Gizle

3B Formülü!

1. B, “Burhan Kuzu”;

2. B, “Bıyık”;

3. B, “Bakan”ı temsil ediyor.

“İyi, tamam da, ne demek istiyorsun arkadaş!” dediğinizi duyar gibiyim. Şunları söylemek istiyorum;

* Hani, bugüne kadar bir türlü arzu ettiği makamlara gelemedi ya, Burhan abi!

* Hani, çok arzu etmesine rağmen kabineye giremedi, kırmızı plakalı arabaya binemedi ya, Burhan abi!

* Hani, asıl arzu ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı koltuğuna oturamadı ya, Burhan abi!

***

Tam da aslında en azından bunlardan birine vasıl olmak üzereydi ki neler oldu, neler!

Burhan abi, trende uygun olarak “bıyık” bıraktığında aklıma ilk gelen şu oldu: “Bu kez tamam! Bu kez Burhan abinin kabinede yeri hazır gibi… İlk kabine revizyonunda icracı olmasa bile en azından bir bakanlık koltuğu kesin… ”

Ben tam böyle düşünürken hiç beklemediğim bir şey yaptı, Burhan abi.

Ne yaptı?

Çok tartışılan son Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ilgili iki tane twit attı ve şunları söyledi:

adnan-oksuz-1.png?r=e0636300005b0a94c0ffeb3b931aea8b

1) “İşin özeti olarak, 15 Temmuz benzeri bir darbe veya terör saldırısı yeniden gerçekleşirse, bu ihanete müdahale edecek vatandaşlarımız kanuni olarak koruma altına alınacak!”

2)”KHK’daki düzenleme 15 Temmuz gecesi ve 16 Temmuz sabahı ile ilgili olmasına rağmen, CHP iç savaş çığırtkanlığı yaparak toplumu germeye devam ediyor. Merak ediyorum, yoksa 15 Temmuz benzeri bir darbe girişimine hazırlanıyordunuz da gafil mi avlandınız? Son KHK’dan teröristlerin korkması gerekirken CHP neden telaşlandı. CHP’ye önerim, bu korku filmi saçmalıklarını bırakın. Çıkan KHK’nın sınırı belli; çerçevesi ve amacı açıkça tespit edilmiş.’’

İlk paylaşımı ile sonraki paylaşımı arasında “anlam farkı” şeklinde yorumlanabilecek ifadeler olması, Burhan abiyi bir kez daha topun ağzına dikti!

Yanarım yanarım da şuna yanarım;

- Burhan abi, Burhan abi, hazır bıyık da bırakmış ve koltuğa bu kadar yaklaşmışken, burada topa girmen hesapları yine değiştirdi mi ne sanki!

Bilmiyorum ne dersin Burhan abi?

STOP PLAYİNG BLİND MAN!

Bravo bu öğrencilere…

Atakum Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, Suriye’de rejiminin kuşatmasındaki Doğu Guta’da annesini ve tek gözünü kaybeden Kerim bebeğe tek gözlerini kapatarak destek verdi.

Her alanda, sosyal sorumluluk projelerinde yer alan Atakum Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri anlamlı bir desteğe daha imza attı; öğrenciler sol gözünü kapatarak İngilizce, Arapça ve Türkçe sloganlarla Kerim bebeğin sesi oldu.

Doğu Guta’nın sembolü haline gelen Kerim bebekle dayanışmak amacıyla, spor yaparken, ders çalışırken sol gözlerini kapatan öğrenciler, Mehmet Akif Ersoy’un “Zulmü alkışlayamam” şiirini Kerim bebek için okudular.

“Welostourlefteyes but wewonmillions of leftsides (Sol gözümüzü kaybettik ama milyonların sol yanını kazandık)” sözleriyle Kerim bebeğe seslenen İngilizce proje öğrencileri, “Kerim bebek yalnız değil!” mesajı verdiler.

blobid0.jpg?r=fa2c68f54d76189b251edc9c0f2ff4ff

Atakum AİHL öğrencileri duygularını şöyle aktardı;

Zeynep Yıldırım: Mazlumların yanındayız. Proje İngilizce öğrencileri olarak sol gözümüzü kapatarak “Stop Playing Blind Man (Görmezden Gelmeyi Bırak) sloganı ile Kerim bebeğin sesi olmaya çalıştık.

Tuba Keskin: Ecdadımızın izinden gidiyoruz. Mazlumun her daim yanında, zalimin her daim karşısındayız.

Sedanur Gedikbaş: Dünyanın efendisi olduklarını düşünenler, hırsı ve doyumsuzluğu en çok kadın ve çocukları etkiliyor. Kim olursa olsun ve neye karşı olursa olsun mazlumun yanındayız. Kerim bebeğin gören gözü olacağız.

