Dünya adalet gününde ne hissettiniz?

Namaz günde beş vakit, oruç yılda bir ay, hac gücü yeten her müminin ömründe bir kere yerine getirmekle sorumlu olduğu ibadetlerdir. Adalet ise aldığımız her nefeste, attığımız her adımda ve yaşamın tüm safhalarında titizlikle yerine getirilmesi gereken kuvvetli bir emir. Fakat görmekteyiz ki, adaleti yaşamlarından sürgün eden zihniyetler hiç yoktan iyidir deyip yılın bir gününü adalet günü ilan etmişler ne acı değil mi?

Ağzı süt kokan çocukların katledildiği ve şiddetin hiçbir sınır tanımadığı kör dünyada ortaya çıkıp da “bugün dünya adalet günü” demeniz bir anlam ifade edebilir mi? Söyler misiniz bu ifadeler Filistin’de, Myanmar’da, Doğu Türkistan’da, Irak’ta, Afganistan’da, Mısır’da, Suriye’de… Yetim kalan çocuklar, dul kalan kadınlar için ne ifade eder?

Bu ifadelerin çocukluk hakları ellerinden alınan yavrularımız için bir anlamı olabilir mi? Sanmam…

Şu bir gerçek ki, adaletin katillerinin yılın bir gününde adalet kavramını dillendirme ihtiyacı hissetmeleri sembolik olmanın ötesine gidemeyecektir, gidemez de…

Zira hemen her gün gök kubbeyi çınlatan o çocuk çığlıkları dramatik bir filmin kesiti değil. Sahile vuran o çocuğun cesedi hayal ürünü bir fotoğraf değil.

Atılan kimyasal gazla boğularak öldürülen çocukların çırpınışları dramatik bir filmin kesiti değil.

Yıkıntılar arasından çıkarılan o küçük kızın donuk bakışları, dramatik bir filmin kesiti değil.

Babası ile birlikte sığındığı duvarda kurşunlanarak hayata veda eden Muhammed Durra’nın o çığlıkları dramatik bir filmin kesiti değil.

Şehit oğluna sarılıp veda eden ananın o masum bakışları dramatik bir filmin kesiti değil.

İsviçre’de çocukları zorla elinden alınan o annenin feryadı dramatik bir filmin kesiti değil.

Peki, masum insanlar katledilirken ne oldu da, adaletin katiller dalga geçercesine dünya adalet günü deme cüreti gösterdiler? Anlamak mümkün değil…

Doğru… Bugün onurunu kaybetmeyen insanlar hak ve adaletin hâkim olduğu huzurlu bir dünyada yaşama özlemlerinden bahsediyorlar. Ancak zulmün ayak sesleri mahallemize, sokağımıza ve evlerimize kadar gelmişse, her şey yolundaymış gibi gözlerimizi kapatıp hayale dalmanın bir faydası yok. Peki, ne yapabiliriz? Allah’ın emrettiği şekilde adaleti önce benliklerimize sonra da bütün dünyaya hâkim kılmak zorundayız. Rabbim bunu biz Müslümanlardan istiyor. Fakat zulmü ortadan kaldırmak yerine zalimin kör cesaretini seyretmekle yetiniyoruz. O yüzden bir adım dahi ilerleyemiyoruz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Kasım Özdemir - Yazınızın her bölümüne katılıyorum.özellikle giriş bölümüne. Acaba adalet duygusuna daha geniş zaviyeden bakamadığmız için mi? İhraç edilen yüz binden fazla insanın hepsi mi terörist. Her türlü sıkıntının içinde ağlayan bir masum da olamaz mı. Adalet ah adalet. Adını kim yazdı yeryüzü sözlüğüne. Mademki yoksun! Selam saygı.

Yanıtla . 1Beğen 27 Aralık 11:53

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?