Gizle

Bir neslin hayallerini mahvettiler!

Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ve Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir’in de bulunduğu komuta kademesinin yer aldığı 60 sanık için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi, Cumhuriyet Savcısı.

Buna karşın, 28 Şubat Davası’nda yargılanan bazı isimler de, “Biz ne yaptık ki, yasalar neyi gerektirdiyse onu uyguladık…” dedi.

Gerçekten de öyle mi? Hiç mi bir şey yapmadılar, gerçekten? Bakalım mı hep beraber;

* Daha gencecik çocuklardı. Hayalleri vardı. Geleceğe dair umutları vardı. Kimi doktor olacak memleketin en ücra köşesinde halka şifa dağıtacak, kimi mühendis olacak baraj, yol, fabrika temelleri atacak, kimi ilahiyat alanında ülke insanına hizmet verecekti. İmam-Hatipli çocuklardan bahsediyorum; 28 Şubat süreci, “katsayı” garabeti ile bu çocukların hayallerini mahvetti, umutlarını tüketti. Zira anılan bu dönemde getirilen uygulama ile İmam Hatip Lisesi mezunu olup da üniversite giriş sınavına giren gençlerden büyük oranda puan kesilmeye başlandı. Neden? İmam Hatip mezunları istediği üniversitede okumasın! Kapana kapansınlar. Buharlaşsınlar. Kocaman kocaman siyasetçiler, hatta bazı başbakanlar bile İmam Hatiplileri “yarasa”ya benzetti! Sadece bu bile yeterli bir insan hakkı ihlali değil mi?

* Başka… “Postmodern darbe sürecinde binlerce öğretmen istifa etmek zorunda bırakıldı, binlerce öğretmenin görevine son verildi…

* Başka… Eğitim hayatında 600 bin başörtülü öğrencinin okullara ve üniversiteye girmesi engellendi.

* Başka… Binlerce askeri personel YAŞ kararlarıyla meslekten ihraç edildi.

* Başka… Binlerce kişi fişlendi. Binlerce kişi istemediği halde emekliye sevk edildi.

* Başka… Çok iyi hatırlıyorum, bir Başbakanlık Müsteşarı bir gece içinde binlerce memuru sürgün etti…

* Başka… “Batı Çalışma Grubu” adı altında neler yapıldı, neler!

* Başka… Bazı hesaplamalara göre bu darbe, ülkeye 387 milyar dolara mal oldu… 28 Şubat’ı destekleyen medyaya 3 milyar dolar kredi kullandırıldı. Bunun hesabı soruldu mu? Hayır! Darbenin sivil kanadı halen hesap vermiş değil. Özellikle medya ayağı. Unuttunuz mu o yüzkarası “asparagas” manşetleri?

* Başka… Türkiye’nin birinci partisi Refah Partisi bu dönemde kapatıldı.

* Başka… Bazı firmalar “yeşil sermaye” adı altında lekelenmeye çalışıldı.

***

28 Şubat darbesi sürecinde etkili olan ve şimdilerde pişkin pişkin “Biz ne yaptık ki!” diyen o isimlere, yukarıdaki satırlar kapak olsun!

Unutmadık, unutmayacağız…

SEYDA AHMET BEKİROĞLU BELGESELİ İZLENİR, BU AKŞAM…

Uzun süredir çalışmaları devam eden ve benim de bu köşede öncesinde duyurduğum “Seyda Molla Ahmet Bekiroğlu Belgeseli” bugün akşam saat 22:30’da TRT KURDİ’de yayımlanacak.

1945-2017 yılları arasında Doğu Anadolu’da İslamî ilimler ve İslamî mücadele tarihini, tasavvufun ve Millî Görüş Hareketi’nin bölgedeki etkilerini bu belgeselde bulacaksınız.

Ben izleyeceğim ve “Bu belgesel izlenir” diyorum…

***

Peki, geçtiğimiz Ağustos ayında Hakk’a yürüyen ve Önder Genel Başkanı Halit Bekiroğlu’nun da babası olan Seyda Molla Ahmet Bekiroğlu kim? İşte Seyda Bekiroğlu’nu anlatan birkaç satır;

* Millî Görüşçü olmayı cihat bildi. Amerika’ya düşmandı. Ümmet ve İslam Birliği dediğinde gözleri heyecanla parlar, kelimeleri cesaretle şakırdı.