Merve Aydın: Savaşların en vahşisi Suriye’de görülüyor. Çocuklar, gençler, kadınlar… Şimdi ise annesini ve gözünü kaybeden Kerim ve bebek... Bütün dünya bu olaya karşı çıksa da biz, Kerim bebeklerin yanında olacağız, yanındayız. Allah zalimlerden elbet bir gün hesap soracaktır.

***

Tebrik ediyorum bu öğrencileri…

ÇOK İLGİNÇ BİR İDDİA!

Bana mail yollayan R. Yavuz, son derece çarpıcı bir iddiayı gündeme getirdi. Bakalım mı;

“Esselamü Aleyküm.

Saygıdeğer Adnan Bey, toplumun ufak gibi görünen fakat kendi içinde oldukça büyük olan meselelerini gündeme taşıyor, gerektiğinde yetkililere sesleniyorsunuz.

Binlerce ailenin olduğu gibi bizim de sorunumuz olan bir konu var; üniversitelerde eğitim döneminde yapılan sınavlar. Kendimiz gurbetteyiz ve evladımız vatanımızda yüksek öğrenimini tamamlıyor.

adnan-oksuz-2.jpg?r=3e0bf36606d44ce01408e679b492e379

Her sınav döneminde birçok eğitim görevlisi sınavlardan öğrencileri bütünlemeye bırakıyor. Sebepse, bütünleme sınavlarında öğretim görevlilerinin ekstra ücret almaları. İlk duyduğumda inanamadım. Şaka zannettim. Böyle saçmalık mı olur, dedim. Hatta ‘sınavını veremeyeceğini tahmin ediyor, bize böyle söylüyor’, dedim. Sonra, ‘bu dersi rahatlıkla verebiliyorum ama bu çalışmalarım nafile, çünkü bütünlemeye bırakılacağız, hoca ücret almak için daima böyle yapıyor’ deyince araştırmaya başladım. Bu birçok üniversite eğitim görevlisinin mutad uygulamasıymış. Farklı öğrencilerle görüştüm güldüler, ‘yapacak bir şeyimiz olmadığından biz artık kabullendik, kimse bunu değiştirmez’ diyorlar.

Bu nedenle ikinci bir sınav için ekstra zaman, ekstra yol ücreti sayısız masraflar oluyor, motivasyonlar kırılıyor. Çocuk okutmak çok mu kolay? Buradan yetkililere sesleniyorum. Lütfen, bu konuya bir el atılsın!”

***

İlginç değil mi?

YÖK yetkililerine buradan sesleniyorum ve diyorum ki; varsa böyle uygulamalar bunun üzerine gitmek gerekmez mi?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Turhani - Muhterem.. Adnan Bey,ilginç buluşlu yazılarınız biliyoruz.Tebrik ederiz.Konu şu, son ve zor zamanda Hükümet büyük bir reform yaptı deniliyor.Peki eksikleri yok mu? Var tabii ki... Taşeron işçilerle ilgili düzenleme kimini sevindirdi, kimini üzdü.Toplum elbette her kesimi ile memnun edilemez.Ama artık siz dahil Vekil İmamlar ve Fahri Kuran Kursu Öğreticilerinin Kadro Haklarını unuttunuz Toplumun asıl mağdur olanları bunlar.Bir devlet adaletle iş yapar.Hem dindar insan isteniyor hem de ailenin temeli olan kadın eğitiminde köy ve mahallelerde çileli bir şekilde çalışan Fahrilere Sınavsız Kadro verilmiyor.Bu sessiz ve sahipsiz kesim Hak ve kadro bekliyor.Fakat HÜKÜMETİMİZE ULAŞAMIYOR. SÜREKLİ ÇALIŞMA , MALİ VE SOSYAL HALKLARI KISITLI. SERVİS YOK. MÜFTÜLÜKLER İSE İLGİLİ DENEMEZ. GERÇEKLER BİLİNSE DE KONUŞULMAZ ALLAH AŞKINA DEVLET NEREDE? YAL HAKLARI KISITLIDIR. YAZIN İŞ YOK DEVLETE ÜMİT BAĞLAMIŞLAR. MAAŞ DEĞİL DİLENCİ ÜCRETİ İLE ÇALIŞIYOR VE YOL PARASI ÖDÜYORLAR. KURAN EĞİTİMİ DAHA ÇOK SAYGI, TALTİF,DESTEK İSTER. MUHTARLAR İLGİLENMİYOR. YER SIKINTISI VAR..Bu insanlar vatandaş değil mi? Üvey evlat mı?Bir milyonu aşkın insana kadro veriliyor, Diyanete Kadro yok. Çalışan Fahriler her yıl Sınavlardan geçirilerek iş başı yaptırılıyor.Yani ehil, layık Hocalar.Sınavsız KADROLARI adalet, hukuk eşitlik gereği değil mi* Artık bu haksız düğüm çözülsün..Son defa adalet gerçekleşsin Selamlar...

Yanıtla . 0Beğen 27 Aralık 21:06

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?