Dayaklara dayanma gücü

Dayak nasıl onur kırıcı bir ceza.

Hayvana, ağaca, çocuğa, gence, eşe, öğrenciye, askere, çalışana dayak nasıl incitici.

Ne kadar nefret ederim öğrencisini döven aciz öğretmenden.

Neferini döven budala komutandan.

Eşini döven sersem kocadan.

Sadece maddi ağrılar değil, manevi sancıların da müsebbibi dayak.

İnsan psikolojisine konan dinamit.

Dayakçı insanlarda, şiddet geni çok baskın mı ya da doğanın diğer sakinleri olan hayvanlar âleminin saldırganlık kodu ile daha mı fazla yüklenmişler.

Dayakçı insanlarda noksanlık, eksiklik, canavarlık had safhada.

Ne çare ki bu eksi insanlıklarını, bu canavar genlerini törpüleyeceklerine;başka varlıkları örseleyerek her yana kâbus olup çökmekteler.

Sadece kendilerini yerin dibine batırdıkları ile kalmıyor şiddet uyguladıkları masumları da; yaşamları boyunca geçmeyen manevi yaralarla bir başına bırakmaktalar, dahası o manevi yaralarla başetmek sadece kişi ile de sınırlı kalmayıp; yakınları ve ailelerini de girdaplara salabilmekteler.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanının, emniyet şeridini kullandığı için bir zabıtaya, arkadaşlarının önünde bağırdığı, sonra da defalarca tokat attığı, bayıltana kadar döverek şiddet uyguladığı anlar, güvenlik kameraları tarafından kaydedilmişti.

Kameralar kaydetmese yanına kâr kalacaktı daire başkanının.

Ne garip üstüne üstlük daire başkanı bir hukukçu imiş.

O tokatla o taşeron zabıta, sadece yaralanmadı, yere düşüp bayılmadı, kafasını gövdesini taşlara vurup darp almadı.

O tokatla arkadaşlarının önünde yüreği kan doldu.

Seyirlik oldu.

Görev arkadaşlarının, bütün Türkiye’nin hırsı da eklenip acınma kalesi ilan edildi.

Uğradığı hakaretle ömür boyu kalbinde baskısını hissedeceği bir travma oluştu.

Bir hukukçunun ifadesi ile ”Belediye, daire başkanını bu olay nedeniyle memuriyetten atamaz. Ancak dayak yiyen şikâyetçi olursa o zaman sonuç değişebilir. Yargılamanın sonucuna göre daire başkanı memuriyetten bile çıkartılabilir. Her şey, dayak yiyen memurun şikâyetine bağlı.”

Gelin görün ki dayak yiyen hâlâ mazlum.

Taşeron zabıta, efendiliğini hâlâ korumakta.

Bir kanala yaptığı açıklamada, görüntülerde her şeyin ortada olduğunu, yaşananları kendisinin de tasvip etmediğini belirten zabıta: “Ben çekici şoförüyüm. Emniyet şeridini kullanarak çalışıyorum. Şerit ihlali olduğu doğru. Bu sırada da müdür görmüş. Olayın çok detayına inmek istemiyorum. Hukuki yollara başvurup başvurmayacağımı henüz bilmiyorum. Büyüklerimiz ne emrederse onu yapacağım. Görüntüleri herkes gördü. Ötesi gerisi yok. Üstlerimden aldığım talimat doğrultusunda, kamu çalışanı olduğumuz için fazla konuşamayacağım. Büyüklerimiz zaten gereğini yaptı. Haberlerde neler yazılıp çizildiyse doğrudur. Ben çekici şoförüyüm ve trafik bürolarına bağlı olarak çalışıyorum.”

Şimdi bu taşeron zabıtadan çok Türkiye halkı galeyana gelmiş, bu dayağa dayanma gücünü yitirmiş, üstelik bir hukukçu olan dayakçı daire başkanından yaptığının hesabının sorulmasını beklemekte.

İstifası ile bazı şeyleri yerine getirdiğine inanan daire başkanı, memuriyetini de kaybetse, yine o taşeron işçinin manevi yaralarını asla restore edemeyecektir.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?