* Hanesinde televizyonu yoktu. Evine Millî Gazete’den başka gazete de sokmadı. Gazetenin tamamını okurdu.

* Sabah namazı şöyle dursun, teheccüdü kaçırdığı vaki olmamıştır.

* Yürürken, otururken, bahçedeyken ağzından her daim cehri “Lâ ilâhe illallah” zikri ahenkli bir kısık sesle dökülürdü.

* Hayatı üç kelimeydi: İlim, tarikat ve Millî Görüş.

* Davasının delisi, İslam’ın müdafii idi.

* Küfre ve tuğyana karşı başı dik idi. Müslümanların feryadını kalbinde duyandı.

* İslam uğrunda sürüldü, sorgulandı; hayatının birçok safhası mahkeme koridorlarında geçti.

* Cezaevinden korkmazdı. On yıl cezaevinde vaizlik yaptı.

* Eli doksan dokuzluk tesbihinde, kalbi mücahidin mevzisindeydi.

* İlim öğretti. Cihat öğretti. Kınayıcıdan korkmadı.

* Müslüman gençlerin üzerine titrerdi. Çünkü şeyhi Haydar Baba ona, “Akıncı gençlerin hızını kesmemesini” öğütlemişti.

* Dinlerarası diyalog yapanların yüzlerine karşı cami kürsülerinde, “Allah katında tek din İslam’dır” nidasını yükseltti.

* İnsanların evlerinde konuşmaktan korktukları hakikatleri kürsülerden haykırdı.

* Koltuk ve makamlar önünde eğilmedi. Politika ve takiyye yapmadı.

EĞİTİMCİLER ŞİDDETE MARUZ KALMAMALI!

“Bir öğretmenin bırakın canına kastetmek, onurunu incitmek, mesleki saygınlığına tecavüz etmek kim olursa olsun hiç kimsenin hakkı ve haddi değildir. Öğretmenlerimizin mesleki saygınlıklarının itibarsızlaştırılmasına müsaade etmeyeceğiz. Öğretmenlerimize bu ve benzeri olaylarla bir daha kimsenin cüret etmemesi ve öğretmenlerimizin başta can güvenliği olmak üzere her türlü şiddetten korunması için gerekli adımların atılması için süreci takip edeceğiz.

Gerek toplumumuzda meydana gelen yozlaşma, gerekse uygulanan politikalar öğretmenlik mesleğinin itibar ve saygınlığında meydana gelen erozyon, ülkemizin eğitim kalitesi ve verimliliğinin azalmasına yol açmaktadır. BİMER, ALO 171 gibi kanallardan gelen yalan yanlış şikayetlerle rencide edilen, hakarete, tehdide maruz kalan öğretmenlerimizi asılsız şikayetlerden korumak için çıkarılan memurun korunması kanunu ise nedense bir türlü işletilmemiş, başta Bakanlığımız olmak üzere amirleri tarafından ise yalnız bırakılmıştır.

Yetkilileri gerekli önlemleri almaya çağırıyorum. Sadece 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde yapılan övgü dolu konuşmalarla öğretmenlik mesleğinin itibarı korunamaz. Üzülerek söylüyorum bu politikalarla eğitim camiasına uygulanan bu tür şiddet olayları son bulmayacaktır. (İshak Çelebi-DES Genel Başkanı)

MESAJ PANOSU

“Çok ünlü bir alışveriş merkezine gittim. Burada alış veriş yaparken bir de ne göreyim daha yeni aldığım akıllı cep telefonum çalınmış. Ne yapmam lazım? Hemen, güvenlik birimine gittim ve cep telefonumun çalındığını bildirdim. Ne oldu biliyor musunuz? Hiç oralı bile olmadılar. Yönetime gittim, onlar da ilgilenmediler. ‘Karakola git’ dediler. Karakol da hiç beklemediğim şekilde kayıtsız kaldı. Ben hakkımı nerede ve nasıl arayacağım?” (ADI SAKLI BİR OKUR)

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Cihan - 28 Subat tam bir kiyim ve felaket idi. Umarim sorumlulari gec de olsa hak ettikleri cezalari alirlar.

Yanıtla . 2Beğen 25 Aralık 12:03

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?