dolusu Ebu Ubeyde, Muaz bin Cebel, Huzeyfe gibi yetişmiş insan isterdim ki, onları Müslümanların hizmetine seferber edebileyim.”

İFSADA KARŞI ISLAH

AGDLİLER sorumluluk duygusuyla “Kudüs sevdalı bir gençlik” yetiştirme idealindeler. Bir güruh da, onların Mekke’nin fethini kutladıkları gecede Allah’ın yasakladığı şans oyunları ve çılgın eğlenceler peşinde. Bir tarafta ifsat için sınır tanımayan bir gayretle çalışanlar; diğer tarafta ıslah için mallarını, yüreklerini, samimiyetlerini ortaya koyanlar!

Günler öncesinden piyango bileti satış kuyrukları uzamaya başladı. Çamlar kesiliyor; Noel ritüellerine uygun olarak ışıklandırılıyordu. Dünyaya ilim ve irfan öğretmiş koskoca bir millet kimliksizleştirilmeye çalışılıyordu. Başka kültürlere ait görüntüler büyük caddeleri, AVM’leri, TV’leri süslüyor. Uydurma inançlar bahane edilerek toplum tüketim çılgınlığına itiliyor. İslam’ın yasakladığı içki, kadın, şans oyunları hızla yaygınlaştırılıyor. Ülke toplumsal isyana sürükleniyor.

İnsanlar öldürülüyor. Her seviyede tecavüzler yaşanıyor. Aile içi cinayetler işleniyor. Toplum cinnet geçiriyor.

Bazı şehirlerde, değerlerimizin temsil edildiği mekânlarda milli piyango standları açılıyor. Saadet Partisi Denizli İl Başkanı Ahmet Eryılmaz manevi mekânlarda yaşanan kötülüklere tepki gösterdi: “Şehrimizin Bayramyeri Camii’nin gölgesinde kurulan çok sayıdaki kumar masaları halkımızı rahatsız etmektedir. Burası 15 Mayıs 1919’da, Yunan’ı şehre sokmamak için Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi’nin halkı toplayarak cihat çağrısı yaptığı meydandır. Bu görüntüler şehrimize, milletimize yakışmıyor.”

Bu atmosferde AGD insanımıza şefkat ve merhamet eli uzatıyor. Yaşanmaya değer ulvi hayatı gösteriyor. İnancımıza, aslımıza, kimliğimize davet ediyor. Bu onurlu çağrıya ilgisiz kalınabilir mi?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?