Gizle

Tomar Tomar Kumar

Hem de devlet eliyle!

Ve de devlet destekli!

Spor totosu, lotosu, müşterek bahsi, milli piyangosu, bilmem nesi ve nesi!

İşin ayet, hadis ve fetva yönüne girecek değiliz. Bunu herkes biliyor.

Hatta resmi fetva makamı Diyanet İşleri Başkanlığı bile, ilgili bakanın “bu fetva devleti ilgilendirmez” türünden acayip ve garaip bir söz etmesine rağmen “haram” fetvası verdi.

Bu kumar afetinin sosyal yönü büyük facialar içeriyor.

Binlerce mağdur, gözyaşı, aç, açık, çıplak vatandaş.

Yıkılan yuvalar, ezilen çocuklar, sönen gelecekler, yok olan servetler. Umut zaaflarını kezzapla tedavi etmek isterken, açılan kapanmaz yaralar.

Herkesin çevresinde bulunabilecek türden, evde rızık bekleyen çoluk, çocuk, eş ve aile fertleri, gözleri yollardayken, cebinde tomar, tomar kumar kağıdı ile o ganyan bayii senin, bu piyango gişesi benim, akşamlara kadar umut yiyip, umut içen, meteliksiz evine dönen, üzerine çevrilen nefret bakışlarını kaba kuvvetle bastırmaya çalışan kumarbazlar…

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bu işlerle neden ilgilenmediğini öteden beri merak etmişizdir. Kumar hastalığının, aileyi yıkan en önemli sebeplerden biri olduğunu bilmeyen mi var?

Devlet bu drama bir son vermeli değil midir?

Bundan takribi 10 sene kadar önce öğrenci evlatlarımızla buluşmak ve sohbet yapmak üzere Kıbrıs’a gitmiştik. Geceleyin arabamızla giderken yol kenarlarında çok miktarda yanıp sönen, renk değiştiren, hareketli neon lambaları ile ışıl ışıl mekanlar görmüş ve bunların ne olduğunu sormuştuk. Cevap enteresandı:

-Bunlar 1997’de Türkiye’de faaliyetleri yasaklanan kumarhanelerdir. Türkiye’den kovulunca, soluğu KKTC’de aldılar ve burada faaliyet gösteriyorlar.

İşte o zaman hafızalarımızdaki bilgiler bütünleşivermişti.

1997 yılıydı. Zamanın Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, derin devlete rağmen, cunta heveslilerine rağmen, Cumhurbaşkanı Demirel’e rağmen, Anayasa Mahkemesi’nin Türkiye’yi yıktıkları enkazın altında bırakmaya çalışan zamanın üyelerine rağmen Türkiye’nin baş belalarından biri olan kumarhaneleri kapatıvermişti. Büyük bir sosyal çıban deşilmişti. Milli Görüş ve Erbakan yeni düşmanlar edinme pahasına bu büyük hizmeti yapmıştı. Türkiye’den kovulan bu kumarhanelerin Kıbrıs’a gelip melanetlerini orada saçmaya devam ettiklerini o zaman öğrenmiştik.

Prof. Dr. Osman Altuğ Hocamızın kulaklarını çınlatmak zorundayız. Erbakan’ın bu kumarhaneler konusunda nasıl düşmanlıklar kazandığını her yerde anlatır.

Bugün iktidarda olanların birçoğu eski arkadaşımızdır. Uzun yıllar beraber çalıştığımız bu arkadaşlar, içkinin de, kumarın da, zinanın da ne kadar zararlı olduğunu bilen ve bunları kökünden kazıyacak siyasetleri akşam sabah konuştuğumuz kimselerdi. İnsan hayret ediyor, bu kadar değişime, bu kadar dönüşüme. Bütün imkânları ellerine geçirmiş olmalarına rağmen, Erbakan Hocamızın daha 7-8 aylık koalisyon ortaklığı da olsa yakaladığı ilk fırsatta kumarhane belasını kökünden kazıdığını bilmelerine rağmen, devlet eliyle icra ettirilen bu kumar belalarının yok edilmesi için hiçbir adım atmamış olmalarını hayretle izliyoruz.

Bırakın bu rezilliklerin kaldırılmasını, daha da yaygınlaştırmış olduklarını bugün herkes biliyor. Hatta “Milli Piyango” gibi melanet saçan bu müesseselerin başına, eskiden en çok bunlarla mücadele etmiş olan hocaefendilerin evlatlarını getirmeleri, hayretlerimizi daha da arttırmaktadır.

Ortalıkta dolaşan bazı fısıltılar hayretimizin dehşete dönüşmesine sebep oluyor. İnşaallah doğru değildir diye teselli olmaya çalışmaktayız.

Rivayetlere bakılırsa, bu gibi kumar fiillerinden elde edilen gelirlerin büyük bir kısmı ilim yuvalarına aktarılıyormuş. Elbette bu rivayetlerin bir dedikodudan ibaret olmasını temenni ve tercih ederiz. Yoksa haram olduğu kesin olan kaynakla yetiştirilen geleceğin ilim adamları, topluma “en hakiki mürşit” olabilirler mi dersiniz?

Gazeteleri açıyorsunuz, kumar reklamı, internette hangi köşeyi tıklasanız, kumar teşvikleri, televizyonlar, bilboardlar, ışıklı reklamlar, kumar reklamı.

Kaldırımlar trafiği aksatacak kadar uzun kuyruklarda, çoluk çocuklarının rızıklarını kumara gönüllü yatıracak zenginlik hayalcileri ile dolu.

Ya çıkarsa, diye avutulan saf vatandaşlar. Diyanetin fetvasının dahi kendilerini hiç ilgilendirmediğini sanan “cesur” vatandaşlar.

Çıkarsa öğrenci okutarak, cami yaparak, Kızılay kurumuna bağış yaparak vicdanını temizleyeceğini sanan saftirikler.

Madalyonun öbür yanı ise piyango veya diğer sosyal kumardan ikramiye kazanmış olanların akıbetleri.

Her birisi ayrı dramlar yaşayıp, adeta helak olup gitmişler.

Elbette bu dünya cezası.

Ya ukbada?

Rızkından kestiği ve perişan ettiği çoluk çocuk ve aile fertlerinin günahı yeter tek başına bunlara!

Ya bu kumarları organize edenler, teşvik edenler, elinde imkân varken ortadan kaldırmayanlar?

Düşünmek bile korkutuyor.

BOŞALMAK

Futbol, devasa stadyumlar, ne diye?

Milyon kişinin boşalması için…

Piyango, devasa baş ikramiye,

Milyon kişinin boş alması için…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Ekrem Şama - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Selam - Çorum da spor loto parası ile İmam-Hatip yapılıyor ;bu okuldan da dindar nesil yetişek...!

Yanıtla . 1Beğen 25 Aralık 21:05

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?