Gizle

TV5 sil baştan

TV5 yeni yüzü ve içeriği ile Türkiye’nin gerçek televizyonu olmaya hazırlanıyor.

Hepimizin sesi olmak konusunda iddialı. En çok da sesi kısılanların sesi olmak gibi bir misyonu yerine getireceğe benziyor. Ekranda gün boyu dönen tanıtım spotlarında bu vurguyu kuvvetlice görebiliyoruz. Dünyanın ve Türkiye’nin gerçek gündemini yansıtabilecek, geçici ve halkı uyutucu gündemlere iltifat etmeyecek bir televizyon kanalına gerçekten ihtiyaç var. Bu kez halkın bu beklentisi boşa çıkarılmamalı ve hayal kuran millet rüya da görebilmeli. Ruhu baki kalmak suretiyle TV5 sil baştan yenilenmelidir. Dünya mücadele tarihi aşk ve coşkuyla yola çıkıldığında nice olmaz denilen şeylerin nasıl mümkün hale geldiğinin örnekleriyle doludur. Beş duyudan ikisine (kulak ve göz) direkt, birine (dil) ise dolaylı etki eden görsel medyanın dejenere yaşam salvolarına karşı nasıl bir kültür savar vazifesi gördüğünü herhalde uzun uzun anlatmaya gerek yoktur. Karşıt kültürler kendi yaşam biçimlerini nasıl kitlelere empoze etmek için oyunu kuralına göre oynuyorlarsa, bu kültürlerle baş etmek üzere ortaya çıkmış sorumluluk bilincine sahip insanların da aynı derecede davranmaları gerekir. TV5’in bu beklenti açığını ve keyfiyet açlığını behemehâl kapatması, gürültü ve görüntü kirliliğini 2018’den itibaren izale etmesi müşterek arzumuz ve de beklentimizdir. TV5 farklılıkları içerisinde bulunduran bir kanal olmayı başarırsa bu hayat penceresinden dünyaya tanıklık eden insanlar hiçbir zaman seyirci kalmayacak ve dünyanın hallerine tanıklık edeceklerdir. O zaman üstat Sezai Karakoç’un sorduğu kritik soruyu gönül rahatlığı ile cevaplayabiliriz: ‘Olup bitenlerin olup bitmemesi için ne yapıyorsun?’

MAKEDONYA- ÜSKÜP VE YAHYA KEMAL

‘Üsküp ki Yıldırım Beyazıt Han diyarıdır/Evlad-ı Fatihan onun yadigârıdır.” Hep bu dizelerin izini sürerek ilk gençlik yıllarımdan itibaren Yahya Kemal şiirlerini okudum. Ta ki geçtiğimiz hafta Türkçe bayramı münasebetiyle üç günlüğüne bu şehre misafir oluncaya dek. Üsküp sokaklarında Yahya Kemal şiirinin izlerini sürdüm. Evet, bu şehir şairimizin sadece doğduğu yerdi belki, ama şiirinde bu iklimin ve coğrafyanın izleri hep capcanlı duruyordu. Şiirde aradığımı şehirde, şehirde aradığımı şiirde buldum. TİKA’nın davetlisi olarak Yahya Kemal’i Anlama ve Anma panelinde Cengizhan Orakçı, Yrd. Doç. Dr. Bahtiyar Aslan ve Prof. Dr. Yakup Çelik ile birlikte şairi bu düzlemde anlatmaya çalıştık. Bir yanda şehir diğer yanda şiir. TİKA yetkililerinin burada nasıl çalıştıklarını, soydaşlarımızla nasıl bir tarihi ve coğrafi köprüler kurduklarını büyük bir memnuniyetle gördük. Köprü dergisinin böyle bir amaca matuf olarak uzakları yakın kıldığına da yerinde şahitlik ettik. Dr. Selçuk Kürşat Koca, şair Mehmet Arif, bayan şairlerden Leyla Şerif Emin ve Üsküp Yunus Emre Enstitüsü müdürü Dr. Şemsettin Şeker’e ilgi ve alakalarından ötürü teşekkür borçluyuz. Üsküp üzerine daha çok düşünmek ve daha çok yazmak icap ediyor. Üsküplü gençlerin ve çocukların kültürel bir kıskaç altında olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı? İyi ki ecdat yadigârı camiler ve eski eserler var. Bu eserler Üsküplüleri tarihe bağlayan çok önemli hafıza kayıtları gibi. FETÖ örgütünün rahatça dolaşabildiği bir şehir olması Üsküp ile ilgilenmeyi daha bir ehemmiyetli kılıyor.

BU HAYAT BU ÖMÜRDE GÜZEL DURSUN DİYORSAN, DURSUN GÜZEL’İ OKUMALISIN!

‘Bakılmış Su’ kitabındaki mısra lezzeti henüz ruhumuzdaki yerini terk etmemişken Dursun Güzel bize bir iyilik daha yaptı ve bu kez ‘Kış Günleri ve Kilitler’ kitabıyla gönül telimizi titretti. Üç bölümden oluşan yeni şiir kitabında (Mevsimler, insanlar ve kilitler) şiirler daha bir uzun soluklu ve daha bir geleneğe dönük esintiler taşıyor. Geleneğe uyarak önce Münacaatla giriş yapıyor kitaba Dursun Güzel. ‘Beni esirge, beni bağışla, adın için…’ duasıyla şu dizeler ellerini semaya açar gibi: “bütün sorular hazır aklı geri sarmaya/ dilimi çevirsem bütün cevaplar hazır/ bilmiyorum gayret mi denir yaşadığıma/ defteri inceltmeye bir sözle başlıyorum’. Münacaat’tan sonra yine geleneğe uyarak ‘Naat’ geliyor Dursun Güzel’in kitabında. Yakarışını yakarışımıza yaklaştırıyor: ‘göğsümü nasıl döksem ey Nebi/bir kefem yok ağırlıktan başka’. ‘Kırk Satır Bir Naat’ şiiri tam da en hassas yerinde neticeleniyor: ‘gittiniz/ iki el kaldı Müslümana’. Ben Dursun’a derim ki şiir senin kaleminde kendine çok iyi bir yer ediniyor. Şiiri yazmamak gibi bir tercihin olabileceğini sanmıyorum bu raddeden sonra. Bir şey daha ekleyebilirsin şiirin dışında biricik yalnızlığına: Şiir üzerine düşünmek! Bu doğrultuda yazılar yazmalısın diyorum Dursun Güzel’e. Dursun Güzel’in kaleminde şiir üzerine yazılar yazmak güzel durur. Ey okur, bu genç şairi okumalısın. Bana neden diye sorma lütfen. Okuduktan sonra görüşelim.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

Cihan - Kultur yayinlari agirliklii yayin yapan bir TV kanalina o kadar ozlem duyuyoruz ki. Insallah yenilenen TV5 bu acigi hakki ile kapatir.

Yanıtla . 0Beğen 26 Aralık 11:50
01

Ali - TV 5, ilk kurulduğu dönemlerindeki yayın çizgisine dönmelidir yani daha muhalif bir çizgi. Zaten medyanın ezici çoğunluğu yandaş...

Yanıtla . 2Beğen 26 Aralık 09:39

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?